ESKİŞEHİR HABER

Mehmet Kepez'den Odunpazarı Belediyesi'ne eleştiri; "Hiç sorumluluk almadan zamları yapıp geçiyorsunuz"

Mehmet Kepez, mecliste yaptığı uzun konuşmada emlak vergisi artışları, belediye uygulamaları ve yatırımlarla ilgili ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez şu ifadeleri kullandı;

"Bir kere şunu açıkça söyleyeyim: Burada hiç kimse kalkıp da samimiyet testi yapmasın. Kimin samimi olup olmadığına karar verme yetkisi CHP grubunda değildir; böyle bir yetkileri ve güçleri de yoktur. Aksi hâlde biz de sizi başka şeylerle suçlarız ki bu hoş bir durum olmaz. Sürekli “samimiyet”, “dürüstlük” gibi kavramlar üzerinden konuşuyorsunuz. Elbette herkes samimi olacak, herkes dürüst, açık ve şeffaf olacak. Ama “siz çok iyisiniz, biz kötüyüz” şeklinde bir mantık olabilir mi? Sayın Grup Başkanı’nın bu sözlerini grubumuz adına iade ediyor, kabul etmiyoruz.

Şimdi Sayın Başkan, geçen meclis toplantısında emlak vergisiyle ilgili bir açıklama yapmıştınız. “Bizim ne suçumuz var, siz hazırladınız, getirdiniz, biz de uyguluyoruz” anlamına gelen ifadeler kullandınız. Bu nedenle emlak vergisinin geçmişine, yani cemaziyülevveline gitmek istiyorum.

2025 yılında gazetelerde şu manşetler atılmıştı: “Deli Dumrul vergisi isyan ettirdi.” Bu manşetlerin atılmasının sebebi, partinize bağlı birçok belediyenin İstanbul başta olmak üzere çeşitli yerlerde emlak vergilerini fahiş oranlarda artırmasıydı.

Birkaç örnek vereyim:
Beylikdüzü’nde 10 ila 17 kat,
Üsküdar’da yaklaşık 20 kat (%700),
Şişli’de 46.000 liradan 420.000 liraya (%803),
Başakşehir’de ise 1.134 liradan 65.000 liraya (%5.637) varan artışlar yapıldı.

Bu artışlar bölgeye ve mahalleye göre değişiklik gösterse de tablo genel olarak buydu. Bunun üzerine hükümet, “CHP’li belediyeler keyfi ve ölçüsüz artışlar yapıyor” gerekçesiyle, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Mahalli İdareler Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Demir’in koordinasyonunda bir çalışma başlattı.

Bu çalışmalar sonucunda Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından da duyurulan şu karar alındı:
2025 yılında, 2026 yılı için takdir edilen arsa ve arazi metrekare birim değerleri dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca 2026 yılı için hesaplanan bina ve arazi vergi değerleri, 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki katını geçemez.

Altını çiziyorum Sayın Başkan: “İki katını geçemez.” Bunu okuyan herkes gayet net anlayabilir. Siz de bir hukukçusunuz. Bu ifade, üst sınırın iki kat olduğunu; bunun altında bir değerlendirme yapılabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Kabul etmeseniz bile durum budur.

Her fırsatta “halkçıyız, halkın yanındayız, milletin yanındayız” diyorsunuz; açlıktan, susuzluktan, krizden bahsediyorsunuz. Ancak bu tür değerlendirmeler gündeme geldiğinde, hiç sorumluluk almadan zamları yapıp geçiyorsunuz.

Geçen toplantıdaki emlak vergisi açıklamasına izah getirmek için bunları söylüyorum. Hükümet bir gecede yüzde 300 zam yapmadı. Sizin belediyeleriniz yüzde 1.000, 2.000, 3.000 hatta 5.000 oranında artış yapınca, hükümet buna bir sınır getirmek zorunda kaldı. Bu sınır “iki katını geçemez” şeklinde belirlendi. Uygulamada bu, yüzde 200 artış anlamına gelir; yani 100 lira olan vergi 300 lira, 1.000 lira olan vergi 3.000 lira olur.

Buna rağmen her zamanki gibi “topu hükümete atarak” kamuoyuna, “Hükümet çıkardı, biz de mecbur kaldık” diyorsunuz. Oysa gerçek şu: Hükümet, sizin belediyelerinizin ölçüsüz ve uçuk zamlarına fren koymuştur. İsteyen meclis üyeleri gider, rakamları araştırır. Her şey ortadadır. “Uyduruyorsunuz” deme lüksünüz yok; kimin ne yaptığını gayet iyi biliyoruz.

Geçen toplantıda Sayın Emre Bey, iftar çadırlarıyla ilgili olarak “Tasarruf genelgesi çıktı, millete iftar veremiyoruz” dedi. İsterseniz verirsiniz, hiçbir engel yok. Festivallerde, eğlencelerde, kutlamalarda nasıl yapıyorsanız, Ramazan ayında da yapabilirsiniz. Bunun faturasını hükümete kesmenin bir anlamı yok.

Ben bu belediyede 2004–2014 yılları arasında, 10 yıl boyunca başkan yardımcılığı yaptım. Her Ramazan ayında 5-6 noktada, günlük 5.000 kişiye iftar veren çadırlar kurduk. Bugün sizin meclis üyesi olan arkadaşlarımızdan bazılarıyla da birlikte çalıştık. Hiçbir zaman belediyeden para ödemedik; sponsorlar aracılığıyla yaptık. Konsere sponsor bulabiliyorsanız, iftara da sponsor bulabilirsiniz Sayın Başkan. Burada hükümete fatura çıkarmanın anlamı yok.

Hükümet yatırımları konusuna gelince; elbette Odunpazarı Belediyesi ile hükümeti kıyaslamıyoruz. Böyle bir kıyaslama zaten abes olur. Hükümet yaklaşık 80–90 milyon vatandaşa hizmet ediyor, biz ise Odunpazarı’nda 400–450 bin vatandaşa. Bizim anlatmak istediğimiz, hükümetin yaptığı yatırımları ve icraatları görmediğiniz ya da görmek istemediğinizdir. Sürekli inkâr politikası izliyorsunuz.

Odunpazarı’nı kıyaslayacaksak Konya Selçuklu’yla, Meram’la, Gaziantep Şehitkamil’le, Kütahya’yla kıyaslarız. Bunları da zaman zaman burada dile getiriyoruz; kim ne yapmış, kim ne yapmamış.

Sürekli çevre yolu diyorsunuz. Önce kendi mahallelerinizdeki yollara bakın. Kenar mahallelerde çamur, toprak, dökülen taşlar var. Bunlarla ilgilenmiyorsunuz ama sürekli çevre yolu diyorsunuz. Çevre yolunu kim yapar? Hükümet. İnşallah seçimden önce bu işler tamamlanacak. Alpu yolu devam ediyor. Seyitgazi yolunda çalışmalar sürüyor. Sarıcakaya yolunun yarıdan fazlası bitti. Mihalgazi yolunda çalışmalar devam ediyor. Bunları görmeniz gerekiyor.

“Eskişehir’e şu kadar yatırım yapıldı” dediğimizde, “Verilen maaşları da mı sayıyorsunuz?” diyorsunuz. Evet, sayıyoruz. Siz de belediyede personel maaşlarını gider kalemi olarak gösteriyorsunuz. Bu her yerde böyledir.

Gelelim asıl meseleye: Odunpazarı Belediyesi bu dönemde ne yaptı? Geriye dönüp baktığımızda ortada koca bir sıfır var. Sadece makyaj belediyeciliği yapıyorsunuz. Birkaç çiçek, birkaç park düzenlemesi… Gerçek yatırımlar yok. Odunpazarı halkı hizmet bekliyor.

Biz burada sadece eleştiri yapmıyoruz, çözüm önerileri de sunuyoruz. Ancak siz her seferinde konuyu saptırıp suçu başkalarına atıyorsunuz.

Odunpazarı’nın trafik sorunu ne olacak?
Otopark sorunu ne olacak?
Kentsel dönüşüm bekleyen mahalleler ne durumda?

Bunlara cevap verin. Hükümetin yatırımlarıyla uğraşacağınıza, kendi sorumluluk alanınızdaki işleri tamamlayın. Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Odunpazarı halkının daha iyi hizmet alması için buradayız ve bu eleştirileri yapmaya devam edeceğiz.

Eskilere kıyasla hükümet tarafından Eskişehir’e daha fazla yatırım yapılıyor. Bunu görmek gerekir. Görmek istemiyorsanız, o ayrı bir konu; bu da beni çok fazla ilgilendirmiyor. Elbette yatırımlar yapılıyor. Ancak hükümetin hazırladığı bir kitapçık üzerinden, “sayfanın arkası boş”, “şurası böyle olmuş” gibi ucuz eleştirilerle uğraşmanın bir anlamı yok. O kitapçığı arkadaşımız kendi çabasıyla hazırlamış. Aslında bana getirecekti, fakat konuşmasından sonra dağıtıldı. Yani mesele bu değil.

Şunu ifade ediyorum: Yatırımlar elbette bir plan ve proje dâhilinde yapılır. Türkiye’de sadece Eskişehir yok; 81 il var. Bu yatırımlar da bütçe imkânlarına, plan ve projelere göre ülke genelinde dağıtılır.

Meclis üyesi arkadaşımız güzel bir yazı yazmış, kendince bir senaryo oluşturmuş. Olabilir, buna saygı duyarım; bu onun görüşüdür. Ancak şunu her defasında söylüyoruz: Türkiye’de belediyelerin durumu ortadadır. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Birçoğu yargı önündedir, iddianameler hazırlanmıştır. En son casuslukla ilgili bir iddianame hazırlandı; yakında mahkemeye çıkacaklar.

“Bizim başkanlar niye tutuklanıyor?” deniyor. Bizimkiler de tutuklanıyor. Bir örnek vereyim: 28 Şubat sürecinde, Sincan Belediye Başkanı Refah Partisi’ndendi. “Kudüs Gecesi” adıyla bir piyes sahnelendi. Ertesi gün belediye başkanı apar topar alındı ve sorgusuz sualsiz hapse atıldı. Demek ki o dönemde de yargı vardı ve tutuklama yapılıyordu. Şimdi buna bakıp “O zaman CHP yargısı mıydı?” mı diyeceğiz?

O dönemde iktidarda kim vardı? Cumhuriyet Halk Partisi miydi? Hayır. Demokratik Sol Parti vardı; Başbakan Bülent Ecevit’ti. Samimi olalım. CHP değildi. Ecevit kimdi? Rahmetli Bülent Ecevit, CHP’de İsmet İnönü’yü kongrede devirerek genel başkan olmuş bir isimdi. Bunu neden inkâr ediyorsunuz? Sonuç olarak zaman zaman bu tür olaylar yaşanıyor.

Şimdi mantık şu mu oluyor: Bizden biri tutuklanınca normal, CHP’li bir başkan tutuklanınca yanlış? Bu mantık yanlıştır ve hukuki bir bakış açısı değildir. Yapılması gereken, yargı sürecinin sonucunu beklemektir. Kim bu milletin parasını yediyse, kim çarçur ettiyse; ister AK Partili olsun, ister MHP’li, ister CHP’li olsun, mutlaka cezasını çekecektir. Hiç kimsenin yetimin, fakirin hakkını yemeye hakkı yoktur.

“Vatandaş bizi tercih etti, seçti” deniyor. Ancak sizin belediyelerinizin birçoğunun nasıl seçildiğini, nasıl ortaklıklar kurulduğunu, masanın altında ve üstünde kimlerin olduğunu bu millet gördü. İstanbul’un nasıl alındığını da biliyoruz. Masanın altında birileri vardı ve görünmüyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde altılı masa yok muydu? Vardı, herkes biliyor. Masanın altında da biri vardı, görünmüyordu. Bunu söylüyorum.

“Binali’yi yendik” deniyor. Sizin Cumhurbaşkanı adayınız Muharrem İnce, CHP hakkında neler söyledi, sonra tekrar geri döndü. Bu bizi ilgilendirmez; bu onun kendi itirafıdır. Süleyman Soylu’nun ve Numan Kurtulmuş’un söylediklerine de bakın. Siyasette bugün bunu söyleyip yarın başka yere geçmek olabilir; bu onların bileceği iştir.

Ama şunu söylüyorum: “Binali’yi yendik” söylemi bile Muharrem İnce’nin kendi sözleriyle çelişmektedir. Kendi ifadeleri ortadadır. Bu bir gerçektir. Kaç seçim oldu artık biz de sayısını unuttuk; 13 mü oldu, 14 mü? Seçimlerde ve referandumlarda bu millet yetkiyi bize verdi. Seçildik, geldik. Demokrasi buysa, işte budur. Buna herkes saygı göstermek zorundadır.

Biz azınlık hükümeti değiliz. %52 oyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz var. “Belediyeleri aldık, birinci olduk, hadi seçime gidelim” anlayışı doğru değildir. Bu millet bize 4 ya da 5 yıl yetki vermiştir.

O zaman biz de sokağa çıkıp anket yapalım; diyelim ki 100 bin imza topladık. Size gelip “İstifa edin” mi diyeceğiz? Böyle bir şey olur mu? Olmaz. 15 bin imza toplanmış diye istifa edilmez. Böyle bir demokrasi anlayışı yoktur.

Cumhuriyet Halk Partili meclis üyesi arkadaşlarımıza gereken saygıyı gösteriyoruz. Konuşmaları sırasında da dikkatle dinliyoruz. Ancak “Doğru söylemiyorsun”, “Yalan söylüyorsun” gibi olumsuz ifadelerle bize müdahale edilmesini doğru bulmuyoruz. Lütfen bu tür söylemlerden kaçınılsın. Meclisi iki yıldır gayet sağlıklı ve uyumlu bir şekilde yürütüyoruz. Meclis insicamının bozulmaması açısından herkesin bu hassasiyete dikkat etmesi gerekir. Burada bulunan herkesin kendi alanında bir birikimi ve kariyeri vardır.

Kimimiz avukattır, kimimiz muhasebecidir, kimimiz teknik alandan gelmektedir. Ben ise ilahiyatçı ve öğretmenim. Herkesin bilgi sahibi olduğu alanlar farklıdır. Belediyecilik konusunda ise yaklaşık 30 yıllık bir tecrübeye sahibim. Belediyede yazı işleri müdürlüğünden başkan yardımcılığına kadar çeşitli görevlerde bulundum.

Bu nedenle, lütfen kimse birbirini rencide edici bir üslupla muhatap almasın. Ben bu konuda azami gayret gösteriyorum. Geçen meclis toplantısında da Nihat Çuhadar “hakaret edildi” şeklinde bir ifade kullandı. Ancak açıkça ifade ediyorum ki ben kimseye hakaret etmedim, etmem de. Bu benim tarzım değildir. Eğitim kökenli bir öğretmenim; öğrencilerime dahi hakaret etmem. Burada bulunan arkadaşlarıma hiç etmem.

Ancak partinizle ilgili gördüğümüz eksikleri dile getirdiğimizde veya yanlışları ortaya koyduğumuzda bunlar hakaret olarak algılanıyorsa, buna benim yapabileceğim bir şey yoktur. Bu nedenle, karşılıklı daha duyarlı, daha saygılı ve birbirimize tahammül ederek hareket edilmesini özellikle istirham ediyorum."