Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı:
“Malumunuz, bugün 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü.
Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak; ‘Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin’ diyerek Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız.
Kamu işvereni ve hakem; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla sadece memuru enflasyona ezdirmekle kalmadı, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozdu.
Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı; en düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı.
Şimdi sistem tekrar altüst oldu. Emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı.
Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimiz kırıldı.
Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine Maliye Bakanlığı, kamu işvereni ve ‘Kamu İşveren Hakem Heyeti’; gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih etti.
Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi.
Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ diyemez.
Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir.
Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, iki yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir.
Biz Memur-Sen olarak;
‘Kamudaki bu çarpıklık, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle düzeltilir,’ diyoruz.
‘Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür,’ diyoruz.
‘Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez,’ diyoruz.
Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasının sabit gelirliler olarak bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz.
Maliye Bakanlığı bu adaletsiz anlayıştan, enflasyonla mücadelede sürdürülen bu çarpık yöntemden vazgeçmelidir.
Adil paylaşım anlayışıyla hareket edilmeli, emeğin hakkı tastamam verilmelidir.
Bunun için hem kamu personel sisteminde hem de sendika yasamızda köklü değişiklikler, reformlar yapılmalıdır.
Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, kamu personel sistemimizde günü kurtarmaya yönelik, bütünlüklü bakıştan yoksun düzenlemeler yapılmasının sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmekten başka bir işe yaramadığı görülmelidir.
Memur-Sen olarak artık ülkemizin gücünü yansıtan, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir personel reformu istiyoruz.
Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu için ‘Şimdi değilse ne zaman?’ diyoruz.
Artık bahaneleri değil, gerçekleri konuşmak istiyoruz.
Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurların yılı olmasını bekliyoruz.
4688 sayılı Kanun, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı Sendika Yasası topyekûn değiştirilmelidir.
Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirleyen mevcut toplu sözleşme sistemi ve hakem kuruluyla buraya kadar diyoruz.
Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz.
Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan hakem kuruluyla geleceğimizin belirlenmesini istemiyoruz.
4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal haklarının toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilmesini istemiyoruz.
Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşme’de hüküm altına alınan ‘yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması’ kararının uygulanmasını istiyoruz.
Örgütlenme özgürlüğünden grev hakkına, dayanışma aidatından toplu sözleşme sistemine, hakem kurulundan sendikal güvencelere değin yepyeni bir sendika yasası için herkes elini taşın altına koymalı.
Bu noktada kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli, gereği yapılmalıdır.
Altına imza attığımız ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin gerektirdiği düzenlemeler iç hukukumuzda daha fazla gecikmeksizin gerçekleştirilmeli; adil bir pazarlık zeminine kavuşmak için evrensel sendikal hak ve özgürlükler benimsenmeli, ILO normlarında bir sendika yasası artık gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.
Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem Toplu Sözleşme’de beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti.
8. Dönem Toplu Sözleşme’de ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti; hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi.
Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz:
Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızdadır.
Aksi takdirde bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır.
Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir refah payı verilmesiyle mümkündür.
Bunun ötelenmesi sadece zaman kaybı değil; telafisi imkânsız sorunlara yol açmak, aynı zamanda sosyal maliyeti büyütmektir.
Biz kamu görevlileri olarak;
İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz.
Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz.
İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz.
Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru, işçisiyle kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz.
Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın adalet, yaşasın mücadele…”