Milli Gençlik Vakfı Eskişehir İl Sorumlusu Emin Irmak şu ifadeleri kullandı;

"Eğitimci olarak güçlü bir şehir, güçlü bir yaşadığımız ortam, güçlü bir gelecekle ilgili bir eğitimci olarak konuşmak istiyorum. Güçlü olabilmek için gençlerin durumuna bakmalıyız. Okullara bakmalıyız. Bir eğitimci olarak konuyu gençlere öneminin ne kadar önemli olduğu, gençlerin güçlü olabilmek için ne kadar etkili olduğu konusunda birkaç şey söylemek istiyorum. Gençlerin ve gençliğin milli ve manevi değerlerde yetişmesinde eğitimin rolü hakkında ve güçlü bir şehir olma konusunda bir şeyler söyleyeceğim inşallah.

Tarih bize net bir hakikat söylüyor. Bir milletin tankı yoksa üretir, parası yoksa kazanır, toprağı işgal edilirse geri alır ama milli ve manevi değerlerle donanımlı gençliğini kaybederse o millet tarih sahnesinden silinir. Bu hakikatin ilk tatbikatını alemlere rahmet Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaptı. Birinci modelimiz Yesrib’e gönderilen genç. Hicretten önce İslam’ın kaderini belirleyecek şehir Yesrib’di. Peygamberimiz oraya bir ordu, bir siyasetçi, bir zengin tüccar göndermedi. 25 yaşında bir genç gönderdi: Mus’ab bin Umeyr. Kimdi bu Mus’ab bin Umeyr? Mekke’nin, İslam’dan önce Mekke’nin en asil, en yakışıklı, en zengin, ipekler içinde yaşayan bir genciydi. İman ettikten sonra ailesi onu her şeyden mahrum etti. Peygamberimiz bu kaybedeni değil, bu kazananı Yesrib’e ilk muallim, ilk sefir olarak tayin etti.

Mus’ab’ın elinde ne bir kılınç ne de bir silah vardı. Mus’ab’ın elinde Kur’an vardı, ahlak vardı, davası vardı ve 1 yıl içinde bunlarla ne yaptı? Mus’ab bin Umeyr ilk başta milli değer inşa etti. Evs ve Hazreç kabilelerinin 120 yıldır süren kan davasını bitirdi, Ensar ve Muhacir diyecek bir milletin temelini attı. Manevi değer inşa etti; putları kırdı, tevhidi öğretti, Allah’tan başka ilah yoktur dedi. Sonuç; savaşsız bir fetih. Yesrib’in adı değişti, Medine-i Münevvere yani aydınlanan şehir oldu. Demek ki Peygamberimizin sünneti şudur: Bir toplumu dönüştürmek istiyorsanız, güçlü bir gelecek, güçlü bir ortam ulaştırmak, güçlü bir ortam oluşturmak istiyorsanız gençliğe yatırım yap, eğitimi seferberlik haline getir, milli ve manevi değerlerle eğitimi yoğur.

İkincisi, ikinci örneğimiz çağımızın yorumu; rahmetli Erbakan Hocamızın teşhisi. Aradan 14 asır geçti; bu topraklarda bir ilim adamı, bir bilim adamı, büyük bir devlet adamı çıktı ve aynı hakikati çağın diliyle haykırdı. Merhum Profesör Doktor Necmettin Erbakan dedi ki: "Bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil; imanlı ve inançlı gençliğidir." Dikkat buyurun; Erbakan Hoca ağır sanayi, TÜLOMSAŞ, ASELSAN, TAKSAN dedi ama hepsinden önce ne dedi? Önce ahlak ve maneviyat. Çünkü çok iyi biliyordu; fabrika kurmak 5 yıl, imanlı mühendis yetiştirmek 25 yıl. Ahlakı olmayan mühendis tank üretmez, o tankı düşmana satar. Maneviyatı olmayan doktor şifa olmaz, organ mafyası olur. Yani Erbakan Hocam da Peygamberimizin Yesrib stratejisi 20. yüzyılda tekrar etti: İlim, iman, milli şuur karşısında kalkınma.

Üçüncüsü tarihten ispatlar; bu formül işliyor mu bir bakalım. Tarih bize şunları işaret ediyor: Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında çağ kapattı ama onu Fatih yapan Akşemseddin’in terbiyesiydi. Yani manevi değer, milli hedef, ilim, İstanbul’un fethi geldi. 1945’te Japonya atom bombası yedi, yerle bir oldu. İmparatorluğun ilk emri şuydu: "Yıkılan fabrikaları değil, sağ kalan öğretmenleri sayın." Eğitime sarıldılar, 30 yılda dev oldular.

Bütün bunlardan ne çıkaracağız? Birincisi müfredata sadece integral, DNA kodlama anlatmayacağız. O dersi Mus’ab’ın ahlakıyla, Fatih’in milli şuuruyla anlatacağız. Çocuk "Neden öğreniyorum?" sorusuna cevap verecek. İkincisi rol model olarak; Mus’ab Yesrib’de yaşayarak öğretti. Biz de sınıflarda, koridorlarda, okul bahçesinde yaşayarak öğreteceğiz. Gençler nutuk değil, duruş dinliyor. Üçüncüsü sevdirerek öğretmek.

Mahşer günü hepimize öncelikle iki soru sorulacak: Birincisi "İlmin ile ne yaptın?", ikincisi "Gençliğini nerede çürüttün?". Peygamberimiz Mus’ab’a güvendi, Medine’yi aydınlattı. Erbakan Hocam gençliğe güvendi, Anadolu’nun makus talihini değiştirdi. Şimdi sıra bizde. Eğer güçlü bir çevre istiyorsak, güçlü bir şehir istiyorsak, güçlü bir geleceği inşa etmek zorundayız. Bu panelden çıkarken Mus’ab’ın azmine, Erbakan Hocamın şuuruna sahip çıkmaya, eğitimciler olarak sınıflarımızı birer Medine yapmaya söz vererek hareket edeceğiz. 2012 yılında bir Milli Eğitim Bakanı çıktı, eğitimi yerle bir etti. Şimdi bir Milli Eğitim Bakanı çıktı; iyi veya kötü bazı şeylerle onarmaya çalıştığını görüyoruz. İyi şeylerini destek, elbette eksik şeylerini de söylemek zorundayız."