Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı:
“Önce bu fon skandalıyla ilgili sadece şunu söyleyeceğim. Başka hiçbir şey söylemeyeceğim. Kendi gerçeğinizi değerlendirin.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te şöyle demiş: 'Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Bu alanda düzenleme ihtiyacının farkındayız.'
Kasım 2025. Şimdi Kasım 2026. Bu bir yıl içinde iktidarın, hükümetin, AK Parti'nin yaptığı hiçbir iş yok. Sömürü devam etmiş, haksız kazanç devam etmiş. Bilerek ve isteyerek birileri oradan zengin olmuş. Önce girmiş, sonra çıkmış. Önce yatırmış, iş büyürken çıkmış ve sonuçta vatandaşın yüz milyar doları yok.
Şimdi bunu kim öderse ödesin, nasıl öderseniz ödeyin, mesele o değil. Mesele, bunu bilmiyoruz demenizin mümkün olmaması. Biliyorsunuz. Bakan, önlem alacağız diyor ama almamışsınız.
O nedenle bu iş bilerek, isteyerek ve organize bir biçimde işlenmiş bir suçtur. Bunu da dün Afyon milletvekilimiz Sayın Ali Bey çıkıp cesurca açıklayabildi. Dolayısıyla bu hesabı sormanız gerekir. Bunun hesabı sorulmadan bu iş düzelmez.
Aynı nitelikteki işin içinde olanların bir kısmı adliyenin arka kapısından gizli ifade verdi, çıktı. Bir kısmı tutuklandı. İşte hukuktaki çifte standart bu. AK Parti'nin hukuk anlayışı bu.
O nedenle biz bu işi Külliye meselesine getirip bağladığımız zaman çifte standardı bir kez daha görürüz.
Değerli arkadaşlar, Külliye 2004'ten bu yana Odunpazarı Belediyesi tarafından kültür ve sanat hizmetlerine tahsis edilmiş bir alan. Bakımı ve gözetimi belediye tarafından yapılmış.
Ama Külliye'de biraz önce Emre Genç'in okuduğu cam sanatlarıyla ilgili konuda başlattığınız işi devam ettirmemiştiniz. Bitirmemiştiniz, kapatmıştınız.
Biz seçildikten sonra Burhan Bey'in yapmış olduğu Uluslararası Cam Festivali'ni sürdürdük. On kez daha yaptık. Siz iki kez yapmıştınız, ondan sonra bırakmışsınız. Biz on kez daha yaptık.
Şu anda Cam Sanatları Müzemizde, gidip görseydiniz başka türlü hayranlık duyardınız, dünyada eşi benzeri olmayan eserler var. Bunu korumak, kollamak ve sürdürmek, Odunpazarı Belediyesi olarak bizim tarihe, kültüre ve sanata sahip çıktığımızın göstergesidir.
Bu işi dönüp dolaşıp alt kiracılardan aldığımız kiranın Vakıflara ödediğimiz kiradan fazla olmasına endekslerseniz, işte bakış açınız bu kadar olur. İçindeki sanatı, kültürü zaten yok sayıyorsunuz demektir.
Ben şimdi size bunu net rakamlarla anlatmak istiyorum.
Odunpazarı Belediyesi olarak Kurşunlu Külliyesi'ne 1 Ocak 2026'dan 30 Ekim 2026 tarihine kadar yapılan harcamaları açıklıyorum.
Kurşunlu Külliyesi'nin içindeki ortak kullanım alanları, tuvaletler, bahçe aydınlatmaları, kervansaray, soğuk cam atölyesi, dükkanlar, iş yerleri ve Ahşap Eserler Müzesi'nin toplam elektrik tüketimi 409 bin 523 lira 30 kuruş.
Yerleşkenin içinde bulunan aynı yerlerin toplam doğal gaz tüketimi 443 bin 366 lira.
Yerleşkedeki görevli temizlik işleri personelinin maliyeti 794 bin 873 lira.
Güvenlik personelinin maliyeti 3 milyon 238 bin 286 lira.
Cam sanatları atölyesindeki oksijen tesisatı ve diğer giderler de yaklaşık 134 bin lira. Toplamda 6 milyon 26 bin lira.
Bunlar birikerek geliyor. Elektrik ve doğal gaz giderleri birikerek geliyor. Aylık ortalaması 600 bin lira. Sadece bu iş için harcadığımız para.
18 tane kurs öğretmeni, teknisyen ve cam sanatçısı var. Bunlardan en düşük maliyetli olan bir kişinin yıllık maliyeti 958 bin 698 lira. 18 kişiyle çarptığınız zaman 17 milyon liradan fazla eder.
Orada 60 civarında ahşap atölyesinde, 100 civarında fotoğraf atölyesinde ve 20'nin üzerinde cam atölyesinde kurs gören, eğitim alan insanlar var. Onların işleri devam ediyor.
14 tane küçük işletme var. Kiracımız, alt kiracımız. Bu 14 iş yerinde çalışan insanlar evine ekmek parası götürüyor.
Şimdi bu şartlar altında biz diyoruz ki bir yasa çıkardınız. Geçmişi bırakalım. Vakıflarla davalı olanlara özel bir yasa çıkardınız.
Dendi ki 'İki ay içinde başvurmanız halinde, tüm şartları kabul ederseniz kira sözleşmeniz beş yıl uzar.'
Özel bir yasa. Biz de o yasaya uygun olarak başvurduk. Bu ne demektir? Tüm şartlarınızı kabul ediyoruz, biz sizinle sözleşme yapmak istiyoruz demektir.
Vakıflar bize yanıt vermedi. Süresi içinde kabul ya da ret etmedi. Hukukta zımnen ret denilen durum gerçekleşti ve biz bunun üzerine dava açtık.
Dedik ki biz kiracıyız. Bu yasa bize bu hakkı veriyor ama Vakıflar bize böyle bir öneride bulunmuyor. Yargılama devam ediyor. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermedi. Biraz önce de söylendiği gibi yargıya bizim müdahale etme gücümüz yok.
Onun üzerine Kaymakamlık bize bir tahliye yazısı gönderdi. 3 Kasım 2026 tarihinde burayı boşaltacağımızı bildirdi.
Ortada mahkeme kararı yok. Şimdi orayı anlatacağım, çifte standardı.
Kaymakamlık, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesine göre hareket ediyor. Berke Bey biraz önce okudu ama hatırlamanız lazım, okuduğunuzu bilmeniz lazım.
-
maddeye göre Vakıflar başvurdu. Vakıfların başvurusu üzerine Kaymakamlık tahliye kararı verdi.
Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği için de Kaymakamlık tahliye kararı vermişti. Orada da biz talep ettik.
Ama şimdi çifte standarda bakın. Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği ile aynı gün başvurduğumuz, şu anda Hakimevi olan yer için Kaymakamlık karar vermedi, veremedi.
Çankaya'da Valiliğin oradaki halı sahalarla ilgili Kaymakamlık karar veremedi ama Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği için verdi. 'Tahliye edin, boşaltın.' dedi.
Bu çifte standardın ne hale geldiğini görün. Zararını siz çektiniz. Dolayısıyla biz 'Boşaltın.' dedik ama ötekileri de boşaltın dedik. Ötekileri boşaltmadılar, sadece sizi boşalttılar. Bundan bilginiz de olsun.
Şimdi böyle olunca Odunpazarı'nda biz ne yapacağız diye düşündük. Yapılacak iş belli.
Bakın, yarın kamuoyuna da anlatacağız. Aşağı yukarı 400 sayfalık bir envanterimiz var. Orada duran malzemeler var.
Bunu bir saatte boşaltmak, bir günde boşaltmak, beş günde boşaltmak mümkün mü? Cam fırınlarının soğutulması bir hafta sürer. Soğutulduktan sonra götüreceğiniz yerde ısıtılması da aynı şekilde zaman alacak.
İnsanlar kursa gidemeyecek, çalışanlar işini yapamayacak. Dolayısıyla karar uygulandığı takdirde telafisi mümkün olmayan bir zarar doğacak. Hukuk böyle diyor.
Telafisi mümkün olmayan bir zarar. Boşalttığınız anda yürütmeyi durdurma kararıyla ilgili verilecek karar hiçbir işe yaramayacak.
Çünkü yarın saat 11.00'de burayı boşalttığınız takdirde, bir hafta sonra mahkeme 'Yürütmeyi durdurdum.' dese ne yazar, demese ne yazar?
O nedenle Kaymakamlık doğru bir karar vererek dedi ki 'Madem mahkeme bu konuda karar vermiyor, ben kararımı geri çektim. Yürütmeyi durdurma kararı çıkıncaya kadar bekleyeceğim.'
Bu doğru bir karardı, vicdani bir karardı, insani bir karardı.
Ama ne olduysa üç günde Adalet ve Kalkınma Partililer birbirine girdi. O onu dedi, bu bunu dedi, öteki şunu dedi. Yapılan baskılar bugün sabah saat 09.00'da Kaymakam Bey'in kararını değiştirmesine sebep oldu ve 'Yarın boşaltacağım.' dedi.
Ben şu anda bütün Türkiye'ye, bütün Eskişehir'e ilan ediyorum. Biz hiç kimseye bir şey teslim etmiyoruz. Kim alıyorsa alsın, nasıl alıyorsa alsın ama bunların hesabını sorarız. Bunların hesabını sorarız.
Ne yazık ki hukuken istediğimiz noktada olamadık. Çünkü mahkemeler karar vermekten kaçındı.
Geçen sefer direndik. Evet, direndik. Niye? Haklı bir gerekçemiz vardı. Yürütmeyi durdurma kararımız vardı. Buna rağmen boşaltmışlardı.
Şimdi yürütmeyi durdurma kararımız olmadığı için o eylemi yapamıyoruz. Yoksa o eylemleri yapmasını gayet iyi biliriz.
Şimdi burası kapatılınca ne olacak? Esas mesele odur.
Bir kere kültürün, sanatın ve turizmin merkezi olan Odunpazarı kararacak. Nasıl kararacak? Göç Müzesi nasıl karardıysa öyle kararacak. Dede Korkut Parkı'nda nasıl kargaşa olduysa öyle olacak. At Boyu nasıl olduysa öyle olacak.
Çünkü siz bu işi yapamazsınız, yapamıyorsunuz.
Üç tane müze, bir cam atölyesi ve fırını, üç festival, sizin başlattığınız Cam Festivali de dahil bu işler gidecek.
18 tane çalışan var orada. Şu anda 18 çalışan sadece sanat ve kültür bölümünde çalışıyor. Onlar sıkıntıya düşecek. 15 tane de küçük esnaf, işletmeci ne yazık ki sıkıntıya düşecek.
Şöyle olabilir. O küçük esnaf bizim yetkili olduğumuz dönemde ihale ile oraları kiraladığı için kira sözleşmeleri devam eder. Bu onların hakkıdır.
Ama orada belediyenin gücü olmadığı takdirde, belediyenin bu altyapıyı düzenleme gücü olmadığı takdirde küçük esnafın iş yapma kapasitesi neredeyse sıfıra iner.
Şimdi burada ne olacak?
Siz diyorsunuz ki 'Kaç sokak iyileştirmesi yaptınız, ne yaptınız?'
Odunpazarı Belediyesi 2014'ten bu yana 100 milyon liraya yakın kültür payı ödedi ama sadece 2,5 milyon lira alabildi.
Sizin döneminizde bütün kültür payları Odunpazarı Belediyesine geldi. Odunpazarı Belediyesi o sokak iyileştirmelerini yapmış sayıldı.
Odunpazarı Belediyesi orada kaç tane konağı yaptı, ticarete verdi?
Atatürk Lisesi'nde bir müze yaptık. Yeşil Efendi Konağı lokantaydı. Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneğinin boşalttığı yeri biz şimdi Odunpazarı Sanat Merkezi yaptık.
Ata Beyhanlı Müzesi yaptığımız yeri lokantaya kiraya vermiştiniz, hatta satmıştınız. Türk Dünyası Vakfına satmıştı Odunpazarı Belediyesi.
Biz geldikten sonra satın aldık. Parasını verdik, satın aldık.
Dolayısıyla yapmış olduğumuz pek çok konak iyileştirmesi ve restorasyonu zaten görülüyor. Bunların hepsini kamu hizmetine, kültür ve sanat hizmetine tahsis ettik.
Kardeşimizin, amcamızın, dayımızın ticarethanesi haline dönüştürmedik.
Bunun altını çizerek vurgulamak istiyorum. Biz burada doğru işler yaptık.
'Olumsuzlukların tümünden alışkanlıkla AK Parti'yi sorumlu tutuyorsunuz.' diyor Mehmet Kepez.
Bunu yapan AK Parti. Başka sorumluluk yok. Türkiye'de tek sorumlu var. Bu işlerin tamamından sorumlu olan Adalet ve Kalkınma Partili yerel siyasetçiler.
Bakın, Ankara'daki bilmez. Ankara'daki sizin Eskişehirli olmayan milletvekilleriniz de bilmez bu özelliği. Ama ne yazık ki burada ısrarla uygulamaya devam etmek istiyorsunuz.
'Yargı kararlarına saygı gösterelim.' diyorsunuz. Eyvallah. Yargı kararı verilmedi şu anda.
Yargı, yürütmeyi durdurmayla ilgili ya da Külliye'nin boşaltılmasıyla ilgili bir karar vermediği için biz itiraz ediyoruz.
Onu bekleyin. Madem saygı göstereceğiz, bekleyin 15 gün. Ne kaybederiz? Bir şey kaybetmeyiz. Ama maalesef beklemiyorsunuz.
Açıkça kanuna aykırı. O geçici 15. maddeye aykırı. Geçici 15. maddede 'Odunpazarı Belediyesi hariç.' demiyor. Bu, Vakıfların bütün kiracılarına tanınan bir hak.
Siz şimdi bunu dinlemezseniz, yerine getirmezseniz, Vakıflar bize niçin kiracılık hakkı vermiyor? Bunu anlatmıyor.
O nedenle açıkça kanuna aykırı ve uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zarar doğacak. Bu belli.
O nedenle hukuka aykırı bir işlem. Doğru bir iş değildir. Bunu üzülerek anlatmaya çalışıyoruz.
İnsanlarla kavga ederek, insanlarla dövüşerek bir iş yapmak istemiyoruz.
Ama bugün gazeteci Ayhan Aydıner'in yazısını okumanızı öneririm, Adalet ve Kalkınma Partili meclis üyeleri.
Ayhan Aydıner'in yazısını okuyun. Bu Vakıfların akıbetinin nereye gideceğini görün.
Siz 'Vermez.' diyorsunuz ama bakın, bu arkadaş Vakıflardan üç tane, on tane ihale almış. Herhalde bundan sonra burayı da o alacak.
Çünkü yaptığı iş de sizin söylediğiniz 'Aşevi işleteceğiz.' mantığına uygun. Herhalde bu arkadaş bütün Türkiye'nin aşını orada üretecektir.
İnsanları aç bırakıyorsunuz, ondan sonra da aşevinde karnını doyurup oy almaya çalışıyorsunuz. Bu böyle olmaz.
Özgür Özel'i dinlemeye alışın, devam edin. İyi şeyler göreceksiniz, iyi şeyler duyacaksınız.
Özgür Özel başından beri doğruları söylüyor ama siz dinlemediğiniz için anlamıyordunuz. Şimdi dinlemeye başlayınca Özgür Özel'in söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu görürsünüz.
Sarıgül ile ilgili iş bizi bağlamaz. Tarikatlarda, yurtlarda 'Bir kereden bir şey olmaz.' diyenlerle kıyaslayın. Siz oraya bakın.
Eğer oradan sizin içinizden birileriyle ortaklık çıkarsa da şaşmayın. Şaşmayın. Ben buna dilinizi korkak alıştırıyorsunuz diyorum.
Tarikat yurtlarında 'Bir kereden bir şey olmaz.' diyorsunuz ama başkalarını başka şeylerle suçlamaya çalışıyorsunuz. İşte çifte standart bu.
'Bize sahip çıkmıyor.' diyorsunuz. Kim? İddia ayrı, somutlaşmış hüküm ayrı.
Siz şimdi dört bin sayfalık iddianame hazırlamışsınız Ekrem İmamoğlu'nun üstüne. Diyorsunuz ki 'Sahip çıkıyorsunuz.'
Elbette sahip çıkacağız. Elbette sahip çıkacağız. Çünkü haklı savunmalarını niye dinletmediniz insanlara? Savunmalarını niye dinletmediniz insanlara?
Dört bin sene hapis isteniyor. Herkesle kavga eder, herkesle kavga etme hakkı vardır.
Böyle bir şey yok. Siz sadece kendinizin haklı olduğunu düşünüyorsunuz. Çünkü iktidardasınız. Öyle değil.
Hak, hukuk ve adalet herkese lazım olacak. Size de bir gün lazım olacak. O zaman sizi belki biz savunacağız.
Ben 30 yıllık ceza hukukçuluğu, avukatlığı yapmış birisi olarak ömrümü mağdurları, ezilenleri, sömürülenleri, dışlananları ve horlananları savunmakla geçirdim.
Bu noktada sıkıştığınız zaman ben hazırım. Hiç merak etmeyin.
Başınız sıkıştığı zaman yanınızdayız. Bizi arayın, hiç sıkıntı olmaz.
Ben bu işlerin bu kadar basit ve hafife alınacak işler olmadığını bir kez daha vurguluyorum.
Külliye Odunpazarı Belediyesinde kalmalıdır. Tıpkı sizin eski il başkanınız Dündar Bey'in dediği gibi, tıpkı Murat Özyan'ın dediği gibi, tıpkı diğerlerinin dediği gibi.
Ama mevcut il başkanınız tutturmuş bir şey, burayı almaya çalışıyor. Hiçbir şey beceremedi, burayı alarak 'Kazım Kurt'u yendim, Odunpazarı Belediyesini yendim.' diyecek.
Ne olacak yenersen? Adalet düzelecek mi? İnsanların karnı doyacak mı? Fon vurgunu bitecek mi? 20 bin lira emekli maaşıyla geçinilebilecek mi?
Bunları konuşacağız. Gündemi saptırın, gündemi bir tarafa atın ve bildiğinizi yapın. Öyle değil.
Mehmet Şimşek ne demiş? Kasım 2025'te 'Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz, tedbir alacağız.' demiş.
Ama almamışsınız. Şimdi alacağız diyorsunuz.”





