ESKİŞEHİR HABER

Prof. Dr. Muammer Kaya Eskişehir Beylikova’daki toryum rezervine dikkat çekti

Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve toryum rezervinin Türkiye için büyük önem taşıdığını söyledi.

Abone Ol

Maden Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Muammer Kaya şu ifadeleri kullandı;

"Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Hazırlama Anabilim Dalı hocasıyım. Bugün Jeoloji Mühendisleri Odası ve Maden Mühendisleri Odasının ortaklaşa düzenlediği, Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve toryum cevherinin zenginleştirilmesi ve kazanılmasıyla ilgili bir panelde bir araya geliyoruz. Nadir toprak elementleri bugün ileri teknolojide kullanılan, yeşil enerjide kullanılan, kalıcı mıknatısların yapımında kullanılan çok önemli kritik ham maddelerin başında gelmektedir. Beylikova’daki nadir toprak elementlerimizin içinde aynı zamanda nükleer yakıt olabilecek toryum elementi de bulunmaktadır. Toryum elementi, şu an mevcut nükleer reaktörlerde kullandığımız uranyuma nazaran çok daha barışçıl, çevreci ve yeşil bir enerji olma yolundadır. Çok yakında, ileride nükleer santrallarda uranyum yerine sadece toryum ve toryum-uranyum karışık yakıtlarının kullanılacağını göreceğiz. İleride evlerimizde belki toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller de olabileceği tahmini yapılmaktadır.

Toryum, geleceğin alternatif nükleer yakıtı olma yolunda hızla ilerlemektedir. Biz de dünyanın 2. büyük rezervine sahip olmamız nedeniyle bu treni kaçırmamamız gerekmektedir. Bunun için de mutlaka toryum yakıtının zenginleştirilmesi ve toryumun yakıt formuna dönüştürülmesinde Türkiye olarak gerekli çalışmaları yapmamız gerekmektedir. Madenlerin işletilmesini tabii ki ben bir maden mühendisi olarak desteklemek zorundayım ve destekliyorum. Ama bunu uygun, modern yöntemlerle yapmak zorundayız.

Bugünkü sıkıntının kaynağı, büyük bir ihtimalle işletenlerle ilgili sıkıntılardan kaynaklanıyor. Dünyanın her yerinde madenler; normal, modern yöntemlerle, çevreye ve insanlara zarar vermeden işletilebilmektedir. Dünyada altın madenciliği 100 yıldan uzun süredir yapılıyor ve hiçbir yerde büyük bir sıkıntı yaşanmıyor. Bugün örneğin bir uçak da düşebiliyor; uçağa binmeyecek miyiz? Binmek zorundayız. Biz de altın madenciliğini yapmak zorundayız. Önemli olan mevcut en iyi teknolojiyi kullanarak yer altı kaynaklarımızı ekonomimize katmamız gerekmektedir.

Siyanür, maden aramada kullanılan bir kimyasal madde değildir. Siyanür maden üretilirken 'liç' işlemi dediğimiz bir işlem yapılmaktadır. Liç işlemi esnasında ya kapalı tanklar içinde veya 'yığın liçi' şeklinde, yani altı geçirimsiz alanlarda yapılıyor. O siyanürlü çözeltiyi doğaya deşarj ederseniz sıkıntı yaratır ama tamamen kapalı ortamda yaparsanız o zaman sıkıntı yok. Maden ararken, sondaj yaparken kesinlikle siyanür kullanılmıyor. Buradaki hata, o arama esnasında siyanür kullanıldığı bilgisidir; maalesef hala ülkemizde bu öğrenilemedi.

Biz yıllardan beri söylüyoruz, aramada siyanür kullanılmıyor; sadece üretim esnasında, o da kapalı tanklarda veya yığın liçlerinde kullanılıyor. İliç'te olan bana göre hata, genelde yığın liçini biz düz arazide yaparız. Oradaki bölgeyi tam bilmiyorum ama orada eğimli arazide liç işlemi yapılmış. Eğimli arazide yapıldığı için yığın kayması olmuş. Aslında düz bir araziye o cevheri yayıp yığın liçi yapsalardı o sorunla karşılaşılmazdı. Ama cevheri nakletmemek için, nakliyattan biraz belki kaçınmak için yığınlı arazide 30-35 metre yüksekliğinde bir yığın yapılmış; işte onun için bir kayma olduğunu tahmin ediyorum."