Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç gündür, hatta birkaç haftadır peş peşe Kurşunlu Külliyesi gündemimiz var. Ben açıkça şunu söylüyorum. AK Parti olarak, grubumuz olarak belediye ile Vakıflar arasında yaşanan bu olaydan çok mutlu değiliz. Vakıflar adına sevinmiyoruz, belediye adına da 'İyi ki çıkarıyorlar.' gibi bir düşüncemiz yok. Bunu belirtmek istiyorum.

Çünkü biz de yıllardan beri bu işin içindeyiz. 2004 yılında orayı Vakıflardan kiraladık. Daha önce orası çok bakımsız, çöplerin bulunduğu, virane bir yerdi. 2004 yılında biz orayı aldıktan sonra, hepiniz bunu biliyorsunuz, oraya canlılık ve hareketlilik kazandırdık.

Hatta Odunpazarı bölgesi 2004 yılında adeta bir çöküntü bölgesiydi. Virane evler, terk edilmiş yerler vardı. Alkol, uyuşturucu ve bali kullananların mekanları haline gelmişti. Gündüzleri bile insanlarımız orada gezmekten, o sokaklardan geçmekten ürküyorlardı.

Biz orayı gerçekten turizme kazandırdık. AK Partili belediye olarak Burhan Bey'in başkanlığı döneminde bunu gerçekleştirdik.

Şimdi ben daha önce de sordum. Eskişehir turizmine bir katkı sağlamak istiyorsak, Odunpazarı'nın yaşayan bir yer olarak buna katkı vermesini istiyorsak yapılan çalışmaları değerlendirmemiz gerekir.

Biz o dönemde yaklaşık 25-30 sokakta sokak sağlıklaştırması yaptık. Yaklaşık 300-350 evi 10 yıl içerisinde restore ettik.

Ben Sayın Başkana soruyorum. Kendisi de o dönemde bizim meclis üyemizdi. Konuya vakıf olduğunu düşünüyorum. Kendileri 12-13 yıldır Odunpazarı'nda kaç tane sokak iyileştirmesi yaptılar? Kaç tane evi restore ettirdiler? Ben onu merak ediyorum.

10 tane mi, 100 tane mi, 200 tane mi? Bilemiyorum. Şunu diyebilirler, 'AK Parti olarak siz zaten yapmışsınız, bize iş bırakmamışsınız.' Eğer böyle diyorlarsa onu da takdir ediyorum.

Şimdi burada Kurşunlu ile ilgili tabii ki bir yargı konusu var. Sayın Emre Genç söyledi, yargı devam ediyor. Tamam da Kaymakamlık neye göre hareket ediyor? Yargı deyince yalnızca siz mi biliyorsunuz bu yargıyı? Kaymakamlık bilmiyor mu? Hükümet, idare bilmiyor mu? Niye size tahliye için tebligat gönderiyor? Bunu da anlamış değilim.

Şuna kesinlikle cevap veriyorum. Külliye, yargı kararıyla Odunpazarı Belediyesinden alınırsa AK Parti olarak orayı alıp şu derneğe, bu derneğe verecek bir düşüncemiz de böyle bir yetkimiz de yok. Bunu söyleyelim. Onun dışında Vakıflar oranın ev sahibi, mülk sahibi.

Bakın, siz de belediye olarak aynı muameleyi başkalarına yaptınız. Ben bunu bizzat yaşayan birisiyim.

Ben Eskişehir İmam Hatip Mezunları Derneği Başkanı iken bizim oradaki binaya tahliye davası açtınız. 'Çıkın buradan.' denildi. Ben bizzat geldim, Sayın Başkanla görüştüm.

Dedim ki 'Başkanım, bakın bu binayı biz dernek olarak yaptık.' Neyle yaptık? Bağışlarla. Hayırsever arkadaşlarımız, durumu iyi olan mezunlarımız para getirdiler, biz yaptık.

Bakın, bunun şahidi şu anda grubumuzda meclis üyesi olan, o zaman imar müdürümüz olan arkadaşımızdır. O dönem görev yapan devlet bakanımız da şahittir. Orayı dernek olarak biz yaptık.

Sayın Başkana bunu izah ettim. Bana dedi ki 'Meclisten tahsis kararı almışsınız. On yıldan fazla veremezsiniz. Sayıştay bu yerlerle ilgili uyarıda bulundu.'

Olabilir, kabul ediyorum. Sayıştay uyarmıştır, haklıdır Sayın Başkan. Ama ben ona şunu söyledim. 'Öyleyse yeniden ihaleye çıkın. Biz de dernek olarak devam edelim.'

Kabul etmediler. Tahliye davası açıldı, tahliye kararı geldi. Yürütmeyi durdurmak istedik, kabul edilmedi ve biz orayı boşalttık.

Ben o binanın önüne gidip oturmadım. Oturma eylemi de yapmadım. 'Burayı biz yaptık.' diye bir eylemde bulunmadım. Yargı böyle karar verdiyse buna uyduk.

O zaman şunu da söylemiştim. 'Madem öyle, ihaleye çıkın. Biz de ihaleye girelim, alalım. Kirası kaç liraysa verelim.'

Orada bizim yanlışımız, resmi olarak belge ibraz edemememizdi. Yargı kararına uyduk ve çıktık.

Aynı şekilde Türk Ocağı Derneğinin binasını da Türk Dünyası Vakfının binasını da mahkemeye verdiniz, tahliye davaları açıldı.

Bunlar yapılırken hukuk oluyor da sizinle ilgili böyle bir karar verildiğinde niye 'AK Parti şöyle yapıyor, AK Parti böyle yapıyor.' diyorsunuz? Böyle yanlış yönlendirmelerden ve bakış açısından kaçınmak lazım.

Yargı sizin lehinize de karar verebilir. Diyelim ki mahkeme lehinize karar verdi. O zaman orada duracaksınız. Biz de 'Bunlar niye burada duruyor?' diye gidip oturma eylemi veya ayakta dikilme eylemi yapamayız.

Demokratik tepkinizi tabii ki gösterin, ona bir şey demiyoruz. Ama olayları siyasi bir bakış açısıyla yönlendirerek 'AK Parti bizim malımızı alıyor. Burayı AK Partili belediye alsaydı bu olmayacaktı.' gibi değerlendirmelerde bulunmak doğru değil.

Bakın, şu anda Vakıflar kendi mülklerinin envanterini çıkararak herkesten kiralarını almaya çalışıyor.

İl Tarım Müdürlüğünün binası Vakıflarındır, onlardan kira istiyor. Bilecik Valiliğinin eski tarihi konağı Vakıflarındır, Valilikten kira alıyor. Kastamonu Valiliğinden kira alıyor.

Yani bu normal bir şey. Ama siz kirayla ilgili Vakıflarla bir uzlaşı sağlayamamışsanız, o tabii ki yönetim olarak sizin probleminiz. Bunu da kalkıp AK Parti'ye fatura etmenin çok anlamlı olmadığını düşünüyorum.

Ama sizde şöyle bir alışkanlık meydana geldi. Eski CHP, yeni YENİ Partili olarak başınıza gelen her şeyden AK Parti'yi sorumlu tutma alışkanlığınız oldu.

Kafanıza bir şey düşse 'AK Parti yaptı.' diyorsunuz. Yolda ayağınız bir taşa takılıp düşseniz 'Bu taşı buraya AK Parti koymuştur.' diyorsunuz. Bir şey olsa yine AK Parti.

Bence bundan vazgeçmeniz lazım. Kendi içinizde işlerinizi daha düzenli bir şekilde yaparsanız bu işler düzene girer diye düşünüyorum.

Külliye konusunda daha fazla konuşmaya gerek yok. Yargı ne karar verirse her iki tarafın da yargı kararına saygılı olması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi Eti Göç Müzesi ile ilgili Emre Genç söyledi. 'Oradaki malzemeler nerede?' diye sordu. Oraya hiç gitmemiş anlaşılan.

Malzemeler aşağıda duruyor. Ben gittim, gezdim. Vatandaş da giriyor, geziyor, görüyor. Orada bütün malzemeler duruyor. Herhangi bir sıkıntı yok.

'Buraya çöktüler, buraya el koydular, malzemelere ne yaptılar?' gibi ifadeler kullanılıyor. Gidelim yarın bakalım, malzemeleri orada göreceksiniz.

Şimdi Külliye ile ilgili Kaymakamlığın yazısında ve Vakıflar Bölge Müdürlüğünün açıklamasında, orada çalışan esnafın ve diğer arkadaşların mağduriyetinin söz konusu olmayacağı söyleniyor.

Ev sahibiyle, yani Vakıflarla anlaşamazsanız, yargıda belediye aleyhine karar verilirse ne yapabiliriz? Yargı kararına saygılı olmak lazım diye düşünüyorum. Tabii takdir sizin.

Fon skandalıyla ilgili Odunpazarı Belediyesi YENİ Parti Meclis Üyesi Nihat Çuhadar'ın söylediklerinin büyük bir çoğunluğuna katılıyoruz. Altına da imzamızı atarız. Her şeyin mutlaka düzgün olması lazım. İnsanların mağdur olmaması lazım.

Tabii ki bazı olaylar gerçekleşebilir. Öngöremeyeceğiniz veya orada çalışanların art niyetinden, kötü niyetinden dolayı birtakım yanlışlıklar yapılabilir. Siz bunu fark ettiğinizde gereken tedbirleri alıyorsanız, yaptırımları uyguluyorsanız buna diyecek bir şey yok.

Şimdi burada Nihat Çuhadar, 'Hükümet, devlet bunu daha önceden bilmiyor muydu?' diye soruyor.

Ben de o zaman şunu sorarım. Siz belediyelerinizde ve partinizde meydana gelen olaylarla, iddialarla ilgili daha önceden niye tedbir almadınız? Vatandaşlar da bunu sorabilir.

Onun için burada bir yanlışlık varsa, bir atlama varsa, ki var, mağdur olan insanlar var, bunun gereği yapılmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız gereken açıklamayı yaptı. Gerektiği yere kadar gidilsin, ne gerekiyorsa yapılsın.

Burada fonlarla ilgili daha önce de konuşuldu. Hükümet tarafından defalarca açıklama yapıldı. Denildi ki burada hiçbir zaman kamu kaynaklarından para ödenmeyecek.

Fonların kendi içerisindeki kaynaklarla bu süreç yürütülecek. El konulan paralar ve gayrimenkuller var. Bunlardan karşılanacak. Bundan dolayı da kimsenin ümitsiz olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Olayları siyasi pencereden bakarak değerlendirirseniz işin içinden çıkamayız. O zaman bizim de size söyleyeceğimiz çok söz olur.

Belediyelerde yaşanan olaylar, en son ortaya çıkan iddialar, Türk ahlak yapısına uygun olmayan, insanların anlatmaktan bile hicap duyduğu iddialar var.

Bunlar öngörülebiliyor mu? Öngörülemiyor. Buradan çıkıp YENİ Parti Genel Başkanını veya CHP Genel Başkanını sorumlu tutamayız. Milyonlarca insanın olduğu bir yerde bu tür hatalar olabilir diye düşünüyorum.

Önemli olan bunlar ortaya çıktıktan sonra gereken tedbirlerin alınması ve yanlış yapanlara sahip çıkılmamasıdır.

Ben her zaman, defalarca söylüyorum. Aramızdaki fark şu. Biz yapılan hatalarla ilgili yanlış yapanın arkasında durmuyoruz.

Ama YENİ Parti ve CHP yönetimlerinin bu tür iddiaların arkasında dimdik durduklarını, 'Başkanlarımıza sahip çıkıyoruz, onlar böyle bir şey yapmaz.' dediklerini görüyoruz.

Geçenlerde Sayın Özgür Özel'i dinledim. O da artık bu olaylarda yaşanan durumları net olarak gördü. En son bir cümlesi vardı, hoşuma gitti.

Uşak Belediyesiyle ilgili 'Ne diyelim, kapak gibi ortada her şey.' dedi. Diyecek bir şey yok. Güzel bir gelişme. Kendisini takdir ediyorum.

Olaya böyle bakmamız lazım. Yanlış yapanın, hırsızlık yapanın, ahlaksızlık yapanın partisi olmaz. Kim yapıyorsa yapsın, ne gerekiyorsa kanun önünde, hukuk önünde herkes hesabını vermelidir diye düşünüyorum.

Şimdi bakın arkadaşlar, burası Odunpazarı'nı yöneten bir belediye meclisi. Öyle kahvede oturup kahve ağzıyla konuşur gibi burada konuşmanın bir anlamı yok.

Odunpazarı Belediyesi YENİ Parti Meclis Üyesi Sebahattin Tetik'in meclis üyemizle ilgili söyledikleri gerçekten hoş bir durum değil. 'Ne aldı?' diye soruyor.

O zaman biz de ona soralım. 'Sen YENİ Parti'ye geçerken ne aldın? Ne verdiler sana?'

Bu mantık yanlış bir mantıktır. Herkesin hür iradesi var. YENİ Parti'ye geçer, oradan geri gelir. CHP'ye geçer, oradan AK Parti'ye geçer.

Bizde olunca çok güzel, bize gelince çirkin oluyor. Böyle bir anlayış olmaz.

Bu mantıktan da bir an önce uzaklaşmanızı ve meclisin saygınlığına zarar verecek, halel getirecek konuşmalardan her iki grubun da kaçınması gerektiğini düşünüyorum.”