Özel Minik Köy Kreş ve Gündüz Bakımevi Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin şu ifadeleri kullandı;
"Bir süredir kurumumuzla ilgili kamuoyuna yansıyan ve hepimiz açısından son derece hassas olan bir süreç yaşadık. Bugün burada herhangi bir suçlamada bulunmak, geçmiş tartışmaları yeniden gündeme getirmek ya da öfkemizi ifade etmek için bulunmuyoruz.
Bugün burada bulunmamızın amacı, tamamlanan resmi süreçlerin ardından kamuoyuna karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirebilmek, doğru bilginin paylaşılmasına bir nebze de olsa katkı sağlayabilmek ve kurumumuzun bu süreçteki duruşunu sizlerle ve kamuoyuyla açık bir şekilde paylaşmaktır.
Süreç boyunca kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmayı tercih etmedik. Bunun sebebi, konunun odağında bir çocuğun olmasıydı.
Bizim için bir çocuğun mahremiyetini korumak, çocukların haklarını gözetmek ve onları kamuoyu önünde bir tartışmanın parçası hâline getirmemek; kurumumuzu savunmaktan, hakkımızı aramaktan ve bir tartışmanın merkezinde yer almaktan çok daha değerlidir. Çünkü bizler, bir eğitim kurumu ve öğretmenler olarak çocuklarımızın üstün yararını gözetmekteyiz.
Bu nedenle süreç devam ederken karşılıklı açıklamalar yapmayı, tartışmayı büyütmeyi ve kamuoyu önünde suçlamalarda bulunmayı tercih etmedik. Yetkili kurumların çalışmalarını tamamlamasını bekledik.
Bugün itibarıyla resmi süreçler tamamlanmış bulunmaktadır. Kurumumuz adına açıklama yapmanın ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sağlamanın artık zamanı geldiğini düşünmekteyiz.
Bu noktada, kamuoyunda farklı yorumlara konu olan bir hususu da açıklıkla sizlerle paylaşmak isterim.
Kurumumuz, faaliyetlerine ilk başladığı dönemde Totsville ismiyle hizmet etmekteydi. Sonrasında marka danışmanlarımızla yaptığımız markalaşma çalışmaları çerçevesinde, kurum ismimizin Türkçe olarak devam etmesinin markalaşma adımımız açısından çok daha değerli olduğuna ve yaklaşımımızı daha doğru bir şekilde yansıtacağına karar verdik.
Bu doğrultuda Totsville olan ismimizi, resmiyette de kullandığımız Minik Köy ismiyle değiştirmiş bulunmaktayız. Bu isim değişikliğinin, bugün basına açıklama yapmamıza neden olan süreçten bağımsız bir markalaşma kararı olduğunu özellikle sizlerle paylaşmak isterim.
Dolayısıyla marka ismimizin değişmesinin kurumumuzun kapanması, faaliyetlerinin sona ermesi ya da yaşanan süreçten uzaklaşması şeklinde yorumlanmasını hiçbir şekilde istemeyiz.
Bu noktayı herhangi bir tartışmayı büyütmek için değil, kamuoyunda oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla açıklık ve şeffaflıkla sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Elbette yaşanan süreç kurumumuz, bizler ve ailemiz adına pek kolay bir süreç olmadı. Ancak bugün burada, bir kez daha belirtmek isterim ki geçmişin hesabını görmek için bulunmuyoruz. Kimseyi ve özellikle de bir çocuğu yeniden bir tartışmanın merkezine yerleştirmek gibi bir amacımız asla yoktur.
Çünkü bizim bu süreçte ve bundan sonra da değişmeyecek tek bir temel ilkemiz vardır: Çocukların üstün yararını gözetmek.
Minik Köy olarak bizim sorumluluğumuz yalnızca çocuklara eğitim vermek değildir. Çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve mental sağlıklarını korumak, gelişimlerini desteklemek ve kendilerini sevgi içerisinde hissedebilecekleri bir ortam oluşturmak da sorumluluğumuzun bir parçasıdır.
Çocuklarımızın mahremiyetlerini koruyarak ailelerimizin bize duyduğu güvenin sorumluluğunu taşımaktayız. Bu anlayış, bizim için yalnızca güzel zamanlarda benimsediğimiz değil, böylesine zor zamanlarda da temel aldığımız bir ilkedir. Bu nedenle bugün de aynı hassasiyeti korumaktayız.
Kimseyi hedef göstermeden, kimseyi suçlamadan ve hiçbir çocuğun mahremiyetine zarar vermeden yalnızca kurumumuz adına üzerimize düşen açıklamayı yapmak istiyoruz.
Sürecin hukuki boyutunu, alınan kararları ve bunların ne anlama geldiğini kurum avukatımız Sayın Hüseyin Akçar biraz sonra sizlerle paylaşacaktır.
Ben Minik Köy adına sözlerimi şu şekilde sonlandırmak istiyorum.
Kurulduğumuz ilk günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da çocuklarımızın güvenliğini, mahremiyetini ve üstün yararını gözetmek, bedensel ve ruhsal gelişimlerini korumak bizlerin en temel sorumluluğudur.
Bizler çocuklarımız için çalışmaya; ailelerimizin, velilerimizin, çalışanlarımızın ve kurumumuzun bizlere duyduğu güveni ve hassasiyeti sonuna kadar yaşatmaya ve bunların arkasında durmaya devam edeceğiz."
Daha sonra konuşan Özel Minik Köy Kreş ve Gündüz Bakımevi kurum Avukatı Hüseyin Akçar şu ifadeleri kullandı;
"Yasal süreç, 16 Mart 2026 tarihi itibarıyla başladı. Nasıl bir süreçti? Bir çocuğun annesi, müvekkilimizin, yani müvekkil şirketin dahil olduğu kurum bünyesinde bir şiddete maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Bakın, bu çok normal, çok doğal. Herkesin hak arama hürriyeti kapsamında yapabileceği bir şeydir. Biz asıl konunun burasıyla ilgilenmiyoruz. Zaten biraz sonra da bununla ilgili alınan kararları ve kesinleşmiş olan süreci sizlerle paylaşacağız.
Bu anne, biz süreci o kadar hassasiyetle yürütmeye çalışırken maalesef çocuğun üstün yararını zedeleyerek, çocuğu hedef haline getirerek sosyal medya hesaplarında ve basın mensuplarının önünde hunharca bir açıklama yaparak çocuğu bu davanın merkezine oturtmuştur.
Ben müvekkillerime ve müvekkil şirketteki kurum öğretmenlerimize her zaman şunu telkin ettim: "Çocuğun üstün yararı var ve bu süreçte hiçbir açıklama yapılmaması gerekir."
Fakat tabii biliyorsunuz, basında devamlı yayılan haberler, çocuğun darp edildiği, çocuğun mobbinge veya daha farklı bir şiddete maruz kaldığı yönündeki söylemler gerek kurumumuzu gerekse müvekkillerimizi bu süreçte çok incitti ve yaraladı.
Ama biz biliyorduk ki kurumumuz bünyesinde aldığımız bütün önlemler doğrultusunda hiçbir şekilde bir darp ve şiddet söz konusu değildi. Biz bunu belgelerle ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduk.
Bugün görüyoruz ki Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı çok önemlidir. Sadece bununla ilgili değil, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yapılan itirazın da reddi ile sonuçlanan süreç önemlidir.
Bu süreç, tam anlamıyla annenin maalesef, üzülerek söylüyorum ama ben bir hukukçuyum, çocuğun üstün yararını zedeleyerek kamuoyunda ön plana çıkma pahasına çarşaf çarşaf, sayfa sayfa röportajlar ve görüşmeler yapması nedeniyle aslında niyetinin ne olduğunu bizlere göstermiş bulunuyor.
Çünkü şurayı okumak isterim: "Yapılan bilirkişi incelemelerinde mevcut teknik veriler doğrultusunda ahşap platformda güvenlik eksikliklerinin bulunmadığı, bunun bir illiyet bağının olmayacağı" savcılık tarafından çok net bir şekilde açıklanmıştır.
İlgili annenin KVKK kapsamında ismini paylaşmamız mümkün değil. Ancak ben üzülüyorum ki ilgili anne bu KVKK'yı dikkate almadan kendi çocuğunun ismini maalesef özellikle basın mensuplarına ve haberlere ifşa etmiş durumdadır. Ben buna üzülüyorum.
Burada bir hukukçu olarak, yakın zamanda siz de takip etmişsinizdir, Meclis'ten çıkan bu Çocuk Kanunu itibarıyla çocuklarımızın hassas olduğunu, üstün yararının bulunduğunu ve çocuklarla ilgili bir adım atılacağı zaman çok hassas davranılması gerektiğini bir kere daha vurgulamak isterim.
Biraz önce hocam söyledi. Biz burada bir öç alma niyetiyle oturmadık. Biz burada, 16 Mart 2026 tarihinden bu yana gelinen süreçte gerek kurumumuzun marka değerinin küçültülmesi gerekse kurumumuzdaki öğretmenlerimiz üzerindeki baskı sebebiyle bu açıklamayı en son kertede yapmayı uygun bulduk.
Kaldı ki siz de çok iyi bilirsiniz, Cumhuriyet Başsavcılığında olan bir dava veya soruşturmanın gizliliği anlamında en sonunda açıklama yapmak, ülkemizdeki kanunlar açısından çok değerlidir.
Onun için ben böylesine bir şeye tevessül edecek olan anne ve babalara sesleniyorum. Çünkü sosyal medya, haberler veya popülerizm, popülist tavırlar bizim ülkemizde çok yaygındır. Ne olur bunları kendi üzerinizden yürütün, çocuklarımızı bunlara alet etmeyin.
Bunları yaparken bir başka çocuğu veya çocuk sahibi olan başka anne ve babaları üzdüğünüzü, kırdığınızı ve incittiğinizi unutuyorsunuz.
Onun için ben bu hassasiyetle buraya oturdum. Süreç devam ediyor. Özel Minik Köy Gündüz Bakım Kreş Evi için yapılan bu haksız saldırı çok şükür ki Türkiye Cumhuriyeti yargısı kapsamında sonuca kavuşmuş ve kesinleşmiştir. Bunun altını çiziyorum, herhangi bir itiraz süreci kalmamıştır.
Şimdi tabii ki kurum kendi içerisinde ilgili anneye karşı aynı zamanda tazminat hakkını kullanacak. Bunun yanında iftira suçunu oluşturmuş olması sebebiyle kurumumuz tarafından yapılacak iftira başvurusu da gündemdedir.
Bunların hepsini yapmamızın sebebi, daha sonrasında bu popüleriteden etkilenip bir nevi popüler olmak isteyen anne ve babaların kendi bünyeleri, kendi vücutları üzerinden popülerizm yapmalarını tavsiye etmemizdir. Çocuklarımızı karıştırmayalım.
Çocuklar çok değerlidir ve en önemlisi de çocukların üstün yararını korumak bizlerin, yani Türkiye Cumhuriyeti yargısı içerisindeki hakimlerin, savcıların, avukatların ve aynı zamanda tabii ki öğretmenlerin görevidir.
Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bu hassas konuyu ancak bu noktada sizlerle paylaşabilirdik.
Sorunuz varsa yanıtlayabilirim. Çok tekniğe boğmak istemedim. Sadece bir noktayı sizinle paylaştım ancak elimde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, itiraz mercilerinin kararları, başlangıçta annenin vermiş olduğu ifadeler var.
Aynı zamanda zaten sizlerin de bildiği gibi basına yansıyan gerek okulumuzun bina görselleri gerekse kendi Reels'larında yapılan açıklamalar kamuoyuna yansımış durumdadır."





