ESKİŞEHİR HABER

Mustafa Destici: "Bunlar böyle zalim, bunlarda ne din, ne iman, ne ahlak, ne insanlık, hiçbir şey yok"

Mustafa Destici, Eskişehir’de yaptığı konuşmada Gazze başta olmak üzere birçok bölgede yaşananları anlattı ve Ramazan ayına bu şartlarda giren insanlara dikkat çekti.

Abone Ol

Eskişehir’de konuşan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici şu ifadeleri kullandı;

"Biz böyle huzur içerisinde, mutluluk içerisinde, suhulet içerisinde, bolluk bereket içerisinde Ramazan'ı yaşarken maalesef Doğu Türkistan'dan Filistin'e, Gazze'ye, Kafkaslar'dan Türkmeneli'ne, Myanmar'a, Sudan'a, Yemen'e kadar soydaşlarımız, kardeşlerimiz maalesef tankların gölgesinde, uçakların bombalarının altında ya da işgalcilerin zulüm ve işgalleri içerisinde Ramazan-ı Şerif'i karşıladılar.

Gazze'dekilerin halini görüyoruz. Doğu Türkistan'dakilerin halini duyuyoruz; çok göstermiyorlar ama duyuyoruz. Yemen'i görüyoruz, Myanmar'ı görüyoruz, Sudan'ı, Somali'yi görüyoruz. Onun için önce halimize şükredeceğiz, daha sonra da oralara yardım elimizi uzatacağız. Belki direkt kendimiz gidemeyiz ama sağ olsun yardım kuruluşlarımız var. Her biri aracılık ediyor. İşte onlardan bir tanesi de bugün bizimle birlikte, İHH var burada ve diğer yardım kuruluşlarımız. Kim gidiyorsa, kim götürüyorsa hepsinden Allah razı olsun.

Biz de 2012 yılında İHH ile birlikte Gazze'ye gitmiştik, ben de gitmiştim. Tabii o zaman Gazze yine bombalanıyordu ama şimdiki gibi bir soykırımla yüzleşmemişti. Tamamı yerle bir olmamıştı. Ama maalesef aradan geçen zaman sonrası 2023'ten bugüne yaklaşık 2 yıldan fazla bir süredir, 2,5 yıldır Gazze, terörist İsrail'in saldırısı altında bir soykırım yaşadı. Hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Mekanları cennet olsun. Onlara bu zulmü yaşatanları da lanetliyoruz. Cenab-ı Hak, Kahhar ismişerifiyle onları da kahrıperişan eylesin inşallah diyoruz.

Ve bugün işte görüyorsunuz, yıkık dökük binaların içerisinde, yırtık pırtık çadırlarda Ramazan'ı yaşıyorlar; iftar ediyorlar, sahura kalkıyorlar, ibadetlerini aksatmıyorlar. Onlar o haldeyken Allah'ı unutmuyorlar, Peygamber'i unutmuyorlar, Kur'an'ı unutmuyorlar, İslam'ı unutmuyorlar.

Biz bu haldeyken maalesef onların sarıldığı gibi dine, Allah'a, Kitap'a ve Kur'an'a sarılamıyoruz. İşte oralar bizler için aslında birer ibretlik vesikasıdır. Onun için iyi idrak edeceğiz; oralara bakacağız, halimize bakacağız ve Cenab-ı Hakk'a ne kadar şükretsek az olduğunu yine de bileceğiz. Cenab-ı Hak onların da yar ve yardımcısı olsun.

Kıymetli kardeşlerim, Siyonistler durmuyor, emperyalistler durmuyor. İşte Gazze'den sonra Lübnan'ı bombaladılar, yerle bir ettiler. Suriye'yi bombaladılar, Afganistan'ı işgal ettiler, Irak'ı işgal ettiler; pek çok İslam toprağını işgal ettiler, milyonlarca Müslüman'ın kanına girdiler.

Şimdi de hedefte İran var. İran'a saldırıyorlar, tüm güçleriyle saldırıyorlar; uçaklarıyla, bombalarıyla, füzeleriyle, gemileriyle, tüm güçleriyle saldırıyorlar. Peki sebep ne? Efendim, İran nükleer silaha kavuşacakmış. İran uranyum zenginleştirmesi yapıyormuş. Peki sende var, İsrail’de var, Batı’nın bütün büyük devletlerinde var. Yani İslam ülkelerinde olunca mı kabul görmüyor? Biliyorsunuz Amerikalı bir bakan yetkili bunu açıkça söyledi. İslam’a, Kur’an’a, Peygamber Efendimize hakaret ederek söyledi. Yani Müslümanların, onun tabiriyle tırnak içerisinde Muhammed’in dinine inananların diyor, Hazreti Muhammed Efendimiz için, İslam’a inananların elinde böyle bir silah olmamalı diyor. Ama kendilerinde olacak.

Gerçekte bu da yok. Şu anda Dünya Atom Enerjisi Kurumunun personelinin %70’i İran’da çalışıyordu bu savaş başlamadan önce. Onlar böyle bir rapor ortaya koymuyor. İran hemen yakında bir uranyum zenginleştireceği, nükleer başlıklı silaha kavuşacağı noktasında bir raporları yok. Ama kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş. Burada esas mesele ne? Burada esas mesele İsrail’in güvenliğidir. İsrail’in güvenliğini garanti altına almak için terörist, siyonist, soykırımcı İsrail için kimi ya da hangi ülkeyi tehdit olarak görüyorlarsa oraya saldırıyorlar.

Haksız ve hukuksuz bir şekilde, uluslararası hiçbir temeli yok. Hiçbir uluslararası hukuka dayanmıyor. Ne Birleşmiş Milletler ne de başka bir kurumun bu konuda bir görüşü var. Bir mutabakatı da yok. Ama buna rağmen saldırıyor. Neden? Çünkü haydut. Geçmiş yüzyılların haydutları gibi kanun tanımıyor, yasa tanımıyor ve saldırıyor. Neden? Çünkü elinde güç var. Elindeki güce dayanıyor ve biliyor ki ona kimse bir şey yapamayacak.

Ama Allah büyüktür. Onların da sırası gelecek. Nasıl tarihte zulmedenlerin hepsinin sırası gelmişse Netanyahu’nun da Trump’ın da velhasıl bu zalimlerin de sırası gelecek ve yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler. Bu da inşallah geçmişte olduğu gibi yine Müslüman Türklerin eliyle, kılıcıyla ve silahıyla olacak.

Bu saldırıları lanetliyoruz. Diğer taraftan İran'ın, inşallah Amerika ve İsrail'in bu saldırıları İran'ın da aklını başına almasına vesile olur. Çünkü geçmiş yıllarda İran da Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de, daha pek çok coğrafyada vekalet savaşçıları yoluyla mezhepçiliği öne çıkararak pek çok Müslümanın kanını akıttı. Kardeş kanı akıttı. Hiç çekinmeden Azerbaycan Nahçıvan'a atılan dronlarla ilgili bir dron olsa dersin ki yanlışlıkla gelmiş, 2 olsa dersin bir hata olmuş ama 3 4 olmuşsa elbette Azerbaycan da Türkiye de haklı olarak tepki gösterirler.

Onun için İran'ı bu konuda daha dikkatli olmaya, komşularına karşı bu hususlarda bir hata yapmamaya davet ediyoruz. Kıymetli kardeşlerim, bütün bu yaşananlar bize neyi gösteriyor? Bize şunu gösteriyor: Güçlü değilseniz bu dünyada haklı olmanızın bir anlamı yok. Güçlü bir devlet değilseniz, güçlü bir millet değilseniz ne kadar haklı olursanız olun işte elin oğlu gelip ülkenizi işgal ediyor, milletinizi soykırıma uğratıyor, bombalarla 7 12 yaş arası kız çocukları okulunu bombalıyor ve hepsini parça parça ederek öldürüyor.

Bunlar böyle zalim. Bunlarda ne din, ne iman, ne ahlak, ne insanlık, hiçbir şey yok. Bunlar öbür taraftan Epstein ahlaksızı biliyorsunuz. Yani bunlarda her türlü ahlaksızlık var. Bunların sözüne de güvenilmez. Bugün farklı, yarın farklı konuşur. İşte İran’la müzakere masasındayken İran’a saldırdılar. Onun için güçlü olmak zorundayız. Ülke olarak, devlet olarak güçlü olmak zorundayız. Birlik olmak zorundayız.

Savunma sanayimizi daha da güçlendirmeliyiz. Kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı yaptığımız gibi kendi muharip uçaklarımızı da şu anda yapım aşamasında süratli bir şekilde tamamlamalıyız. Kendi tankımızı yaptık, seri üretimini hızlandırmalıyız. Kendi balistik füzelerimizi yaptık, seri üretimlerini hızlandırmalıyız. Çünkü saldırının ne zaman, nereden geleceği belli değil. Bütün bu yaşananlar bize bunu göstermiştir.

Onun için özellikle ülkemiz son yıllarda savunma sanayinde inanılmaz bir yükseliştedir. Büyük başarılara imza atmıştır. Çünkü Türkiye bunu tecrübe etmiştir. Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiğimiz harekâtlarda bizim uçaklarımızın bombalarını bize paramızla da vermediler. Obüslerimizin akıllı bombalarını bize paramızla da vermediler. İHA’lar, SİHA’lar üretemezken paramızla vermediler bize. Bakın 1980’li yılların sonundan beri bize savaş uçağı satmıyorlar. Paramızla satmıyorlar. Neden? Türkiye’yi kendileri için bir güç, bir tehdit olarak görüyorlar. Türkiye saldırgan bir devlet değil ama kendisine saldırıldığında çok acı sonuçlar yaşatan bir devlettir.

Savunma sanayi ürünlerimizin bir kısmını kendimiz yapıyoruz ve inşallah kısa zamanda savaş uçağımızı da tamamlayacağız. Balistik füzelerimizi de daha seri şekilde üreteceğiz ve kim ne derse desin Amerika'nın, İsrail'in, Rusya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın elinde hangi silah varsa, nükleer dâhil, Türkiye'nin de elinde olması için gece gündüz çalışmalıyız."