Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz şu ifadeleri kullandı;

"Mevcut sağlık sistemi emeklilerin kanayan yarası. Emekliler çalıştıkları dönemlerde yüzde 12 sağlık primi ödüyorlardı. Bunu biliyorsunuz, değil mi? Sizler de ödüyorsunuz çünkü. Bu sağlık primi; devletin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek, muayene olabilmek ve herhangi bir rahatsızlık durumunda operasyonlardan ücretsiz faydalanabilmek için kesiliyor.

Bu sağlık primini en az altı ay ödedikten sonra bu hizmetlerden yararlanabiliyorsunuz. Emekli ise bunu yaklaşık 40 yıl ödedikten sonra sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkını elde ediyor. Ama gelin görün ki gerçekler böyle değil.

Bugün randevu bulmak artık çok zor. Özellikle göz hastalıklarında üç-dört aydan önce randevu verilmiyor. Peki bu insanlar gözlerinde ani bir rahatsızlık olduğunda ne yapacak? Mecburen acile başvuruyorlar. Ancak acillerde her zaman göz doktoru bulunmuyor. Nöbetçi doktor ilk muayeneyi yaptıktan sonra ertesi gün ilgili servise gitmesini söylüyor ama o serviste de randevu bulmak mümkün olmuyor. En erken üç-dört ay sonrasına gün veriliyor.

Üstelik acile gitmiş olsanız bile yoğunluk nedeniyle saatlerce beklemek zorunda kalıyorsunuz. Ağrılı bir rahatsızlığınız varsa bile dört-beş saat beklediğiniz oluyor. Yani geldiğiniz anda muayene edilmeniz gibi bir durum söz konusu değil.

Diyelim ki hastanede randevu buldunuz ya da muayene olmaya gittiniz. Bildiğim kadarıyla bir doktor günde yaklaşık 150 hastaya bakıyor. Sıranız gerilerdeyse yine dört-beş saat hastanede beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. Randevulu hastaları saatinde almaya çalışıyorlar ama randevusuz olarak sıraya girdiyseniz uzun süre beklemek kaçınılmaz oluyor.

Muayeneniz tamamlandıktan sonra iş bitmiyor. Kan tahlili, röntgen, tomografi ya da ultrason istendiğinde bunların da aynı gün yapılması çoğu zaman mümkün olmuyor. Röntgen için üç gün, beş gün ya da bir ay sonrasına gün verilebiliyor. Kan verecekseniz yine sıra alıyor, uzun süre bekliyorsunuz.

Bütün bunları tamamladınız diyelim. Bu kez ilaç aşaması başlıyor. İlaçlara ulaşmak da eskisi kadar kolay değil. Bildiğiniz gibi artık "İlacım Nerede" uygulaması var. Eczaneler birçok ilacı stoklarında bulundurmuyor, anlık olarak getirtiyorlar. Bazı ilaçları ise piyasada bulmak mümkün olmuyor.

İlaçları bulduğunuzu varsaysak bile bu kez katkı payı ödüyorsunuz. Devlet ilacın bir kısmını karşılıyor, bir kısmını karşılamıyor. Orijinal ilacı bulamayabiliyorsunuz, yerine muadil ilaç öneriliyor. Buna da razı oluyorsunuz ama bu kez ilaç fark ücretleri çıkıyor. Üç ilaç yazıldıysa hem ilaç katkı payı hem de ilaç fark ücretini ödüyorsunuz. İlaç farkını peşin veriyorsunuz, ilaç katkı payı ise emekli maaşınızdan kesiliyor.

Bir de doktor muayene katkı payı var. O da yakın zamanda artırıldı. Daha önce 20 liraydı, şimdi 50 liraya çıkarıldı. Geçmişte bunu mahkemeye vermiştik. 40 liradan 20 liraya düşürülmüştü. Şimdi yeniden artırdılar. Dava açıyoruz. Tekrar mahkemeye başvuruyoruz. Dileriz yine geri çekilir. Normalde bu katkı paylarının alınmaması gerekiyor. Çünkü siz sağlık primini yıllarca zaten ödediniz.

Ama bugün katkı payı adı altında, adına ne denirse densin, emekliden yeniden para kesiliyor. Üstelik bu her hastaneye gidişinde tekrarlanıyor. Emeklinin durumu ortada. Hem yeterli hizmet alamayacaksınız hem de üzerine ücret ödeyeceksiniz. Bu insanlar sağlıklarını nasıl koruyacak, yaşamlarını nasıl sürdürecek? Gerçekten bu konuda çok üzgünüz."