Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez şu ifadeleri kullandı;
"Cumhuriyet Halk Partisi grup meclis, meclis üyesi arkadaşımızın geçmişte yapılan darbelerle ilgili söylediklerinin birçoğuna biz de katılıyoruz. Çünkü o, halkın iradesine karşı yapılmış darbelerdi. 27 Mayıs, yıllarca 27 Mayıs’ı bayram diye kutlattı. Kim kutlattı? Onu gayet siz iyi biliyorsunuz. Orada 1 başbakan ve 2 tane bakan idam edildi. Onun dışında 12 Eylül’de darbeler yapıldı. Şu söylemine katılmıyorum. 12 Eylül sol örgütlere karşı yapılan bir eylem değildi. 12 Eylül, Atatürk ilke ve inkılapları bahane edilerek, bahane edilerek diyorum bakın, Atatürk istismar edilerek askeriyenin içindeki birtakım grupların halkın seçmiş olduğu meclise yapmış olduğu bir darbedir. Bu darbede Cumhuriyet Halk Partisi de o zamanki Adalet Partisi de Milli Selamet Partisi de Milliyetçi Hareket Partisi de, bütün partiler kapatıldı ve bütün dışarıdaki dernekler, vakıflar, sendikalar, hepsine darbe yapıldı. Sadece sol gruplara değil, onu düzeltmek istiyorum.
Bunun dışında, şimdi Cumhuriyet Halk Partisine yapılan bu uygulamayla ilgili, ben öncelikle grup, grup olarak Cumhuriyet Halk Partisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yani Cumhuriyet, tabii ki bu Cumhuriyet Halk Partisinin kendi iç meselesidir. Bizi çok fazla ilgilendirmiyor parti olarak ama ülke olarak, bu ülkede yaşayan insanlar olarak bir muhalefet partisinin bu hale düşmesinden tabii ki üzüntü duyuyoruz. Gerçekten yapıcı, ilkeli bir muhalefetin olması bizim de işimize yarar. Ülke yararına olmak şartıyla söyledikleri her şey dikkate alınacaktır. Ancak defalarca burada bunu gündeme getirdik. Bakın, bu sizin kendi iç meseleniz, kendi iç kavgalarınız. Şimdi yani bu işi burada hani somutlaştıracak olursak burası küçük bir meclis, diyelim ki Emre Genç arkadaşımız gitmiş Nihat Çuhadar'ı şikayet ediyor, onun yanında da Ayhan Bey de itirafçı oluyor, doğru diyor, biz bunları yaptık diyor. Yani örnek veriyorum, kusura bakmasın isimlerini verdiğim dostlar. Ama bundan dolayı hani şimdi kalkıp da Emre Bey şunu mu demeli? Ya bu adamları ayarlayan AK Parti grubu, bunlar yaptırıyor, bu çok mantıksız bir şey yani.
Şimdi başınıza gelen her şeyi AK Partiden bilmekten vazgeçin. Ha biz bunu sizin üzüntünüze veriyoruz, onun için bir şey, hani şöyle şey anlatırlar. Bir vatandaşın hanımı ölmüş, gitmiş suç işlemiş, hakim yakalıyor, ne yaptın evladım falan, hakim bey ya ben üzüntümden ne yaptığımı mı biliyorum falan diye savunma yapmış. Şimdi CHP’li olarak sizin de şey yaptığınız savunmalar üzüntünüzden, içinizdeki kargaşadan, kavgadan, yani dedikodudan, birbirinizle uğraşmaktan, ayak oyunlarından, işte ne söylediğinizi de bazen, yani ben şahısları itham etmek istemiyorum. Ama böyle bazen söylemler de artık çok sertleşiyor. Yani işte kurtuluşu dışarıda aramak, Amerika’dan yardım istemek, Amerikanist, Big dergisine demeçler vererek ülke çok kötü günlere gidiyor, işte şöyle oluyor, böyle oluyor, Amerika mı kurtaracak bizi? Bunlar yanlış şeyler. Muhalefet her türlü eleştiriyi yapabilir. Her türlü eleştiriyi yapabilir ama hiçbir zaman bir muhalefet partisi veya muhalefet milletvekili, genel başkanı ülkeyi dışarıya şikayet etme gibi, kötüleme gibi bir lükse sahip değildir. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir.
Hukuk tabii ki herkese lazım. Şimdi şunu söylüyoruz arkadaşlar, bakın, içine düştüğünüz belediyelerinizin ve partinizin şu anda hukuksal anlamda içine düştüğü durum, sizin kendi iç çekişmelerinizden kaynaklanan bir şey. Adam belediye başkan yardımcısı, gidip şikayet ediyor. Belediye başkanı danışmanı, gidip şikayet ediyor. Belediye meclisi üyesi şikayet ediyor. Delegeler gidip şikayet ediyor, bayramda bize para verdiler, dolar, euro, euro gidiyor, bunları AK Parti yaptırıyor, Tayyip Bey yaptırıyor. Yani, ben, Tayyip Bey, Allah Allah, bu kadar güçlü mü? Yani bu içinizde bu kadar çürük adamı nereden bulup getirdiniz? Sahip çıksaydınız, düzgün adam getirseydiniz. Adam peştemalle, havluyla otelde yakalanıyor, Tayyip Bey mi havluyu taktı adamın beline, götürdü onu oraya, attı yani? Şimdi onun için bu tür şeyleri kendi içinize dönerek bir öz eleştiri yaparak, öz eleştiri yaparak ya acaba biz nerede yanlış yaptık, nerede hata yaptık diye düşünmek, eleştiri, değerlendirme yapmak yerine AK Partiyi, işte faturayı AK Partiye keserek işin içinden çıkmaya çalışıyorsunuz, o mümkün değil.
Şimdi, bu mutlak butlan denilen şey, sayenizde bunu da öğrenmiş olduk. Biz hukukçu olmadığımız için, hukukçu başkan ve başkan yardımcımız belki biliyordu ama biz bilmiyoruz. Ben ilk defa CHP sayesinde mutlak butlan şeyi öğrendik, öğrenmiş olduk, teşekkür ediyoruz. Şimdi şunu söylüyorum arkadaşlar, bakın, 27 Mayıs darbesinde rahmetli Menderes ve arkadaşlarına idam kararı verildiğinde bunlardan hiçbirisi çıkıp biz devleti tanımıyoruz, bu hukuk kararına karşıyız, bu hükümet, bu mahkeme kararı işte o zaman diyelim ki CHP’nin yargısı falan demediler. Rahmetli Erbakan Hoca'ya 28 Şubat darbesi yapıldı, partisi kapatıldığında ben devlet falan tanımam, bu hukuk, hukuksuzluktur, bu mahkeme bilmem şunun yargısıdır, kabul etmiyoruz falan demedik. Cumhurbaşkanımız bir şiir okudu diye, devletin resmi ders kitaplarında yazılı olan bir şiiri okudu diye yargılanıp ceza aldığında, Cumhurbaşkanımız aynı zamanda çıkıp ben devleti tanımıyorum, bu mahkemeler işte CHP’nin yargısıdır falan demedi, gitti cezaevinde yattı, çıktı, Cumhurbaşkanı oldu. Onun için ha belki sizin içinizden de böyle çıkar mı, bilemiyorum da oradan. Onun için şunu söylüyoruz, hukuksa hukuk kardeşim, bize veril, yapılan kararlar, cezalar hukuk oluyor da sizin için yapıldığında niye olmuyor? Bize partimiz kapatıldı geçmişte, yani Erbakan Hoca'nın partileri kapatıldığında manşetler atılıyordu gazetelerde, şeriatın kestiği parmak acımaz. Ya bize gelince bizim parmağımız acımıyor, size gelince parmak acıyor. Bu nasıl parmak, anlayamadık yani. Sizin parmağınız çok mu narin yani, bunu anlama, anlamıyor, anlamıyoruz. Onun için hukuksa herkese lazım. Yani burada kalkıp işte bu yargı, sarayın yargısı, sarayın yargısı, ya böyle şeyler hukuk adamları olarak bir kere size yakışmayan ithamlardır diye düşünüyorum.
Şimdi bu bir tür ithamlarla hakimlere bağırıp çağırmakla, mahkemelerde hakime bağırıp yazıklar olsun size diye bağırmakla, hey işte başsavcım bak geliyoruz, yakarım, yıkarım, şunu yaparım, bunu yaparım demekle, sokaklarda işte bağırıp çağırmakla, yakıp yıkmakla, taşkınlık yapmakla hak aranmaz ki. Hakkınızı tabii ki herkes hakkını arayacak. Demokratik usullerde yürüyüş de yapabilirsiniz, partinizde nöbet de tutabilirsiniz 24 saat, hiç önemli değil ama kamuya, özel mülkiyete şuna buna zarar vermemek, kimseyi itham etmemekle. Yani insanları böyle bu şekilde ayrıştırmadan, bu işte yargı sarayın yargısı, bu Seçim Kurulu sarayın, bu şunun, bu bunun, yani sizinle ilgili olumlu kararlar çıktığında sesiniz çıkmıyor, o zaman bu yargı yargı oluyor ama ceza aldığınızda sarayın yargısı oluyor. Bakın mahkemelerde işte takip ediyoruz Silivri’de, her mahkemede 5 kişi, 10 kişi neyse tahliye kararları veriyor. Bu, bu kararları veren hakimler kimin hakimi? Yani bu ülkenin hakimi değil mi? Onun için ben Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlerin daha sağduyulu bir şekilde düşünmenizi, birbirinizi böyle çok fazla itham edici cümleler kurmadan, yıkmadan, yakmadan, ben şöyle bir söz hatırlıyorum, buna kelamı, kelamı kibar denir. Deniyor ki sevdiğinizi çok fazla ölürcesine sevmeyin, bir gün düşman olabilirsiniz, düşman olduğunuzu da ölürcesine düşman olmayın, bir gün sevebilirsiniz. Onun için yani daha dün göklere çıkardığınız insana bugün hain damgası vurmak, yani eleştiri mutlaka yapılacak, eleştirebilirsiniz, sen şunu yaptın bunu yaptın, yanlış yaptın ama hainlikle işte adamın kişisel özellikleriyle falan.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanına "Çirkin bıyıklı." falan diye böyle, ya bunlar hoş şeyler değil artık. Artık işi sakala, bıyığa kadar indirdiniz. Daha fazla aşağı inmeyin lütfen.
Bu konuda şanslısınız, bıyığınız yok, kesmek zorunda kalacaktınız. Yani sayın vekiliniz İbrahim Aslan Bey'in de bıyıkları var yani olabilir, bizim de var. Yani şimdi bıyık mı kesecek CHP'li milletvekilleri veya meclis üyeleri? Herhalde ben bunu hani espri olsun diye söylüyorum ama bunun altında bir gerçeklik var. Yani sevmediğiniz insanların kişisel özellikleri, görüntüsü ile ilgili birtakım şeylerin söylenmesi yani sizin partiniz açısından hoş olmayacaktır. Yani biz kenarda alır kahvemizi, oturur sizi seyrederiz."





