Şuurlu Öğretmenler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mustafa Yıldırım Belbağı şu ifadeleri kullandı;
"Programımız Ortak Akıl Güçlü Şehir görüşmesi. Evet, eskiden buna istişare denilirdi şimdi beyin fırtınası ifadesi kullanılıyor. Allah razı olsun sayın başkanımız ve yetkili arkadaşlarımız bu istişareyi planladılar, sizler de katıldınız. Çok teşekkür ediyoruz. Çok güzel eleştiriler, güzel yaklaşımlar, güzel bakış açıları sergileniyor.
Şimdi biz de sayın moderatörümüzün ifade ettiği gibi eğitim açısından olaya bir bakış açısı getirmek istiyoruz. Sayın Genel Başkan Yardımcım Sinan Tekin Bey, Şeyh Edebali'nin sözüyle konuşmaya başladı. Dedi ki "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." Biz de ahlak ve maneviyat temelli bir eğitim kuruluşu olan ÖĞDER olarak diyoruz ki "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı eğit ki devlet de eğitilmiş olsun."
Yine Sinan Başkanımız şunu ifade etmişti: "Şehirleri imar ederken nesilleri ihmal edersek o zaman bizim 10 yılda, 20 yılda, 50 yılda, 100 yılda imar ettiğimiz şehirleri ihmal ettiğimiz nesiller kısa bir zaman içerisinde perişan edebilirler."
Dolayısıyla biz bugün şu ana kadar, yani kürsüye çıkıncaya kadar demin avukat kardeşimiz çok farklı bir bakış açısı getirdi ama ondan önce galiba meslek ağırlığından olsa gerek şehir dendi miydi hep binadan, şehir dendi miydi hep çürük binadan, sağlam binadan, bitişik yapıdan, ayrık yapıdan falan bahsedildi. Ama şehirleri kurarken ya da şehirleri kurulmuş şehirleri imar ederken, yeniden düzen kurarken, yeniden yapılandırırken eğitimin merkeze alınması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitim merkeze alınmalı ki sürdürülebilir, kapsayıcı ve yaşanabilir bir çevre oluşturmanın temel taşını yerine koymuş olalım.
Eğitim şehir planlamasında sadece okul binalarının nerelere yapılacağını planlamak, tasarlamak değildir. Evet, bir şehri planlarken sosyal donatılar olarak sosyal donatıların içerisinde yer alan okulların nerelere yapılacağını tespit etmek önemlidir, önemli olabilir. Ancak şehir planlamasında eğitimin önemi dendiğinde sadece okulları nereye yapacağımız değil, bu nereye yapacağımız sorusunun cevabında şunun da olması lazım: Okulları nerelere yaparsak ulaşım daha güzel olur? Okulları nerelere yaparsak öğrenci ile çevre uyumunu, iletişimini daha iyi sağlamış oluruz? Okulları nerelere yaparsak güvenliği daha iyi temin etmiş oluruz? Dolayısıyla okul yapımında, eğitim alanları yapımında sadece bina değil insan faktörünün de önemli olduğunu düşünmemiz gerekiyor.
Şehir düzeninde eğitimin önemi şu başlıklar altında toplanabilir: Sürdürülebilir ve öğrenen şehirler planlamamız gerekiyor. Sürdürülebilir; yani A yönetimi gitti, B yönetimi geldi, sil baştan yeniden bir şeyler yapalım, eskilerin yaptığını duraksatalım ya da eskilerin yaptığını çöpe atalım, yeniler yeni fikirler ortaya koysun değil; sürdürülebilir ve aynı zamanda da öğrenen şehirler yapmak gerekiyor.
Şimdi öğrenen şehirler konseptinden, öğrenen şehirler yapmaktan neyi kastediyoruz? Bireylerin kişisel gelişimini yani yeşil alan, sağlıklı çevre bilincini destekleyecek bir planlamanın yapılması. Öğrenen şehirlerden kastımız bu. Sosyal kapsayıcılık ve toplumsal uyum baz alınmalı, dikkat edilmeli buna. Eğitim alanlarının yerleşim birimlerine yakın ama trafik gürültüsünden, trafik kirliliğinden, egzoz kirliliğinden, hava kirliliğinden böyle soyutlanmış; fakat bu soyutlamayı yapalım derken de şehrin merkezinden uzak olmayan, dolayısıyla insanların ihtiyaçlarını, çocukların ihtiyaçlarını rahat bir şekilde karşılayabilecekleri, toplumla ilişkilerini rahat bir şekilde kurabilecekleri ortamlar oluşturmamız gerekiyor.
Bir diğer ayağı ise bunun ekonomik kalkınma ve nitelikli iş gücü yetiştirebilecek şekilde eğitim noktaları tespit etmek ve buna göre planlar hazırlamak gerekiyor. Çünkü eğitim tesislerinin doğru konumlandırılması, doğru yerlere yapılması girişimcilik ve nitelikli iş fırsatlarını da beraberinde getirir. Dolayısıyla yerel şartlar gözetilerek yapılan eğitim planlaması, ki buna mikro planlama diyoruz, bölgenin ekonomik ihtiyaçlarına uygun iş gücü yetiştirilmesine katkı sağlayacaktır. Ben bir Mesleki Teknik Anadolu Lisesi teknik öğretmeni olarak bunun çok önemli olduğunu ve bu konunun üzerine eğilinmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kentsel yaşam kalitesi ve erişilebilirlik. Şimdi Engelliler Derneğini temsilen gelen hanım kardeşlerimiz ve beyefendi kardeşimiz var burada. Demin sıkıntılarını birkaç kelimeyle birkaç cümleyle ifade ettiler ama inanıyorum ki eminim ki aslında o ifade etmek istediklerinden daha fazla şeyler konuşacaklardı. Çok daha fazla dertleri vardı, çok daha fazla sıkıntıları vardı. Ama maalesef yerel yönetimlerde söz sahibi olan arkadaşlarımız şu anda aramızda yoklar. Keşke az evvelki avukat arkadaşımızın dediği gibi bu arkadaşlarımızın konuşmalarını onlar da dinleselerdi.
Şimdi ben kentsel yaşam kalitesi ve erişilebilirlikten neyi kastetmek istediğimi söyleyeyim: Şehir planlamasında eğitim tesisleri için yer seçimi çok önemli olduğunu az evvel ifade etmiştim. Yoğun nüfuslu alanlara yakın ama o gürültüden uzak toplu taşımanın olduğu, hatta hiç aksamadan çok rahat bir şekilde öğrencinin okuluna vaktinde ulaşmasına ya da öğretmenin okuluna vaktinde ulaşmasına imkan tanıyacak bir düzenlemenin yapılması şarttır diye düşünüyorum. Aynı zamanda engelli öğrencilerimiz, engelli vatandaşlarımız var. Mesela görüyordum, engelli öğrencilerimiz var bizim, annesi ve babası çocuğunu sabah getirip, öğlen yemeğine alıp, öğleden sonra yemekten sonra tekrar okula teslim edip akşamleyin alma hususunda çok olağanüstü bir gayret sarf ettiklerini görüyordum ve hakikaten üzülüyordum.
Yani bu 1, 2 gün, birkaç aylık bir mevzu değil ki. Belki 15-16 yıl tahsil görecek, 15-16 yıl boyunca bu bir çile.
Evet, bir diğer husus yine planlayıcıların, söz sahibi olan yerel yönetimlerin şehir planlamalarında dikkat etmesi gereken bir diğer husus, güvenli ve dirençli şehirler oluşturma. Ne demektir bu? Eğitim düzeyi yüksek bir toplum şehir planlaması süreçlerinde daha bilinçli davranır.
Ve eğitim; dayanıklılık ve kapasite odaklı kentsel planlamaya, örneğin afet yaşanması durumunda afet odaklı kentsel planlamaya, örneğin işte altyapı problemlerine, bir afet yaşandığı zaman afetle ilgili ortaya çıkabilecek muhtemel problemlere karşı daha bilinçli bir toplum oluşturur.
Eğer biz şehirleri planlarken sadece binadan, altyapıdan, ulaşımdan ibaret düşünmez de eğitimi de bu planın merkezine koyarsak; o zaman bilinçli bir toplum yetiştirmiş olmamız mümkün olacaktır.
Özetle eğitim; şehirlerin fiziksel yapısını, sosyal dokusunu ve ekonomik geleceğini şekillendiren mekânsal düzenlemelerin ayrılmaz bir parçası haline gelecektir."





