Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir İl Temsilcisi Nesil Uzun şu ifadeleri kullandı;

"Gülistan Doku'nun kaybolmasının üzerinden yaklaşık 6 yıl geçti. Bugün geldiğimiz noktada, aslında o dönemde yapılması gerekenlerin ya yapıldığını ya da yapılması gerekirken bilinçli şekilde yapılmadığını görüyoruz. Bu durum, bizim uzun süredir dile getirdiğimiz tespitleri bir kez daha doğruluyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak yıllardır şunu söylüyoruz: Kadınları öldüren failler var, ancak kadın cinayetlerinde ve şüpheli kadın ölümlerinde kamu görevlilerinin ihmalleri de çok büyük bir yer tutuyor. Gülistan Doku dosyasında da idari personeller, başhekimler, hastane çalışanları, vali, valinin koruması ve diğer kamu görevlileri bulunuyor. Oysa bu kişiler, Tunceli'de bir kadın cinayeti ya da şüpheli kadın ölümü yaşandığında ailelerin başvuracağı, süreci yönetecek kişiler olmalıydı. Ancak tam tersine, Gülistan'ın ölümünü karanlıkta bırakmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Dosyada bugün bir ilerleme yaşanıyor. Ancak bu hem çok geç kalınmış bir ilerleme hem de kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca o ilin sınırları içerisinde değerlendirilemez. Bir kamu görevlisi suç işlemişse ya da suçun üzerini örtmüşse, burada devletin ülke genelinde sorumluluğu söz konusudur. Bu nedenle konu, yalnızca bir valinin ya da bir ilin sorumluluğuyla kapatılabilecek bir mesele değildir.

Ayrıca Gülistan dosyasında ortaya çıkan tabloyu bütüncül değerlendirmemiz gerekiyor. Eğer burada kamu görevlilerinin sorumluluğu tespit ediliyorsa, diğer şüpheli kadın ölümleri için de aynı yaklaşım benimsenmeli ve devlet bu konuda sistematik adımlar atmalıdır.

Bugün kamu görevlilerinin yargılanıyor olması, artık bazı dengelerin değiştiğini gösteriyor. Altı yıl öncesiyle bugünü karşılaştırdığımızda nelerin değiştiğine dikkatle bakılması gerekiyor. Gülistan Doku dosyası, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinde kamu görevlilerinin doğrudan suç işleyebildiğini ya da ihmallerinin bulunduğunu, devletin de bu süreçlerde ciddi sorumluluğu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Eskişehir de kadınlara yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin yaşandığı illerden biri. Biz burada örgütlü bir mücadele yürütüyoruz ve bu mücadele kapsamında her bir şüpheli kadın ölümünün arkasındaki sır perdesini aralamak için her koşulda çalışmaya devam edeceğiz.

Eskişehir aynı zamanda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve 16 ili kapsayan geniş çaplı operasyonun kritik noktalarından biri. Bunun temel nedeni, olay döneminde Tunceli'de görev yapan ancak daha sonra Eskişehir'e atanan ya da emekli olduktan sonra burada yaşayan kolluk görevlilerinin bulunmasıdır.

Operasyon, bu kişilerin resmi nüfuzlarını kullanarak adli, dijital ve tıbbi sistemlere müdahale ettikleri ve delilleri organize biçimde kararttıkları yönündeki güçlü şüpheler üzerine gerçekleştirildi. Eskişehir'in soruşturmaya dahil edilmesi, dosyanın yalnızca Tunceli ile sınırlı kalmadığını, delil karartma faaliyetlerine karıştığı değerlendirilen kamu görevlilerinin bulunduğu her noktaya uzandığını gösteriyor.

Süreç birkaç aşama halinde ilerliyor ya da ilerleyecek.

İlk aşama arama ve el koyma işlemleri. Eskişehir'de belirlenen adreslerde aramalar yapıldı, şüphelilere ait dijital materyaller ile çeşitli belgelere incelenmek üzere el konuldu.

İkinci aşama gözaltı ve ifade işlemleri. Eskişehir'de gözaltına alınan emniyet müdürü ve polis memurlarının da aralarında bulunduğu şüphelilerin ifade işlemleri başlatıldı. Gözaltına alınan 18 şüpheliden bir kısmının ifade işlemleri için Erzurum Adliyesi'ne sevk edildiği bildirildi.

Üçüncü aşama ise veri analizleri olacak. El konulan dijital deliller, siber incelemeler ve finansal araştırmalarla birlikte kapsamlı bir analize tabi tutulacak.

Son aşama ise yargı süreci. Eskişehir'deki operasyon kapsamında gözaltına alınan kamu görevlileri hakkında resmi belgeyi gizleme veya imha etme, bilişim sistemlerindeki verileri bozma ve suç delillerini karartma gibi suçlamalar yönünden adli sürecin devam etmesi bekleniyor.

Gülistan Doku dosyasında bundan sonraki süreçte en büyük beklentimiz, ailenin de öncelikli talebi olan Gülistan'ın bulunması ve bedenine ulaşılmasıdır.

Savcılığın, kamu görevlilerinin delilleri gizlediğini ve yok ettiğini ortaya koyan açıklamalarından sonra en temel hedefimiz Gülistan'ın bedeninin bulunmasıdır.

Bunun yanında, ilk soruda da ifade ettiğim gibi, suç işleyen ya da ihmali bulunan herkesin hesap vermesi gerekiyor. Burada yalnızca doğrudan suç işleyenler değil, işlenen suçu gizleyen, üzerini örten ya da görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hukuki sorumluluk taşımaktadır.

Bu nedenle hem il düzeyinde hem de devletin tüm kurumları bakımından kapsamlı bir hesaplaşma yaşanmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve suçları tespit edilen herkes hukuk önünde hak ettiği cezayı almalıdır.

Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra gerçekleştirilen operasyonlar, yıllardır verdiğimiz mücadelenin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.

Benzer kadın kaybı ve kadın cinayeti dosyaları açısından da bunun önemli sonuçları olacaktır. Çünkü biz, tüm şüpheli kadın ölümlerinde Gülistan Doku örneğinde olduğu gibi, üzerinden yıllar geçse bile bunun bir cinayet olabileceğini söylemeye devam ediyoruz. Yaşanan gelişmeler de bu yaklaşımımızın haklılığını ortaya koyuyor.

Bununla birlikte Gülistan Doku dosyası çok önemli bir gerçeği de görünür hale getirdi. Demek ki bazı işlemler bilinçli olarak yapılmıyor; telefon kayıtları zamanında incelenmiyor, HTS kayıtları araştırılmıyor, takipsizlik kararları kolaylıkla verilebiliyor.

Aynı durum başka dosyalarda da karşımıza çıkıyor. Örneğin Sedef Güler dosyasında bazı şüpheliler tutuklu olmasına rağmen, delil niteliği taşıyan halının neden usulüne uygun şekilde muhafaza edilmediği, neden hâlâ ailede bulunduğu ve üzerindeki saç telleriyle ilgili neden gerekli incelemelerin yapılmadığı hâlâ cevap bekleyen sorular arasında.

Rojin dosyasında da benzer sorunlar yaşandı. Rojin'in bedenindeki iki erkek DNA'sının bu kadar geç tespit edilmesi, Gülistan Doku dosyasında ya da Rojvelat'ın ölümünde yaşanan gecikmeler, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu gösteriyor.

Bu nedenle mücadelemizin en önemli hedeflerinden biri, devlete bu konuda sorumluluğunu sürekli hatırlatmak olacak. Şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmak, delilleri toplamak ve etkin soruşturma yürütmek devletin görevidir. Bu baskının mücadelemiz açısından etkili olacağına inanıyoruz.

Öte yandan, şüpheli kadın ölümlerine ilişkin bazı yeni adımlar atılmaya çalışıldığını da görüyoruz. Ancak mevcut mekanizmalar henüz yeterince etkili değil. Yapılan başvuruların çoğu yine aynı savcılıklara gönderilebiliyor ve benzer takipsizlik kararlarıyla sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla bugün itibarıyla Gülistan Doku, Rojin ve benzeri dosyalarda devlet mekanizmalarının tam anlamıyla etkin çalıştığını söylemek mümkün değil.

Yine de mücadelemizin bu tabloyu değiştireceğine inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde, haftalarda ve yıllarda elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması ve kadın cinayetlerinin durdurulması için mücadelemizi sürdüreceğiz."