ESKİŞEHİR HABER

Kazım Kurt: "Yepyeni bir dönem başlayacak ve herkes bu süreçte yerini alacak"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Örgütü hakkında alınan kararların hukuka aykırı olduğunu savunarak sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"Alınan bir karar nedeniyle Eskişehir İl Örgütünün tamamının görevden alındığını ve il başkanımızın da tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildiğini öğrendik. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde zaman zaman yaşanan olaylardan biridir. Ancak son dönemde yaşanan butlan süreci, hukukun tamamen dışında işleyen bir tablo ortaya çıkardı.

Butlan kararının hiçbir hukukçu doğru bulmuyor. Hukukun temel ilkelerine aykırı olan bu karar, Cumhuriyet Halk Partisini bölüp parçalamaya yönelik bir adımdır. Bu kararın uygulanması noktasında sorumluluk üstlenen eski Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ise yapması gereken tek işi, yani olağanüstü kurultayı toplamak yerine, bunun dışındaki birçok adımı atmaya başladı. Oysa geçici yönetimlerin tek görevi partiyi olağanüstü kurultaya götürmektir. Bunun dışında başka bir görevleri yoktur.

800'ü aşkın kurultay delegesi imza topladı. Böylece 45 gün içinde kurultayın yapılması zorunlu hale geldi. Buna rağmen "Tedbir kararı var, kurultayı yapamıyoruz" denildi.

Parti Meclisi üye sayısı 3'te 2'nin altına düştü. Bu nedenle Parti Meclisinin tamamı düşmüş sayıldı. Böylece kurultayın 45 gün içinde yapılması zorunluluğu bir kez daha ortaya çıktı. Ancak yine "Tedbir var, kurultayı yapamıyoruz" deniliyor.

Parti Meclisinin toplanabilmesi için salonda en az 31 üyenin bulunması gerekiyor. Oysa bugün Cumhuriyet Halk Partisinde Parti Meclisi üyesi sayısı 27'ye düştü. Bu durumda hiçbir toplantının yapılması mümkün değildir. Buna rağmen "Kalan üyelerle devam ederiz" demek, hukukun tümünü yok saymak anlamına gelir. Bununla da yetinilmedi. Milletvekillerini disipline sevk etme yetkisi Parti Meclisine ait olmasına rağmen, MYK bu yetkiyi üstlendi. Üstelik buna dayanak olarak yanlış bir örnek gösterildi. Süheyl Batum örneği üzerinden bu kararın doğru olduğu savunuldu. Oysa Süheyl Batum hakkında verilen kararın yanlış olduğu mahkeme kararıyla tespit edildi. Dolayısıyla hukuken yanlış olduğu belirlenmiş bir karar emsal gösterilerek yeni bir uygulama hayata geçirildi. Bununla da yetinilmedi. Daha önce 9 ya da 10 il başkanlığı görevden alınmıştı. Son olarak 26 il başkanı görevden alındı. Sanıyorum il örgütleri de bu karara dahil edildi. Bunun anlamı şudur: Partinin 3'te 1'ini bir anda yok sayıyorum, geri kalanıyla yoluma devam ediyorum. Peki bu anlayışla iktidar olunabilir mi? Böyle bir kaygı yok. Yeniden genel başkan adayı olunabilir mi? Böyle bir kaygı yok. Cumhurbaşkanı adayı olunabilir mi? Böyle bir kaygı da yok.

Yapılan bütün bu uygulamaların Adalet ve Kalkınma Partisinin işine yaradığını, herkes gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da biliyor. Buna rağmen bu tutumundan vazgeçmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle Sayın İl Başkanımızın, il yönetimimizin ve disiplin kurulumuzun hiçbir şekilde üzülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar, antidemokratik bir dönemde herkesin başına gelebilecek uygulamalardır. Biraz önce sıraladığım nedenlerle bu kararların hukuken yok hükmünde olduğunu düşünüyorum. Böyle bir süreçte partiden ihraç edilmek ya da parti yönetimlerindeki görevlerden alınmak doğru değildir.

Ben, daha önce 3 kez disipline sevk edilmiş ve 2 kez partiden uzaklaştırılmış biri olarak her zaman şunu söyledim. Bizim duruşumuz halktan, Atatürkçülükten, demokrasiden ve hukuktan yanadır. Yoksulların, ezilenlerin ve dezavantajlı kesimlerin yanında duran bir anlayıştan, tam bağımsız Türkiye diyen bir ideolojiden geliyoruz. Zaten bu düşünceleri savunduğumuz için horlanıyor ve dışlanıyoruz. Bu düşünceleri savunmanın tek adresi Cumhuriyet Halk Partisi olmak zorunda değildir. Aynı ilkeler başka platformlarda da savunulabilir.

20 Temmuz'a kadar olağanüstü kurultay kararı alınmadığı takdirde mutlaka yeni bir yol bulunacaktır. Hiç kimse üzülmesin. Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılanlar başarılı olamadı. Çünkü partinin ana gövdesi yerinde duruyor, ayrılanlar ise küçük gruplar oluyordu. Ancak bu kez farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisinin ana gövdesi ayrılma noktasına gelmiştir. Geride kalacak yapı ise çok daha küçük olacaktır.

Bu nedenle karamsarlığa da umutsuzluğa da gerek yok. Eninde sonunda biz kazanacağız ve Recep Tayyip Erdoğan yönetimini ilk sandıkta değiştireceğiz. Hiç kimse moralini bozmasın. Hareketimiz Özgür Özel liderliğinde yoluna devam edecektir. Yepyeni bir dönem başlayacak ve herkes bu süreçte yerini alacaktır.

Ben de meclis üyelerimizle birlikte İl Başkanımızın ve tüm yönetimlerimizin arkasında olduğumuzu kamuoyuyla paylaşmaktan onur ve gurur duyuyorum. Buradayız. Önümüze ne gelirse hep birlikte göğüsleriz. Sonunda kazanan biz olacağız."