Mahkum yakınları adına konuşan Necla Aydoğan şu ifadeleri kullandı:

“Sayın basın mensupları, Sayın Cumhurbaşkanım ve değerli milletvekillerim,

Cezaevlerinde insan onuruna yakışır şartlar, infazda eşitlik ve adalet istiyoruz. Adalet herkes için eşit olmalıdır.

Bizler, cezaevlerindeki insanların, kader mahkûmlarının ve dışarıda gece gündüz yollarını gözleyen ailelerin sesi olmak için buradayız. Bizler, evlatlarının, eşlerinin, anne ve babalarının yolunu gözleyen aileleriz. Her gün bir telefon sesinin, bir ziyaret gününün ve bir müjdeli haberin umuduyla nefes alıyoruz.

Bizim de hayallerimiz vardı: Evlatlarımızla aynı sofrayı paylaşmak, bayramları birlikte karşılamak, yarınlara umutla bakabilmek…

Ancak cezaevinde geçen her gün, yalnızca mahkûmlardan değil, geride kalan ailelerden, ertelenen çocukluklardan ve evlat hasretiyle yaşlanan annelerden de bir ömür götürmektedir.

Bizler, kâğıt üzerinde kalan bir adalet değil, insanı yaşatan, eşit uygulanan, vicdanları rahatlatan adil bir infaz sistemi talep ediyoruz. Ayrıcalık ya da imtiyaz değil; adalet, eşitlik ve insan onuruna yakışır yaşam koşulları istiyoruz.

Haklı taleplerimiz ve çağrımız şudur: Cezaevlerindeki koşullar insan onuruna yakışmamakta, iyileştirme beklemektedir.

Cezaevlerinde yaşanan kapasite aşımları nedeniyle mahkûmlarımızın yerde, tuvalet önlerinde ya da mescitlerde uyumak zorunda kaldığına dair ciddi mağduriyetler ivedilikle araştırılmalı ve giderilmelidir. Özgürlükten mahrum bırakılmak, insan onurundan, temel yaşam haklarından ve sağlıktan mahrum bırakılmayı gerektirmez.

Sağlık hakkı en temel insan hakkıdır. Ailelerinden uzaklaştırılan mahkûmlar ve aile mağduriyetleri son bulmalıdır.

Mahpusların ailelerinden yüzlerce kilometre uzağa gönderilmesi ve ekonomik imkânsızlıklar, açık görüşlerin aksamasına yol açmaktadır. Bir çocuğun babasını, bir annenin evladını görmesi yüksek yol masraflarına ve engellere takılmamalıdır. Aile bağlarını korumak bir ayrıcalık değil, en temel insan hakkıdır.

Görüntülü görüşme hakkı bütün cezaevlerinde eşitçe uygulanmalıdır.

Anayasa’nın eşitlik ilkesi herkes için gerçek anlamda uygulanmalıdır. Anayasamızın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu açıkça düzenler. Ancak kurumun bulunduğu şehir veya ailelerin ekonomik şartları, kişileri fiilen farklı haklara sahip hâle getirmemelidir. Eşitlik kâğıt üzerinde kalmamalı, gerçek hayatta adil sonuçlar doğurmalıdır.

İkinci kez tekerrür hükümlerine tabi olanlar (mükerrirler) ve kader mahkûmları unutulmamalıdır.

İkinci kez tekerrür hükümleri nedeniyle mağdur olan ve infazı devam eden kişiler de topluma kazandırılma umudundan mahrum bırakılmamalıdır. İnsan hata yapabilir ancak pişman olan, değişmek ve ailesine faydalı olmak isteyen insanların ikinci şansı elinden alınmamalıdır.

Ceza adaletinin amacı sadece cezalandırmak değil, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırmaktır. Herkesin bir şansı daha olmalıdır.

Bizler, adaleti yok sayan bir af değil; insan onurunu, toplum güvenliğini ve yeniden kazandırma ilkesini gözeten adil ve dengeli bir düzenleme istiyoruz.

Ertelenen çocukluklar, yarım kalan hayatlar ve evlat hasretiyle yaşlanan aileler için bir umut kapısı aralansın.

Unutmayın, her mahkûmun arkasında bekleyen bir ailesi, her kapının önünde kavuşmayı bekleyen bir umut vardır.

Adalet sadece ceza vermek değildir. Adalet, insanı kaybetmemektir.

Biz ayrıcalık değil eşitlik, imtiyaz değil insan onuruna yakışır yaşam koşulları istiyoruz.

Herkesin bir şansı daha olmalı.

Adalet herkes için eşit olmalıdır.

Cezaevlerinde insan onuru korunmalıdır.”