İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Oytun Gökten şu ifadeleri kullandı:
"Kentsel dönüşümle, kentsel dönüşüm strateji belgeleriyle, dönüşümün nasıl ve neden yapılması gerektiğiyle ilgili onlarca kez açıklama yaptık. Oda olarak bu konudaki görüşlerimizi defalarca dile getirdik.
Aslında en istemediğimiz şey şu anda yaşanıyor. Neden? Çünkü biz kentsel dönüşümün polemiklerden uzak, siyasete bulaştırılmadan yapılmasını talep eden bir kurumuz, bir Odayız, bir meslek örgütüyüz. TMMOB bünyesinde de yaklaşımımız bu yönde.
Bu polemiklerin içerisine girdiğimiz zaman konu tamamen siyasete dönüyor ve herkes siyasi manevralar içerisine giriyor. Oysa bizim amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Asıl meseleye buradan bakmak gerekiyor.
Peki sorumluluk kimin üzerinde? Arkadaşlar, 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası'nda aslında birçok konu net şekilde ortaya konulmuş. 1999 depreminden sonra yaşanan süreçte ortaya çıkan ihtiyaçların ardından bu düzenlemeler yapıldı ve aradan geçen yıllarda birçok değişikliğe uğrayarak bugünkü halini aldı.
Bu yasanın bize söylediği şey şu: Sorumluluğun bir kısmı belediyelere, önemli bir kısmı da kanun koyucuya verilmiş durumda. Örneğin riskli alan tespiti noktasında belediye talepte bulunuyor, Bakanlık uygun görüş veriyor, Cumhurbaşkanı onaylıyor. Yani süreç sadece belediyenin ya da Bakanlığın sorumluluğunda değil, Cumhurbaşkanlığına kadar uzanıyor.
Bunları arkadaşlarımız biliyor mu? Bilmeleri gerekiyor ve biliyorlar. O zaman meseleyi sadece "Şu kadar daire yapıldı, bu kadar yapılmadı" üzerinden tartışmak doğru değil. Elbette yanlışlar ve eksiklikler olabilir. Ancak bizim her zaman vurguladığımız bir gerçek var: Belediyenin bütçesi kentteki bütün binaları dönüştürmeye yetmez. Aynı şekilde kanun koyucunun bütçesi de tek başına buna yetmez. Burada teşviklerin, uygun faizli finansman imkanlarının ve vatandaşın dönüşüme katılmasını sağlayacak kampanyaların devreye girmesi gerekiyor.
Bir örnek vermek istiyorum. Bunu tartışmanın bir tarafı olmak için söylemiyorum. Biz tarafsız yaklaşmak, meseleye siyaset dışı ve siyaset üstü bakmak zorundayız. Örneğin Kocakır bölgesindeki TOKİ alanlarıyla ilgili, bildiğim kadarıyla o bölgede bir rezerv alan ilan edilmişti.
Rezerv alan neydi? Kentsel dönüşüme sokacağınız bölgelerde yaşayan insanları başka bir alana taşıyabilmeniz ve dönüşüm için yer açabilmeniz amacıyla kullanılan alanlardı. Ancak Bakanlığın yetkileri içerisinde "re'sen" ifadeleri geçiyor. Bizim başımıza sorun çıkaran noktalardan biri de bu re'sen ifadeleri. Re'sen birleştirmek, re'sen ayırmak, re'sen işlem yapmak gibi yetkiler zaman zaman gerekli olabilir. Fakat istişarenin olmadığı, kararların beraber, bütüncül ve kolektif şekilde üretilmediği yerlerde bu yetki bir süre sonra, çok özür dileyerek bu kelimeyi kullanıyorum, kanunlu bir despotluğa dönüşebiliyor. "Benim re'sen yetkim var, buraya bunu yaptım" anlayışı ortaya çıkabiliyor.
Bakın, orası rezerv alan ilan edilmiş. Ardından re'sen kararlarla bölgede çok sayıda TOKİ konutu yükseldi. Burada TOKİ mağdurları diye bir kitlenin oluşturulmaması gerekiyor. Kanun koyucunun bunu çok iyi değerlendirmesi lazım. Kanun koyucuya buradan da sesleniyorum. Arkadaşlar, TOKİ'ye sandık koyduğunuzda en çok oy zaten size çıkmıyor. O zaman buradaki insanlar neden daha fazla mağdur ediliyor? Bunları da ayrıca konuşmak gerekiyor.
Sorduğunuz soruya özetle şöyle cevap verebilirim: Bugün kentsel dönüşüm hem Bakanlığın hem de belediyelerin sorumluluğunda. Bu sorumluluklar 6306 sayılı Kanun'da açık şekilde tanımlanmış durumda. Lütfen bu konuları siyasi kazanç elde etmek amacıyla tartışmayalım. Çünkü yaşanacak bir deprem, "Bu AK Partili, bu CHP'li, bu Yeni Partili, bu MHP'li" demeyecek. Hatay'da yaşanan depremde maalesef farklı siyasi görüşlerden çok sayıda insan hayatını kaybetti.
Bu nedenle önlemimizi alalım. Kentsel dönüşümü gerçekten hayata geçirmek için iş birliği içerisinde çalışalım ve bu süreçte meslek odalarından da yararlanalım. Siyasi tartışmalar başka alanlarda yapılırsa biz meslek odaları olarak çok daha mutlu oluruz. Kentsel dönüşüm herkesin sorumluluğundadır ve bu sorumluluklar kanunda da açık şekilde tanımlanmıştır. Özetle söyleyeceklerim bunlar."




