Yunus Emre Halk Çarşısı Sosyal Yardımlaşma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Fevzi Beysel şu ifadeleri kullandı;

“Okullar haftaya açılıyor, 1. ve 5. sınıflar ise yarın başlayacak. Ancak bu yıl esnaf olarak beklediğimiz hareketliliği henüz göremedik. Aslında 2026 yılının başından beri farklı bir dönem yaşıyoruz. İşler bütün esnaf açısından oldukça geride. Okul alışverişlerinde de aynı durum söz konusu. Vatandaşlar alışverişi yine son 3 güne bırakacak gibi görünüyor. Geçen yıl ve ondan önceki yıl hareketlilik ağustos ayının ortalarında veya sonlarına doğru başlamıştı. Bu sene ise ciddi bir sakinlik var. Geçen yılla kıyasladığımızda şu anda yüzde 15-20 civarında bir hareketlilik olduğunu söyleyebiliriz.

Çarşı yoğun görünebilir ancak alışveriş yapanların sayısı çok fazla değil. İnsanlar geçim sıkıntısı nedeniyle kapı kapı dolaşıyor, “Nereden daha ucuza alabilirim?” diye araştırıyor. Kırtasiye ayrı, okul kıyafeti ayrı, pantolon ve ayakkabı ayrı bir masraf. Bunların hepsini alt alta yazdığınızda ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor. Bir de evde okula giden 2 veya 3 çocuk varsa maliyet çok daha fazla oluyor. İnsanlar da haklı olarak en uygun ürünü nereden alabileceklerini araştırıyor. Şu anda çarşıdaki hareketliliğin önemli bir kısmı bundan kaynaklanıyor. İnsanlar ekonomik ve uygun fiyatlı ürün arıyor.

Ayakkabı fiyatlarında da geçen yıla göre artış var. Geçen yıl Kurban Bayramı’na kadar yüzde 15-20 civarında bir fiyat farkı vardı. Daha sonra akaryakıt ve diğer maliyetlerdeki artışlar ürün fiyatlarına da yansıdı. Ancak piyasa yalnızca Eskişehir’de değil, İstanbul’da ve Türkiye genelinde dar olduğu için esnaf maliyet artışının tamamını fiyatlara yansıtamadı. Şu ana kadar maliyet farkının küçük bir bölümü fiyatlara yansıtıldı. Kışlık ürünlerde ise bu artışın daha fazla yansıyacağını düşünüyoruz.

Geçen yıl eylül ayında ilkokul çağındaki çocuklara yönelik ayakkabılar 500-700 lira bandındaydı. Bu yıl ise aynı gruptaki ayakkabılar 650-850 lira bandına yükseldi.

Çarşıya gelenlerle alışveriş yapanlar arasında da yaklaşık yarı yarıya bir fark var. İnsanların bir kısmı doğrudan alışveriş yapmak için geliyor. Diğer kısmı ise farklı yerlerdeki fiyatlara bakıyor, daha uygun ürünü bulmaya çalışıyor. Yani gelenlerin yaklaşık yarısı alışveriş yaparken diğer yarısı fiyat araştırıyor.

Ayakkabı sektöründe zincir marketlerle bizim sattığımız ürünleri kıyaslamak çok doğru olmaz. Zincir marketler ayakkabıda bizim sektörümüzle aynı ölçüde ürün çeşitliliği sunamıyor. Kırtasiye ürünlerinde ise daha fazla yer alıyorlar. Okul kıyafetlerinde de her okulun kendine özgü ürünleri olduğu için zincir marketlerin ağırlığı çok fazla değil. Ancak kurumsal dediğimiz büyük firmaların yavaş yavaş okul ürünleri sektörüne girmeye başladığını görüyoruz. Okul kıyafetlerinin arma ve tişört gibi daha standart ürünlere dönüştürülmesiyle büyük firmalar da bu pazarda daha fazla yer almaya çalışıyor.

Ailelere tavsiyem, okul alışverişinde yalnızca fiyata göre hareket etmemeleri. Artık aileler de yıllardır çocuklarına okul kıyafeti, pantolon ve ayakkabı aldıkları için ürünlerin kalitesini daha iyi ayırt edebiliyor. Öncelikle ürünün kalitesine bakmalarını tavsiye ediyorum. Bir ürün ucuz olabilir ancak bazen ucuz diye alınan kalitesiz bir ürün daha pahalıya mal olabiliyor. Bu nedenle fiyat araştırması yaparken ürünün kalitesini de mutlaka göz önünde bulundursunlar.”