CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım şu ifadeleri kullandı;

"AKP Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç’un, Tepebaşı Belediyesi’ne ve Başkanımız Ahmet Ataç’a yönelik açıklamaları siyasi eleştiri sınırlarını aşmış; seviyesiz, mesnetsiz ve hukuk tanımaz bir saldırıya dönüşmüştür.

Siyaset yapmak başka bir şeydir, iftira atmak başka bir şeydir. Eleştiri yapmak başka bir şeydir, kendini hâkim ve savcı yerine koyup insanları peşinen suçlu ilan etmek başka bir şeydir. Serhat Tunç’un yaptığı şey tam olarak budur.

Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yokken, kamuoyuna yansımış somut bir soruşturma süreci yokken, sanki hüküm verilmiş gibi konuşmak hukuk devletiyle bağdaşmaz. Sayıştay raporu bir mahkeme kararı değildir. Bir siyasi parti ilçe başkanının görevi de hüküm dağıtmak değildir. Televizyon ekranlarında “usulsüzlük”, “harami”, “çökmüşler” gibi ifadelerle kamu görevlilerini hedef almak açıkça suç isnadı ve siyasi ahlaksızlıktır.

“Tepebaşı bakkal dükkânından kötü yönetiliyor” demiş. Önce şunu söyleyelim: Bakkal dükkânı da emektir, alın teridir, namuslu esnaflıktır. Bakkal benzetmesi üzerinden bile emek insanlarını küçümseyen bir dil kurması, Tunç’un halka ve esnafa nasıl baktığını göstermektedir. Sen cafe işini beceremedin, şimdi sıra ilçe başkanlığında mı?

Tepebaşı Belediyesi, onun diline doladığı gibi yönetilemiyor değil; tam tersine, Türkiye’de sosyal belediyeciliğin, katılımcı yönetimin, engelli bireyler için üretim ve istihdam modelinin, çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve emeklilere dokunan hizmetlerin örnek gösterildiği bir belediyedir.

Tunç’un bu açıklamaları yaptığı gün, Başkanımız Ahmet Ataç İstanbul’da yerel yönetim hizmetleri dalında örnek gösterilerek ödül alıyordu. Bir tarafta iftira siyaseti, diğer tarafta ödülle tescillenen hizmet siyaseti vardı. Kaderin planı mı dersiniz, tarihin ironisi mi dersiniz bilmiyorum; ama aynı gün yaşanan bu tablo, kimin laf ürettiğini, kimin hizmet ürettiğini çok net göstermiştir.

Bu kuruma “çökmüşler” demek, sadece Başkan Ataç’a değil, Tepebaşı halkının iradesine de hakarettir. “Çökmenin” ne demek olduğunu kamuoyu orman arazilerinde, maden sahalarında, bu ülkenin şehitlerinin kanı canı uğruna miras bıraktığı topraklar üzerinde Türk halkı görmektedir.

“Satış var, hizmet yok” demiş. Serhat Tunç önce şunu bilsin: Belediyeler iş yapamasın diye belediyelerin gelirlerine el koyanlar, enflasyon yüzünden şişen giderleri görmezden gelenler, CHP’li belediyeleri adeta “düşman belediyesi” gibi görüp tasarruf genelgeleriyle nefes aldırmamaya çalışanlar; bugün çıkıp belediyeler kendi kaynaklarını verimli kullanarak gelir yaratmaya çalışınca ahkâm kesemez.

Bu ülkede belediyelerin hizmet üretmesini zorlaştıran kim? Kaynaklarını budayan kim? Maliyetleri katlayan ekonomik düzeni yaratan kim? CHP’li belediyelerin panel yapmasını, etkinlik düzenlemesini, halkla buluşmasını bile tasarruf bahanesiyle engellemeye çalışan kim?

Sonra aynı anlayış çıkıp “satış var, hizmet yok” diyor. Bu kadar sığ bir siyasetle Tepebaşı’nı karalayamazlar.Kamu yararı için, kamunun malını yine kamunun hizmetine dönüştürerek gelir yaratmaya çalışan bir belediyeyi eleştirmek; ancak hizmet üretmeyen, kaynak yaratmayı bilmeyen, belediyeciliği sadece hamaset sananların işidir.Serhat Tunç ve onun temsil ettiği anlayış sığ suda balık avlamaya çalışmasın. O sığ suda debelenirken, tarihin tozlu sayfalarında yok olup giderler; farkında bile olmazlar. Bir önceki ilçe başkanı da aynı cümleleri kullanıyordu. Görülüyor ki, iftirayı ilke haline getirmişler, yazık…

Tepebaşı’nda hizmet görmek isteyen gözünü açar bakar. Hizmet görmek istemeyen ise televizyon ekranında ezberlenmiş cümlelerle algı üretmeye çalışır.Tepebaşı Belediyesi, merkezi iktidarın ekonomik baskılarına, artan maliyetlere, kaynak kısıtlarına rağmen hizmet üretmeye devam etmektedir.

Ahmet Ataç’ın yaşı üzerinden siyaset yapmaya kalkması ise acizliktir. Kendi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 70’li yaşlarında ülke yönetirken sorun yok; Ahmet Ataç Tepebaşı’na hizmet edince mi yaş sorun oluyor? Bu nasıl bir tutarsızlıktır? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Yaşla alay etmek siyaset değil, hadsizliktir. Ahmet Ataç’ın yaşı Tepebaşı için tecrübesidir.

Serhat Tunç’un anlamadığı da tam olarak budur.Tepebaşı’nın hafızası vardır. Tepebaşı halkı kimin ne yaptığını da, kimin sadece konuştuğunu da çok iyi bilir.“Git torunlarını sev” demek, bir siyasetçinin ağzına yakışmaz. Bu cümle düpedüz ayrımcılıktır, saygısızlıktır, hadsizliktir, siyasetin en ucuz hâlidir. Ahmet Ataç sadece torunlarını değil, bu kentin çocuklarını, gençlerini, yaşlılarını, emeklilerini, engelli bireylerini, kadınlarını, yani Tepebaşı’nın bütün insanlarını seven ve onlar için çalışan bir belediye başkanıdır.

Bir de utanmadan Emekliler konusuna girmiş… Çok yakında halkın derin yoksulluğunu bile CHP’ye mal edebilecek bu zihniyetin temsilcisi Serhat Tunç önce 24 yıldır ülkeyi yöneten iktidarına baksın. Emekliyi pazarda file dolduramaz hale getiren, maaşını kiraya ve faturaya yetiremez hale getiren merkezi iktidarın ekonomi politikalarıdır. Hem emekliyi yoksullaştıracaksınız hem de çıkıp muhalefet belediyesine laf atacaksınız. Bu siyasi pişkinliktir.

Serhat Tunç’a tavsiyemiz şudur. Önce hukuk öğren. Sonra belediyecilik öğren. Ama hepsinden önce de siyasi edep öğren.

Çünkü Tepebaşı; emeğin, dayanışmanın, sosyal belediyeciliğin ve halk iradesinin adıdır. Başkan Ahmet Ataç da bu kente yıllardır lafla değil, hizmetle imza atan bir belediye başkanıdır."