Kanal 26'dan Merve Özer'e konuşan Psikolog Tuğba Açıkgöz, insanların sorunlarını anlatırken anlaşılmama, eleştirilme veya reddedilme korkusu yaşayabildiğini söyledi. Tuğba Açıkgöz, bu kaygıların insanları daha rahat ve kontrol edilebilir gördükleri yapay zeka uygulamalarına yöneltebildiğini belirtti.
Tuğba Açıkgöz, “Günümüzde insanlar incinme riskini göze almıyorlar aslında. Yani bir arkadaşınıza veya ailenize probleminizi anlattığınız zaman anlaşılmama, eleştirilme, reddedilme gibi korkuları oluyor. Yapay zeka bu noktada çok daha konforlu hissettirebiliyor. Geçici bir rahatlamayla birlikte her şeyin kontrolü kişideymiş gibi hissettirebiliyor” dedi.
İnsanlar arasındaki ilişkinin yapay zeka ile kurulan iletişimden farklı olduğuna dikkat çeken Tuğba Açıkgöz, “İnsan ilişkileri doğası gereği anlaşmazlıklar, törpülenmeler ve bir emek gerektiriyor. Ama yapay zeka her söylediğinizi onayladığı için, sizinle tartışmadığı için sanal bir güç hissi oluşturuyor. Ama bu tabii gerçek hayatla bağlantısı kopuk bir durum oluyor” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın bir psikoloğun yerini tutamayacağını belirten Tuğba Açıkgöz, psikoterapide asıl unsurun yalnızca bilgi olmadığını söyledi. Tuğba Açıkgöz, “Psikoterapide iyileştiren şey bilgi değil, güvenli bir ortamda yaşanan duygusal deneyimlerdir. Psikoterapi iki insan zihninin etkileşimiyle, güven bağıyla ve şefkatiyle canlı bir bağ üzerinden yürür. Ama yapay zeka sadece bir yazılım ve sezgileri yok, gerçekten empati kurmaz sizinle. Sadece uygun kelimeleri ifade eder” diye konuştu.
Yapay zeka kullanımının günlük yaşamı ve sosyal ilişkileri etkilemeye başladığı noktaya da değinen Tuğba Açıkgöz, “Kişiler artık bütün problemlerini, bütün sıkıntısını ve hayatını bir ekrana yönlendirdiyse, gündelik hayatında aksamalar varsa, sosyal ilişkilerinde problemler, mutsuzluk ve kaygı seviyesinde artış varsa artık bu yapay zeka insanı dünyadan koparma durumuna gelmiştir ve bir uzmandan destek alınmasını öneririm” dedi.
Tuğba Açıkgöz, modern yaşamla birlikte gençlerin derin ilişkiler kurma biçimlerinin de değiştiğini belirterek, “Modern çağın getirdiği bireyselleşme gençlerin derinlemesine ilişki kurma becerisini ve bu ilişkilerin doğuracağı hayal kırıklıkları ve çatışmaları göze alma kapasitesini zayıflatıyor. Anlaşılmama ve incinme korkusu aslında riski daha az olan dijitale yönelmelerini sağlıyor ama ne yazık ki bu durum dünyadan daha izole ettiği için kişileri kronik bir yalnızlığa da sürüklüyor” ifadelerini kullandı.





