Sürücü Kursu İşletmecisi İbrahim Haydar Büyükeren şu ifadeleri kullandı;

"Bugün trafik ile ilgili probleme değineceğim. Arkadaşların bir kısmı biliyor; biz de bu konunun muhatabıyız. 17 yıldır trafikle ilgili eğitim alanında konunun bir muhatabı olarak karşınızda bulunmaktayım.

Şimdi trafik mevzusu tek başına bir kurumun veya bir kuruluşun çözebileceği bir mevzu değil. Yani trafik mevzusunu eğer ele alıyorsak ve bunun çözümüne yönelik bir hamle yapacak her şeyden önce trafik sorununu iyi anlamamız gerekiyor. Bunun paydaşları var. Trafik sorununun paydaşları; Millî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve belediyeler bu meselenin paydaşlarıdır.

Şimdi bu sorunun paydaşları trafik sorununu bütüncül olarak ele alarak değerlendirdikleri takdirde biz trafikle ilgili belli yolları alabiliriz. Eğer bu paydaşlar ortak bir politika çerçevesinde; sürdürülebilir ve uygulanabilir bir politika çerçevesinde birleşmezlerse veya bu konu hakkında iş birliği yapmazlarsa maalesef trafik sorunu hakkında çok fazla yol alabilmemiz söz konusu değildir.

Şimdi trafik sorununun etkilerini tabii kaza boyutuyla değil de çevreye olan etkileri ve maddi kayıplarımız çerçevesinde ele alacağım. Zaten diğer kayıplarla ilgili kamu spotlarımız gibi birçok bilgimiz var. Trafiğin gereğinden fazla yoğun olması ülke genelinde her birimizin hayatından 10 ile 25 dakika arasında zaman alıyor. Yine trafiğin yoğun olması yakıt tüketimini %20 ile %40 arasında artırıyor. Araçlar bu trafik yoğunluğu sebebiyle yıllık 2 ile 4 milyar litreden fazla yakıt tüketiyorlar. Bu yakıt tüketiminin maliyeti 100 milyar ile 200 milyar TL arasında oluyor. Zaman, yakıt ve verim kaybını toplam olarak değerlendirdiğimiz zaman da 150 milyar ile 300 milyar TL arasında bir kaybımız söz konusu oluyor.

Yine trafiğin çevreye olan etkileri var. 2 ile 4 litreden fazla yakıt tüketimi, 5 ile 10 milyon ton ek karbondioksit salınımı oluşturuyor. Yine şehir merkezlerinde 2 ile 5 derece arasında sıcaklık artışına sebebiyet veriyor. Tabii bir de bunun gürültü boyutu var. Gürültü kirliliği de önemli bir boyuttur; bu da 70 ile 90 desibel arasında gürültü kirliliği oluşturuyor. Buna bağlı olarak karbondioksit salınımıyla alakalı olmak üzere astım, KOAH ve kalp hastalıklarının artmasına sebebiyet veriyor. Yani trafik yoğunluğu karşımıza böyle yan etkiler çıkartıyor.

Şimdi paydaşlardan bahsettik. Çok kısa ben paydaşlardan bahsedip daha sonra olayı yerele getireceğim. Millî Eğitim Bakanlığı bu işin paydaşlarından bir tanesidir. Biz trafik sorunu dediğimiz zaman belki hiç göz önüne getirmiyoruz ama önemli bir paydaştır. Çünkü sürücü eğitimi ve sınavı gibi işleri Millî Eğitim Bakanlığı yapıyor. Eğer Millî Eğitim Bakanlığı bu görevini hakkıyla yerine getirirse trafikteki olası problemleri ortadan kaldıracağız. Mesela Millî Eğitim Bakanlığı yetkilendirdiği kurumlar eliyle sürücü adaylarında bir trafik kültürü oluşturmalı. Bu trafik kültürüne sahip olan sürücüler daha konforlu, daha hızlı ve daha ekonomik ulaşım neyse onun takibini yapıp o şekilde hareket etmeli. Yine Millî Eğitim Bakanlığı ülkemizin trafiğinin yoğunluğuyla alakalı kayıpları insanlara doğru şekilde aktarabilirse bunlar sürücülerin davranışlarında olumlu etki yaratacaktır. Yine Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim ve ortaokullarda trafik eğitiminin çocuklara ciddi ve etkin bir şekilde verilmesi gerekiyor. Siz bu işi baştan yapmazsanız sonradan bu işleri yapmak çok da kolay olmuyor. Onun için Millî Eğitim Bakanlığını gözden kaçırmamak lazım.

Yine diğer bir muhatap İçişleri Bakanlığıdır. İçişleri Bakanlığı trafikle ilgili denetim ve trafik kazalarına müdahale gibi görevleri yapıyor. İçişleri Bakanlığı ile ilgili yaşadığımız en büyük kriz tutarsızlıktır. Yani İçişleri Bakanlığı maalesef trafik konusunda çok tutarsız davranıyor. Yıllardır halkımızın da ifade ettiği bir konu vardı; trafik cezalarının caydırıcı olmadığı söyleniyordu. Bununla ilgili yakın zamanda belli adımlar atıldı ama burada da İçişleri Bakanlığında bir tutarlılık göremiyoruz. Cezaların uygulanması noktasında halkın bu konuda büyük çekinceleri var ve haksız da sayılmazlar. Özellikle bazı dönemlerde trafik konusunda hassas ve keskin tavırlar alınması, bazı dönemlerde ise gevşetilmesi halkın bu konuda tavır geliştirmesini ve kendini bir yere konumlandırmasını engelliyor diyebiliriz. Onun için İçişleri Bakanlığını da trafik konusunda gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bir diğer bakanlık da Ulaştırma Bakanlığıdır. Karayolları Genel Müdürlüğü Ulaştırma Bakanlığına bağlıdır. Karayollarının yapım, bakım, onarım ve standartlarının belirlenmesini bu bakanlık yapıyor. Ulaştırma Bakanlığı ile ilgili de şöyle bir durum var; trafik kazalarındaki suç unsurlarına baktığınız zaman yol yapım, bakım ve onarımdan kaynaklı kazalar çok düşük çıkıyor. Sebebi de muhtemelen o kadar düşük olmaması lazım ama trafik kazalarında kaza tutanakları tutulurken eğer ölümlü ve yaralanmalı bir trafik kazası söz konusuysa bu tutanakları trafik uygulayıcıları yapıyorlar. Baktığımız zaman bu yol hataları da sürücü hatası hanesine yazılarak geçiştiriliyor ama maalesef Ulaştırma Bakanlığının da bu konuda eksiklikleri var. İşte bu eksiklikleri de tamamlaması gerekiyor.

Diğer bir mevzu aslında bugünümüzün mevzusu olan belediyelerdir. Belediyeler yerleşim yeri içindeki yolların yapım, bakım, onarım ve düzenlenmesi gibi işleri yapıyorlar. Toplu ulaşım hizmetleri, otopark alanları, yaya ve mikro ulaşım düzenini belediyeler sağlıyor. Aslında bugünkü mevzumuz da buydu ama ben meseleyi biraz daha detaylı aldım. Şunun için aldım; trafik sadece belediyenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Hakkaniyetli yaklaşabilmek açısından bu gerçeği de dikkatinize sunmak istedim.

Şimdi Eskişehir özelinde problem odakları nelerdir? Eskişehir'de trafikle ilgili ne gibi problemler var? Birincisi kavşak tasarımları ve kavşakların yetersizliğidir. Evet, şu anda Eskişehir'de maalesef kavşaklar yeni yol yapılarına ve yeni trafik yoğunluğuna uygun değil. Tasarımlarının muhakkak tekrar elden geçirilmesi gerekiyor; bu önemli bir mevzudur.

Diğer bir başlığımız tramvay yolunun taşıt yoluna etkileri ve kesişim krizleridir. Az evvel Mühendisler Odası Başkanı da ifade etti; tramvay yolu Eskişehir için güzel bir ulaşım aracıdır fakat kara yoluyla kesiştiği yerlerde ciddi kriz kaynakları oluşturuyor. Maalesef Eskişehir'de taşıt yoluyla tramvay yolunun kesişimiyle ilgili hiçbir kavşak düzenlemesi söz konusu değil. Yani tramvayın veya taşıt yolunun aşağı alınması ya da yukarı alınması gibi en azından birkaç alanda düzenleme yapılması gerekir. Eskişehirlilerin hepsi biliyorlar; Çamlıca'dan tutunuz da Sanayi Kavşağı'na ve Ertuğrul Gazi Kavşağı'na kadar olan yerlerde ciddi krizler yaşanıyor. Onun için tramvay yolunun taşıt yoluna etkilerinin bence baştan aşağı tartışılması gerekiyor. Çünkü tramvay yolu sadece trafik yoğunluğunun çok olduğu alanlarda değil, mahalle aralarında bile şu anda problem oluşturur şekildedir. Bunun muhakkak tekrar ele alınması gerekiyor.

Trafik yönetimi hatalarıyla ilgili de burada ortak akıldan bahsediyoruz ama Eskişehir'de trafikle ilgili alınan kararlarda herhâlde böyle bir yaklaşım yok gibi görünüyor. Mesela son yapılan bisiklet yollarının ne kadar işlevsel olduğu Eskişehir halkı tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Ben aktif bir bisiklet kullanıcısıyım. Bisiklet yolundan en çok memnun olacak insanlardan bir tanesi benim ama işlevsel olması çok önemlidir. Trafiğin diğer muhataplarını veya trafiğin akışını bozmayacak şekilde kurgulanması çok önemlidir. İşte hepimizin takdir ettiği gibi yakın zamanda Eskişehir'imizde bisiklet yolları yapıldı ama bu yollar trafiği hem otopark yönüyle hem de trafik sıkışıklığı yönüyle nasıl etkiledi? Artı ve eksi yönüyle değerlendirdiğimiz zaman bize ne kazandırdı dediğimizde, takdir edersiniz ki çok olumlu bir tablonun karşımızda olmadığı görülüyor.

Bir sonraki maddede buna değindim. Biraz buna şunu da ekliyorum; yani trafik meselesini çözmede biraz irade eksikliği olduğunu da düşünüyorum. Bu önemli bir boyut. Çevre yolu sorunu, evet çevre yolu sorunundan az evvel Başkan da ifade etti. Maalesef Eskişehir’in bir çevre yolu sorunu var. Şu anda Ankara-İstanbul istikametinde olan çevre yolu iç yol hâline gelmiş durumda. Bunun artık bu şekilde sürdürülmesi söz konusu değil. Özellikle trafiğin pik olduğu saatlerde bu çevre yolu tıkanmakta ve bu çevre yolu aynı zamanda Eskişehir halkının birçoğu biliyorsunuz organize sanayi bölgesinde çalışıyor ve bu insanlar için zaman değerli. Organize sanayinin giriş ve çıkış saatlerinde ciddi anlamda yoğunluklara sebebiyet veriyor. Onun için güney ve kuzey çevre yolları noktasında gerekli iradenin ortaya, gerekli gayretin ortaya konulması muhakkak gerekiyor. Bu ihmal edilebilecek bir mevzu değil.

Alternatif güzergâh eksikliği; evet Eskişehir’in sorunlarından bir tanesi de bu alternatif güzergâh eksikliği. Yine Mühendis Odası Başkanı beyefendi söyledi. Deprem anında Eskişehir’in kuzeyi ile güneyi arasında irtibatın kesileceğinden bahsetti. Fesih Bey tabii bu konunun uzmanı ama ben de trafik içinde olan bir kişi olarak şunu merak ediyorum; acaba Eskişehir büyük bir depremle karşılaştığında, afet anında mahalleler arasında, sokaklar arasında bir iletişim söz konusu olabilecek mi? Benim öngörüm bunun çok büyük bir kriz yaratacağı noktasında. Muhakkak belediyelerin alternatif güzergâhlar konusunda çalışması gerekiyor.

Otopark yetersizliği; otopark yetersizliği de çok önemli bir sorun. Bir de Eskişehir’in özelinde şöyle bir sıkıntı var; keşke belediye yetkilileri burada olmuş olsalardı, kendilerine de sormak isterdim. Ben aslen Konyalıyım. Mesela Konya’ya gittiğim zaman ben otopark ücretlerinin çok ucuz olduğunu görüyorum, belediyenin yaptığı yerlerde. Ama Eskişehir’de çok yüksek geliyor bana. Yani İstanbul gibi, Ankara gibi büyükşehirlerin popüler mahallelerinde olan ücretlerin Eskişehir’de olduğunu görüyorum. Burada bildiğim kadarıyla, yanlış biliyorsam düzeltilsin, ticaret odalarının karar aldığı noktasında bir şey ifade ediliyor ama otopark alanlarının muhakkak makul seviyede olması gerekir ki insanlar otoparklara araçlarını koysunlar. Çünkü insanlar otoparka araçlarını koymadıkları zaman ne oluyor; trafik yoğunluğuna etki ediyor. Yani ikinci mevzu bu konuda da yine Fesih Bey’in bilgisi muhtemelen daha fazladır; müteahhitler eğer otopark yapmıyorlarsa belediyeye bir para veriyorlar. Doğru mu Başkanım? Bunlar belli fonda toplanıyor. Bu fon başka bir yerde kullanılamıyor. Acaba belediye bu fonları etkin bir şekilde değerlendirebiliyor mu? Ben bunu da merak ediyorum. Ne kadar para toplanıyor veya bunun halka dönüşü nasıl oluyor? Bu da benim merak ettiğim konulardan bir tanesi. Gerçekten ben gözlemlediğim kadarıyla böyle bir çalışmanın olmadığını görüyorum. Böyle bir çalışma yoksa neden yok? Fondaki para mı yetersiz? Fondaki para doğru mu değerlendirilemiyor? Çünkü siz eğer yeteri kadar otopark alanı yapmıyorsanız işte trafik yoğunluğu meselesine sebebiyet veriyorsunuz demektir.

Toplu taşımanın niteliksel problemleri; yani Eskişehir’de şöyle bir durum var. Şöyle bir siyaset olduğunu düşünüyorum; insanları toplu taşımaya yöneltme. Evet, bu doğru, makul bir şey. Ama az evvel de bahsettiğim gibi; yani toplu taşımaya yöneltmek istiyorsanız bunun daha konforlu, daha hızlı ve daha ekonomik olması gerekir. Yani bunun altyapısının hazırlanması gerekir. Yani böyle bir düşünce var, evet insanları toplu taşımaya yöneltelim yöneltelim diye bir düşünce var ama bunun yeteri kadar altının Eskişehir’de doldurulamadığını düşünüyorum. Hem toplu taşımanın ücreti noktasında hem işlevselliği noktasında insanları toplu taşımaya yöneltecek bir altyapının olmadığını düşünüyorum. Bu çalışmaların muhakkak yerelde yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Tek merkezli şehir yapısı; tek merkezli şehir yapısı da trafiğin yoğunluğuna etki ediyor. Fakat tabii ki benim bugüne kadar aklıma gelmeyen bir konuyu Mühendisler Odası Başkanı söyledi. Çok bildiğim bir konu değil ama kent merkezinde kentsel dönüşüme girmeden yeni imar alanlarının açılmasının pek uygun olmadığını söyledi. Teknik bir konu, benim üstünde çok yorum yapabileceğim bir konu değil ama netice itibarıyla tek merkezli şehir yapısı Eskişehir’de trafik problemini büyüten, trafik problemine olumsuz anlamda katkı sunan bir durum.

Sinyalizasyon; sinyalizasyonların dinamik olarak yönetilmesi mevzusunda sinyalizasyonların elden geçirilmesi gerekiyor. Yani sinyalizasyonlarda trafik yoğunluğuna göre sinyalizasyonun o kavşakları yönetmesi gerekiyor. Şimdi burada bir bakıyorsunuz, kavşak kolunun bir tanesinde bir tane araba var, diğerinde 10 tane araç var ama süre olarak ikisine de belli sürede hizmet veriyor sinyalizasyon. Bu sinyalizasyon yapılarının hızlı bir şekilde Eskişehir’de yenilenmesi gerekiyor ki çünkü kavşaklar, kesişim noktaları trafik yoğunluğunu tetikleyen en önemli noktalar. Yani siz sinyalizasyonu aslında ne kadar azaltabilseniz, keşke bir trafik manzumelerine, trafik kurallarına harfiyen uygulayabilen bir yapıda olsak da bu ışıkları mümkün olduğu kadar azaltabilsek. Çünkü siz bunu ne kadar azaltırsanız o kadar trafik yoğunluğu meselesini azaltmış olursunuz. Yine Eskişehir’de sinyalizasyonla ilgili muhakkak bir çalışma yapılması gerekiyor.

Yolların bakım onarım konusunda gerekli hassasiyetin maalesef Eskişehir’de gösterilmediği noktasında tahmin ediyorum ki Eskişehir halkının ortak bir kararı var. Maalesef bu konuda gerekli özen, gerekli dikkat gösterilmiyor. Onun için bu konuya da muhakkak özen göstermek gerekiyor. Çünkü yolların bakım onarımı aynı zamanda taşıtlarımız milli bir servet, taşıtlarımız ithal araçlar. Bunlarda olan hasarlar bizim milli kaynaklarımızın heba olmasına sebebiyet veriyor. Onun için yolların bakımı onarımı noktasında Eskişehir’in hassas davranması gerekiyor. Bir diğer mevzu da az evvel ifade ettim; yöneticilerin sorunların çözümü noktasında gerekli iradeyi ortaya koyamadıkları düşüncesini genel olarak paylaşıyoruz. Çünkü Eskişehir halkına yerel seçimler öncesinde sorulduğunda Eskişehir halkının en fazla problem olarak gördükleri şey trafik problemi. Halk böyle görürken yönetime talip olanların gündeminin böyle olmadığını görüyoruz veya seçildikten sonra bu gündem üzerine hareket etmediklerini görüyoruz. Evet, trafik konusu tek başına belediyenin çözebileceği bir konu değil, burada hakkını ortaya koymak gerekiyor ama bu hiçbir şey de yapılamayacağı anlamına gelmez. Yerelde belki bu bakanlıkların temsilcileriyle koordineli çalışılabilse ve gerçekten trafik konusunda gerekli hassasiyet ortaya konulabilse önemli şekilde yol alınabileceğini, trafik mevzusunda önemli yol alınabileceğini düşünüyorum."