ESKİŞEHİR HABER

İlerici Cumhuriyet Birliği Eskişehir'de açıklama yaptı; "Geleceğimizi kiralayan her anlayışın karşısındayız"

İlerici Cumhuriyet Birliği adına konuşan Irmak Ayşe Demirel, iki köprü ve yedi otoyolun 25 yıllığına devrine karşı çıkarak kamu yararı vurgusu yaptı.

Abone Ol

İlerici Cumhuriyet Birliği adına konuşan Irmak Ayşe Demirel şu ifadeleri kullandı;

“Son günlerde kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda; yapımı ve bakımı halkın vergileriyle finanse edilmiş bazı köprü ve otoyolların 25 yıllığına işletmesinin özel sektöre devredilmesi yönünde çalışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsama Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve KGM Anadolu Otoyolu, Adana-Gaziantep Otoyolu gibi önemli otoyollar dahildir. 2 köprünün ve 7 otoyolun yıllık kârı yaklaşık 600 milyon dolardır ve işletme giderleri gelirin %5 i bile etmemektedir.

Bu konu yalnızca teknik bir ihale meselesi değildir. Söz konusu olan; kamunun ortak varlıkları, ulaşım hakkı, ekonomik adalet ve gelecek kuşakların omuzlarına yüklenecek maliyetlerdir.

Bahsi geçen köprü ve otoyolların yapım bedelleri, yıllar boyunca bu ülkede yaşayan yurttaşların ödediği vergilerle çoktan karşılanmıştır. Bu altyapılar, kamu hizmeti üretmek üzere inşa edilmiş; ticari bir meta değil, kamusal birer araç olarak planlanmıştır.

Bu nedenle “devretme” adı altında atılacak her adım, kamu yararı ile özel kâr arasındaki tercih anlamına gelmektedir. Daha önce yaşanan benzer uygulamalar göstermiştir ki;

Özel işletmeye devredilen ulaşım altyapılarında geçiş ücretleri hızla artmakta,

Artan ulaşım maliyetleri, lojistik giderleri üzerinden pazara, markete ve temel tüketim maddelerine yansımakta,

Sonuçta bedeli yine halk ödemektedir. Ulaşımda yapılacak her artış, zincirleme biçimde hayatın her alanına sirayet eder. Bu nedenle konu, yalnızca araç sahiplerini değil; toplumun tamamını ilgilendiren bir meseledir.

Yine dünyadaki ve ülkemizdeki örneklerine gelirsek: Daha önce özel sektöre devredilen verilen bazı büyük ölçekli projelerde;

Yüksek geçiş ücretlerinin yanında, Osmangazi Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi kamu bütçesinden karşılanan uzun vadeli garanti ödemeleri vardır. Yani halk o yolu kullansa da kullanmasa da cebinden para çıkmaktadır.

Bu örnekler, endişelerimizin soyut değil; yaşanmış tecrübelerden kaynaklandığını açıkça göstermektedir.

Ayrıca bu özelleştirme politikalarının devlet kasasına sağladığı gelir büyük ölçüde geçici bir sıcak para etkisi yaratmaktadır. Kısa vadede bütçeye katkı sağlıyor gibi görünse de uzun vadede verilen garantiler, döviz bazlı ödemeler ve yüksek işletme taahhütleri kamu maliyesi üzerinde ciddi yükler oluşturacaktır. Bugün elde edilen geçici gelirler, ileride çok daha büyük mali sorumluluklar ve bütçe açıkları olarak geri dönecek. Yani kısa vadeli nütçe açığı kapatmak uğruna uzun vadeli ekonomik riskler alınmaktadır.

Cumhuriyetin kurucu felsefesi stratejik altyapının kamuda kalmasını, Devletin temel hizmetlerde düzenleyici olmanın ötesinde doğrudan sorumluluk üstlenmesini, Ulaşım, enerji ve haberleşme gibi alanların piyasa koşullarına terk edilmemesini savunur.

Bu yaklaşım ideolojik bir tercih değil; ulusal egemenlik, ekonomik bağımsızlık ve sosyal devlet ilkesinin doğal bir sonucudur. Anayasa’nın devlete yüklediği görev, Türk Halkının temel ihtiyaçlarını piyasa insafına bırakmak değil; adil, erişilebilir ve sürdürülebilir biçimde sunmaktır.

İktidara sesleniyoruz. Kamuya ait köprü ve otoyolların özel işletmelere devredilmemesini, Ulaşım politikalarının kâr odaklı değil, kamu yararı odaklı yürütülmesini, Tüm süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin esas alınmasını, Toplumsal maliyet doğurabilecek uygulamalardan kaçınılmasını talep ediyoruz. Hayallerimizi, emeğimizi ve umutlarımızı dar kalıplara sığdırmaya çalışan, geleceğimizi özel sektöre kiralayan her anlayışın karşısında dimdik duracağız.

Bu açıklama bir düşmanlık çağrısı değildir. Bu açıklama bir siyasi polemik de değildir. Bu açıklama, kamusal sorumluluğun ve yurttaşlık bilincinin doğal bir sonucudur.”