Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:
"Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No'lu Şube olarak şu ana kadar ilimizde olan herhangi bir olumsuz durum ve aksaklıkları öncelikli olarak muhataplarına ilettik. Bunda amacımız hem ilimizin hem de eğitim camiamızın olumsuz durumlarla gündeme gelmesini istemediğimizdendir.
Sarıcakaya ilçemizde epeydir süregelen bazı olumsuzluklar ve soruşturmalar sonucunda İlçe Millî Eğitim Müdürü görevden alındı (Bakanlık müfettişlerince). Öğrencilere mesaj atan öğretmen ilçeden alınarak Eskişehir merkeze daha yakın bir ilçeye sürüldü. Bu olayla ilgili olarak okulda yapılan toplantıda öğrencilere farklı kelimeler kullanarak bu mesajı atan öğretmeni savunmaya çalışan müdür yardımcısına ise sadece uyarı cezası verildi.
Olay, kız öğrencilere bir öğretmenin kendilerine mesaj atması ile başladı. (Mesaj örnekleri ki bunlar müfettiş raporunda vardır. Bu mesajlar sadece yurtta kalan, o ilçeden olmayan öğrencilere atılıyor. Bu mesajlar vakitli vakitsiz atılıyor. “Sen böyle giyinirsen milleti azdırırsın”, “Milletin ağzının suyunu akıtırsın”... Diğerlerini söylemeye eğitimciliğim el vermiyor. Hatta karşılıklı yazışmalar da var.)
Bu şikâyetler okul müdürüne gelince okul müdürü de durumu üst amiri İlçe Millî Eğitim Müdürüne bildiriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü durumu kabul etmiyor. Dilekçeleri almıyor. Sonra bu şikâyetler CİMER'den de gelince almak zorunda kalıyor (3 veya 4 gün sonra). Bu arada ilçe yöneticisi olan kişi de gelecek müfettişleri töhmet altında bırakırcasına “Merak etmeyin, müfettişler bizim arkadaşlar.” diyor. Okul Müdürü herhangi bir fiziki olay olmadığı için de karakola bildirmiyor. Bu olay ortaya çıkınca Okul Müdürü okuldaki öğretmenleri bilgilendirmek için toplantı yapıyor. Toplantıda okul müdür yardımcısı kadın arkadaş, mesaj atılan öğrencilerin sosyal medya hesaplarını açarak “Bu kızlar da böyle crop giyinirse millet de mesaj atar.” diyerek adeta mesaj atan öğretmeni savunuyor.
İlçede soruşturmalar yapılıyor. Dilekçeyi almayan ve değişik başka soruşturmaları olan İlçe Millî Eğitim Müdürü görevden alındı. Öğrenciler için “Bu kızlar da böyle crop giyinirse millet de mesaj atar.” diyen müdür yardımcısına sadece uyarı cezası verildi. Kendi isteğiyle yöneticilikten ayrıldı. Bütün bu olayları çıkaran ve öğrencileri koruyan okul müdürüne de “Niye zamanında bildirmedin?” diye kınama cezası verildi. (Cezayı Kaymakam Bey bir altına düşürdü ve İl Disiplin Kurulu da kaldırdı.) Pekâlâ, öğrencilere bu yakışıksız mesajları atan öğretmene ne oldu? Müdüre verilen cezanın bir üstü verildi; yani maaş kesim cezası aldı ve il merkezine daha yakın olan bir ilçeye sürüldü.
Bu olaylardan sonra ilçeye yeni bir İlçe Millî Eğitim Müdürü verildi. Kendisine başarılar dileyerek kolaylıklar diledim. Ancak gelinen noktada İlçe Millî Eğitim Müdürü tarafsızlığını yitirmiştir. İlçede adeta “Burada her şey benim.” deyip hareket eden bir sendikanın temsilcisine teslim olmuştur. O ilçe temsilcisi okul müdürüne şu sözleri söyleyerek adeta okul müdürüne savaş açtığını belirtmiştir: “Sen çocukların ağzına bakarak ilçe müdürünü, öğretmeni ve müdür yardımcısını yedin.” demiştir.
Sonra yeni İlçe Millî Eğitim Müdürü göreve başlıyor, okul müdürleri ile tanışma toplantısı yapıyor. Sıra lise müdürüne gelince “Ben seni duydum, sistemden de baktım, tanıyorum.” diyerek adeta gözdağı veriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürüne ve sendika temsilcisine şunu sormak isterim: Bu mesajlar kendi kızlarına atılsaydı bu kadar rahat olabilirler miydi?
Sonra İlçe Millî Eğitim Müdürü, okul müdürünü adeta mobbing bombardımanına tutuyor. Okul müdürü istifasını veriyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü bazı yerlere sorup kabul etmiyor. Okul müdürü çalışmaya devam ederken en son adeta kendini tehdit eden sendika ilçe temsilcisi hiç boş durmuyor. Her ayın başında okuldaki pansiyonda nöbet tutan öğretmenler belirleniyor, hiç kimse itiraz etmiyor. Ta ki Bakanlık 12 Haziran Cuma gününü tatil edinceye kadar. Önce bir kadın öğretmen, nereden cesaret aldı bilmiyorum, “Cuma günü hiçbir kuvvet bana nöbet tutturamaz.” diyor. Okul müdürü “Yasal mazeret olmazsa tutanak tutarım.” deyince kendisi rapor alıyor. Sendika temsilcisinin eşi de nöbet tutmayacağını belirtiyor. Ona da aynı şeyleri söylüyor. Hocahanım sonra eşine (sendika ilçe temsilcisi) soracağını söylüyor. Sonra sendika temsilcisi olan kişi eşinin nöbet tutmasını istemiyor. Okul müdürü de buna karşılık yasal mevzuatı söylüyor. Kendisi de okul müdürüne sert bir tavırla “Bu ilçenin neresi doğru ki sen ne yapıyorsun?” deyince okul müdürü de kendisine gerekli sertlikte cevabını vermiştir.
Okul müdürü bununla ilgili gerekli tutanağı tutacağını ve tutanağa bu sendika temsilcisinin ismini de yazacağını söyleyince İlçe Millî Eğitim Müdürü bu ismi yazamazsın diyerek kişiyi adeta korumaya almıştır. İlçe Millî Eğitim makamında da bu kişinin yazılmasını istemeyince İlçe Millî Eğitim Müdürü “Senin istifan hâlâ geçerli mi?” diyor. Okul müdürü de “Tabii ki.” diyor. Hatta “O dilekçenin tarihi geçmiştir, size yeni bir dilekçe vereyim.” diyerek dilekçesini veriyor.
Sonuçta öğrencilere ahlaka uygun olmayan mesajlar atan öğretmenin, bu öğretmeni canhıraş savunan İlçe Millî Eğitim Müdürünün ve öğrencilere kıyafetlerinden dolayı mesaj atılabileceğini savunan müdür yardımcısının intikamı alınmış oldu. Bu durum Üstat Necip Fazıl'ın meşhur şiirindeki ifadesini tekrar hatırlatmıştır: “Baba katiliyle baban bir safta.” Kendi ifadeleri ile 3-0 olan durumu sözde kendi lehlerine çevirmeye çalışmışlardır. Bize göre devletin itibarının zarar görmemesi esastır.
Soru 1: Okul müdürleri toplantısında sendika ilçe temsilcisinin katılma gibi bir durumu olmamasına rağmen hemen hemen tüm toplantılara katılmıştır. Lise müdürü “Arkadaşlar, bu kötü olayın arkasında durmayın. İlçemizden de geçen Sakarya Nehri'ne ve şair Necip Fazıl'a atıfta bulunarak ilçemizi ayağa kaldıralım.” dediğinde ilçe temsilcisi “Ayağa falan kalkamaz, biz nereye istersek oraya akıtırız.” cümlelerini kurabilecek cüreti nereden almaktadır, bilemiyorum. Bu kelimelere İlçe Millî Eğitim Müdürü niye kayıtsız kalmıştır? Yoksa İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde eş başkanlık sistemi mi vardır?
Soru 2: Özellikle lise kız pansiyonunda parçalanmış aile çocukları hafta sonu ailelerinin yanına pek gitmek istememesi üzerine okul müdürü pansiyonu açık tutmuştur. Okul müdürüne hafta sonu öğrencileri evci göndermesi için sözlü de olsa tavsiyeler yapılmış mıdır?
Soru 3: 12 Haziran tatil olunca nöbet tutmak istemeyen öğretmenler (birisi de ilçe temsilcisinin eşi) ile ilgili durumu sormak üzere İlçe Millî Eğitim Müdürü okul müdürünü makamına çağırıyor. “Sendika ilçe temsilcisinin konuyla ilgisi nedir, nasıl tutanak tutarsın? En ince ayrıntısına kadar inceleteceğim.” diyerek okul müdürüne gözdağı veriyor. Okul müdürünün açıklamasına izin vermeden (çünkü eşinin nöbet tutmayacağını telefon açarak sert bir tonda dile getiren ilçe temsilcisinin kendisi) “İstifa etmekte kararlıysanız, yani bu konuyu uzatırsan dilekçenizi onaylıyorum.” diyor. İlçe Millî Eğitim Müdürü, siz orada devleti mi temsil ediyorsunuz yoksa bir sendikanın temsilcisini savunmakla mı görevlisiniz?
Soru 4: Okul müdürü olmamasına karşın okul müdürleri toplantısına katılarak fikir beyan eden bu sendika temsilcisine niye bir söz söyleme cesareti bulamadınız? Yoksa korktunuz mu?
Soru 5: Lise müdürüne özellikle tutanaktan ilçe temsilcisinin isminin çıkarılmasını isteyince okul müdürü “Abdestinden, yaptığı işin doğruluğundan şüphesinin olmadığını; diledikleri takdirde nasıl olur bilemem ama yargı yoluyla dahi ilgili şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerinin kayıtları alınırsa haklılığı ve kibarlığının görülebileceğini söylemiştir.” İlçe Millî Eğitim Müdürü de “Biz onlarla uğraşmayız, istersek kusurunu buluruz.” diyerek ne yapmaya çalışmıştır? İlçe Millî Eğitim Müdürüne tavsiyemiz; araştıracaksan öncelikli olarak önceki kişi bazlı SGK borçlarının nasıl ödendiğidir. Ayrıca pansiyon kasası eksi bakiyedeyken 10 ay içerisinde nasıl bir tutum sergilenmiş ki artı bakiyeye çıkarılmıştır (hem de en güzel etli yemekler yapılarak) veya TYP'de ödenen ücretlerdir.
Soru 6: Sarıcakaya'daki ilkokulda kendi müdür olamadığı için şu anki okul müdürünü komik gerekçelerle şikâyet eden şahısla ilgili şu ana kadar hangi soruşturmalar kapatılmıştır? Yoksa Sarıcakaya'da soruşturmalar ve incelemeler kişinin sendikal bağına göre mi yapılmaktadır?
Soru 7: İşgücü Uyum Programı (İUP) kapsamında görev yapan bazı personellerin ilgili dönemde işe devam etmediği ve puantaj kayıtlarının bulunmadığı iddia edilmesine rağmen maaş ödemesi yapıldığı yönündeki bilgiler kamu zararına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tüm işlemlerin şeffaf şekilde incelenmesi zorunluluktur. Bu yapıldı mı? Buna karşılık, işten ayrılış sürecindeki bazı TYP personelleri hakkında geriye dönük işlem tesis edilmeye çalışıldığı yönündeki iddialar, benzer durumlarda farklı uygulamaların yapıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Bu durumları araştırdınız mı?
Soru 8: Kamu kurumlarında görev yapan yöneticilerin, kendilerine emanet edilen makam ve görev alanlarını yalnızca kamu hizmetinin gerektirdiği amaçlar doğrultusunda kullanmaları beklenmektedir. Özellikle aile kurumunun ve toplumsal değerlerin öneminin vurgulandığı bir dönemde, kamuoyunda makam odalarının görev dışı kişisel ilişkiler veya özel görüşmeler için kullanıldığı yönünde oluşan algılar kurumların saygınlığına zarar vermektedir. Kamu görevlerinin ciddiyeti ve devlet memurluğunun gerektirdiği temsil sorumluluğu dikkate alındığında, yöneticilerin görev yerlerini ve makamlarını kamu hizmetinin gerektirdiği sınırlar içerisinde kullanmaları gerektiği açıktır. Makam odalarını özellikle belirli saatlerde özel görüşmeler için kimin veya kimlerin kullandığını araştırdınız mı?
Soru 9: Yine çeşitli personel ve yöneticiler hakkında eğitim çalışanları, veliler ve kurum personeli arasında uzun süredir konuşulan iddialar bulunmasına rağmen, bu iddiaların araştırılması konusunda aynı hassasiyetin gösterilmediği yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. CİMER başvurularında kimlerin soruşturmalarının üstü kapatılmıştır?
Sonuçta; değişik suçlamalarla görevden alınan İlçe Millî Eğitim Müdürünün, öğrencilere uygunsuz mesaj atan kişinin ve bu mesajın bir nebze niye atılabileceğini savunan bir yöneticinin arkadaş çevresi tarafından bir nebze öç alınmaya çalışılmaktadır. Bu mesajları kendilerine sindiren kişilere diyecek bir şeyimiz yoktur. Ama bizim içimize sinmemektedir.
Sayın İlçe Millî Eğitim Müdürü; sınav puanı ile liseye müdür olarak atanan arkadaşımız istifasını vermiştir. Arzu ederseniz yine sınav puanı ile ilkokula müdür olan arkadaşımız da istifa etsin. Önceden olduğu gibi istediğinizi istediğiniz kuruma görevlendirin. Böylece hiçbir şey olmadan, olsa dahi görmezden gelerek kendinize yalancı bir dünya kurun. Nasıl olsa önemli olan kişisel çıkarlar, devlet veya öğrenci faydası çok da önemli değil.
Bir daha İl Millî Eğitimdeki yöneticiler “Taşra ilçelere yönetici bulamıyoruz, kimse yönetici olmak istemiyor.” kelimesini kullanmasın. İl merkezinde dahi yönetici olabilecek bu kişiler bir ilçeye gittiğinde durumları görülüyor. Sizler oralara yanlışa doğru diyebilecek kişiler bulun. Yanlışa yanlış diyenlerin yeri ilçelerde yok demek ki.
Eskişehir kamuoyu, sonuçta ne oldu?
İhmalleri olan İlçe Millî Eğitim Müdürü yan ilçe olan Mihalgazi'ye gönderildi.
Öğrencilere ahlaka uygun olmayan mesajlar atan öğretmen, il merkezine Sarıcakaya'dan daha yakın bir ilçe olan Alpu'ya sürüldü.
Öğrencilere bu mesajların adeta atılabileceğini savunan müdür yardımcısı uyarı cezası ile görevine devam ediyor.
Sarıcakaya'ya Mahmudiye'den sınav kazanarak gelen ve bu ahlak dışı mesajları içine sindiremeyip şikâyet ederek ortaya çıkaran okul müdürünü önce bir nebze istifaya zorluyorlar, şimdi de ya Mihalıççık ya da Beylikova'ya verebiliriz diyorlar.
Şimdi tüm kamuoyuna soralım: “Adalet bunun neresinde?”, “Vicdan bunun neresinde?”
Bizler, eğitim kurumlarının hiçbir sendikanın, grubun veya kişinin etkisi altında kalmadan; yalnızca hukuk, liyakat, eşitlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yönetilmesini talep ediyoruz.
Yetkili makamları, özellikle Valiliği; burada dile getirilen iddia ve değerlendirmeleri tarafsız müfettişler eliyle incelemeye, varsa kamu zararlarını ortaya çıkarmaya, sendikal ayrımcılık iddialarını araştırmaya ve kamu yönetimine duyulan güveni yeniden tesis edecek adımları atmaya davet ediyoruz."





