Eskişehir Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Recep Şen şu açıklamayı yaptı:

"Tarıma dokunma, geleceğini yok etme. Taşdemir Madencilik tarafından planlanan Esence Altın Gümüş Maden Ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Bakanlar Kurulu'nun Büyükova statüsünde koruma altına aldığı Alpu Ovası tarım arazilerini ve Sakarya Havzası su kaynaklarını doğrudan tehdit etmektedir. Alpu Ovası, çıkarılacak altın ve gümüşten daha değerlidir.

Proje kapsamında 18,28 hektar büyüklüğünde ÇED-1 alanı ve 640,46 hektar büyüklüğünde ÇED-2 alanı olmak üzere toplam yaklaşık 658,74 hektarlık ÇED alanı belirlenmiştir. Madencilik faaliyeti, ÇED-2 alanı içerisinde yer alan 161,81 hektarlık açık ocak alanında yürütülecek, diğer alanlarda ise pasa depolama, kırma-eleme tesisi, cevher stok sahası, bitkisel toprak depolama alanı, ofis ve kantar gibi yardımcı üniteler yer alacaktır.

Bir şirketin kâr hırsı uğruna Alpu Ovası kesinlikle feda edilmemelidir.

Bölgedeki Esence, Uyuzhamam, Aktepe ve Işıkören mahallelerini doğrudan, diğer yerleşimleri ise dolaylı olarak etkileyecek olan maden işletmesi, Eskişehir'de modern tarımın öncüsü olan bölgeyi ve tarımsal üretimi olumsuz etkileyecektir.

Yer altı varlıklarımız elbette ülkemizin zenginliğidir. Ancak yer üstü zenginliklerimiz de ülkemizin geleceğidir. Söz konusu işletme, başta yer altı su kaynakları olmak üzere tarım arazilerini ve tarımsal ürünleri doğrudan etkileyecek, bölgedeki hayvancılığa da zarar verecektir.

'Geleceğin savaşları temiz su kaynakları için yaşanacaktır' gerçeği göz önüne alındığında, yer altı temiz su kaynaklarımızın da risk altına gireceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

1860'lı yıllardan itibaren özellikle Kırım göçmenlerinin iskân edildiği, Cumhuriyet döneminde ise tarımsal üretimde öncü konuma gelen köylerimiz, Alpu Ovası'nın verimli yapısına önemli katkılar sağlamıştır. Bugün ise temiz su kaynaklarımız, tarımımız ve hayvancılığımız ciddi bir tehdit altındadır.

Sorun yalnızca bununla sınırlı değildir. Bölgeden çıkarılacak madenin işlenmek üzere yaklaşık 55 kilometrelik karayolu güzergâhı kullanılarak Kaymaz'daki tesislere taşınması sırasında, yol üzerindeki tarım arazileri toz ve diğer atıklardan etkilenecek, bu durum doğrudan ve dolaylı olarak önemli ürün kayıplarına yol açacaktır.

ÇED raporuna göre günlük ortalama 300'ün üzerinde araç seferi yapılması planlanmaktadır. Bu durum yalnızca köy yollarını değil, Ankara-Eskişehir kara yolunu da etkileyecek, hâlihazırda yoğun olan ulaşımı daha da zorlaştırarak trafik güvenliği açısından yeni riskler oluşturacaktır.

Geleceğimiz temiz su kaynaklarına ve tarıma bağlıdır. Bir gün insanoğlunun suyun ve gıdanın paradan daha değerli olduğunu daha iyi anlayacağına inanıyoruz.

Biz, Eskişehir Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği olarak geleceğimizi korumak adına söz konusu projenin başlamadan durdurulmasını ve tarımsal üretimin zarar görmesinin önlenmesini talep ediyoruz. Köylerimiz yalnız değildir. Bizler de onlarla birlikte geleceğimizi savunmaya devam edeceğiz."