CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı;

"Benim gündemim farklı. Benim gündemim halkın gündemidir. Buradaki insanların sorunudur. Bu insanların sorununu çözmek. A partisi bunu demiş, B partisi bunu demiş. Söylenen söz önemlidir. Halkın sorunlarıyla kim ilgileniyor? Halkın sorunlarının çözümü için hangi önerileriniz, modelleriniz var?

Buraya iyi ki geldim. Bu insanlar bir anlamda unutulmuş insanlardır. Bu insanların aileleri var, çocukları var, sorunları var. Alın teri döküyorlar, kazanmak istiyorlar, çocuklarını iyi okullarda okutmak istiyorlar. Bu çocukların sağlık sorunu var, bunların sosyal güvenlik sorunu var. Bu insanlarla ilgilenmeyen bir siyasi partinin veya bir siyasi liderin Türkiye'nin sorunlarını çözme kapasitesi yok demektir. Benim görevim, toplumun sorunları yoğun ama unutulmuş kesimleriyle bir araya gelmek.

Ben çöpten kağıt toplayan insanlarla da, tarlada çalışıp mesai saati olmaksızın, tarlada çalışıp alın teri döküp, alın teri ile kazanan insanların sorunlarını çözmek için ben yola çıktım. Benim siyaset anlayışım budur. Ben gidip başka bir yerde siyaset yapmıyorum. Halkın arasında siyaset yapıyorum. Dolayısıyla günlük kısır tartışmaların ötesine çıkmak lazım.

Bakın bugün sorunu olmayan hiçbir kesim yoktur. Sorunu olmayan hiçbir kesim yoktur. Çiftçiye bakın sorunu vardır. İşçiye bakın sorunu vardır. İşsizlere bakın sorunu vardır. Gençlere bakın sorunu vardır. Emeklilere bakın sorunu vardır. Sorunsuz kesim, 5'li çeteler ve onların yalakalarıdır. Onların hiçbir sorunu yoktur. Sarayda oturanlar, onların hiçbir sorunu yoktur. Onların hepsinin keyfi yerindedir. Onların halkın sorunlarıyla ilgilenmek gibi bir düşünceleri de yoktur.

Benim adım Kemal Kılıçdaroğlu ise ben bu ülkede herkesin sorununa eğilmek zorundayım. Bana oy versin veya vermesin, beni tercih etsin veya etmesin, ben onun sorunlarını çözmek zorundayım. Dolayısıyla CHP'nin içindeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmiyor.

Beni ilgilendiren şudur. Bu ülkenin sorunlarıyla kim ilgilenmek istiyorsa yanıma gelecektir, beraber gideceğiz, beraber sorunlara eğileceğiz. Birilerinin, birilerinin sözcüsü asla ve asla olmayacağız. Eğer sözcü olacaksak halkın sözcüsü olacağız. Eğer sözcü olacaksak şu çocukların sözcüsü olacağız. Onların okul sorunu var. Kim dile getirdi? Hangi siyasi parti dile getirdi? Oturuyorlar, akşama kadar konuşuyorlar Meclis'te. Ne konuşuyorlar?

Meclis'te olmayan, adına sahte pusula, oy oy pusulası gönderilen insanlarla ilgili bu Türkiye ne yaptı? Meclis Başkanı ne yaptı? Siyasi partiler ne yaptı? Ya parlamentoda bulunup da sahte oy pusulası gönderen sahtekarların hesabının sorulması gerekmiyor mu? Niye gerekmiyor? Ben bu çocukların hakkı için onu soruyorum. Bu çocukların hakkı için, bu aileler için.

Kadın, çoluk çocuk demiyorlar. Neredeyse günün 24 saati çalışıyorlar. Sizler de gördünüz hangi koşullarda çalıştıklarını. Peki bizim Anayasa ne diyor? Devlet sosyal devlettir diyor. Sosyal devlet, vatandaşın yanında, yoksulun yanında, dar gelirlinin yanında duran devlet demektir. Bu tablo sosyal devlet tablosu değildir. Burada üretici de zarar ediyor. Onlar da söylediler, zarar ediyoruz. Geçen yıl bilmem şu kadar dönüm ekiyorduk, bu sene ekenmiyoruz, o kadar olmuyor diyor. Dolayısıyla sizden istirhamım kısır tartışmaların ötesine çıkın.

Bir daha ifade edeyim. Kontrollü, yönlendirilen medya istemiyoruz. Halkın medyasını istiyoruz. Halkın sesi olacak. Şu çocukların hakkını savunacak. Ben bu çocukların hakkını, hukukunu savunan bir kişiyim. Benim tek hedefim var. Siyasetteki tek hedefim budur. Onun dışında hiçbir şeyim yoktur, kaygım yoktur. Benim tek kaygım bu çocuklar ve bu ülkenin geleceğidir. Bunun için de mücadele edeceğim. Hiç kimse endişe etmesin. Üzerimize baskılar gelir, yalan haberler üretilir. Nedendir? Hayatımda görmediğim yalan haberleri kontrollü medya sayesinde gördüm. Sosyal medyada gördüm. Ya ağzımdan çıkan A ise Z diye telaffuz edildiğini gördüm. Yazan şanlı şöhretli gazeteciler, köşelerinde oturan gazeteciler, saraylarda oturan gazeteciler, yalılarda oturan gazeteciler, halktan habersiz gazeteciler oturuyorlar koltuklarında beni eleştiriyorlar. Beni eleştireceksen senin istediğin televizyonda karşıma çıkacaksın. Kim kimi eleştiriyor? Kim kime hesap soruyor?

Biz hesap vermeye hazır bir siyaset anlayışını güdüyoruz. Bir siyasetçi hesap vermekten kaçıyorsa o, arkasında karanlık noktalar var demektir. Siyasetçi dediğiniz kişi halkına hesap verecektir. Kim soruyorsa hesap verecektir. Sonuna kadar gidecektir. O zaman anlarız ki siyaset kirlilikten arınmış. Kirli siyasetin bu ülkeye faydası yoktur, bu insanlara da faydası yoktur."