Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"3 polisin şehit olduğu gün bir eğlence yapmadık. Bunu doğru bilmeniz lazım. Biz bu halkın değerlerine sadık insanlarız. Biz bu halkın ihtiyaçlarını bilen insanlarız. Eğlencelerin kaynağı ne? Biz çok tasarruflu bir belediyeyiz. Bu tasarruflu belediye olarak bunları belediyeye külfet getirmeden, orada stant kiralayan hemşehrilerimizin katkılarıyla bu işi çözdük ve hiçbir biçimde kendi kesemizden zarar etmedik.

Türkiye'de yüzde 99'u Müslüman bir ülkede herkesin ibadet, inanç ve din özgürlüğüne saygı gösteren bir parti olarak bu noktada da hassasız. Hiçbir biçimde hiç kimseye baskı yapan, hiç kimsenin ötekileşmesine sebep olan iş yapmayız.

Açmış olduğumuz dava, bu sizin dediğiniz ÇEDES protokolüyle ilgili açmış olduğumuz davanın tarihi 2023. Çünkü o tarihte yapıldı o protokol. Siz yeni gördünüz herhalde, bir canlandırdınız bunu 2026'da acaba ne oluyormuş diye. Bu yeni bir şey değil, geçmiş olsun. Biz o davayı açtık.

Eğitim uzmanların işidir. Pedagojik formasyon almak zorundasınız ve çocuklara bunu da o doğrultuda öğretmek zorundasınız. Bu bir bilimdir. Bu imamın yapacağı iş değildir. Belediye de yapmıyor zaten. Belediyede şu anda diplomalı, sertifikalı 100 küsur öğretmenimiz var.

100 binlerce atanamayan öğretmen varken siz o öğretmenlere bu işi yaptırmayıp camiden getirdiğiniz imamlara yaptırırsanız, tarikatlardan getirdiğiniz insanlara yaptırırsanız olmaz. Eğitimi almamış, öğretme yeteneği olmayan, ne söyleyeceği belli olmayan bir grubu getirip okulun içine sokarsanız olmaz. Biz buna karşı çıkarız.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt olarak Belediye Kanunu'nun, anayasanın bana verdiği yetkiyi kullandım. Milli eğitimin içine, okulun içine imam sokulamaz. Öğretmenin dışında hiçbir kişi insanlara bunu öğretemez. İlahiyat fakültesini bitirmiş, öğretmen formasyonunu almış binlerce insanı atayın. Din dersi öğretmenini atayın, onların yaptırdığı eğitime bir itirazımız mı var? Din dersi okutulmasın mı diyoruz? Ama din dersini din dersi öğretmeni okutsun, imam okutmasın. İmam başka işe baksın. Hele hele böyle Ensar Vakfıyla bilmem neyle bu işleri yapacaksanız zaten doğru iş değil.

Türkiye'nin 2026 yılında kendi ayakları üstünde durması gereken, kendi ekonomisini canlandırması gereken, kendi hukukunu da bağımsız bir biçimde uygulamaya başlaması gereken bir yıl olmasını diliyorum."