Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;
"Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisinin birleşmesi sadece Eskişehir özelinde değil, Türkiye’de seçimin matematiğini değiştirir. Bunu ifade edelim. Bir de şu an bizim Yeniden Refah Partisi ile görüşmelerimiz sadece Gelecek Partisi’nin kendisini feshetmesiyle ilgili değildi. Bunu ifade edeyim. Öncesinde de bu görüşmeler devam ediyordu. Bunu kabul etmek lazım.
Türkiye’nin buna ihtiyacı var. 50+1 ucube bir sistemdir. Bu sisteme karşı partilerin bir araya gelmesi gereklidir. Ancak biz sadece “Şu parti, bu parti kazansın.” gibi meseleye bakmayız. Ülkenin kazanmasını istiyoruz. Gerçekten ülkemizin ciddi sorunları var. Bu sorunlar gün geçtikçe büyüyor. Dolayısıyla mevcut hükümet artık bunun altından kalkamıyor.
Burada tabii açık ifade etmek gerekiyorsa ana muhalefet partisi üzerine yapılan operasyonlar var. Biz Saadet Partisi olarak bütün bunları birlikte düşünüyoruz ve Türkiye’de bütün partilerin sağdan, soldan bir araya gelebileceği, ama ilkesel anlamda yeniden büyük Türkiye’nin inşasıyla ilgili bir çalışmayı başlatmış olduk. Ve bir mesafe de katettik.
Burada tabii doğal olarak Milli Görüş’ü temsil eden Yeniden Refah Partisi var. Öbür taraftan merhum Erbakan Hocamız vefat ettiğinde Saadet Partisi’nin genel başkanıydı. Dolayısıyla bunların bir araya gelmesi çok doğal. Ancak tabii süreç devam ediyor.
Dün akşam Zoom üzerinden il başkanları toplantımız vardı. Genel Başkanımız bunu ifade etti. Israrla bu konunun halen devam ettiğini söyledi. Süreç devam ediyor ama çok önemli bir mesafe katedildi. Biz daha doğrusu “Çatı parti kim olsun?” sorusunun üzerinde çok durmuyoruz. Çok önemli olan detay bu değil. Aslında Türkiye’de böyle bir ittifaka ihtiyaç var. Böyle bir ittifakın Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim.
Ben Eskişehir’de de bunun ciddi sonuçları olabileceğini düşünüyorum. Netice itibarıyla önümüzde bir seçim söz konusu. 2027 yılında bir seçim var. Ancak öncesinde parlamenter sisteme geçişle ilgili bir ihtimal de var. Bu konuşuluyor. Dolayısıyla bütün bunları bugün bilmeden bazı şeyleri net olarak ifade etmek doğru olmaz.
Ama ben 50+1’in mutlaka bu ülkede değişmesi gerektiğini savunanlardan biriyim. Dolayısıyla partiler bir araya gelebilmelidir. Sağdan, soldan bütün partiler bir araya gelebilmeli. Kutuplaştırıcı söylemlerden mutlaka bu ülke uzaklaşmalıdır. Buna ihtiyaç var. Diyalog kurulmalıdır. Saadet Partisi de bunu başardı diye düşünüyorum.
Açıkçası biz bu tablonun Türkiye’nin lehine olmadığını düşünüyoruz. Bunu ifade edelim. Türkiye’de bir ana muhalefet partisine ihtiyaç var. Ama bugün maalesef yargı müdahalesiyle böyle bir tablo oluştu. Bu tablo aslında hepimizi etkiliyor, bütün siyasi partileri etkiliyor.
Dolayısıyla biz Saadet Partisi olarak şu anda bir belediye başkanlığını kazanma mücadelesi vermiyoruz. Ülkenin temel ve ciddi sorunları var. Bu sorunların çözülmesi için hangi ilkelerle, hangi partiler bir araya gelirse olur, onun mücadelesini veriyoruz. Dolayısıyla bizim daha ilkesel bir duruşumuz var.
Emin olun burada büyükşehir belediye başkanı da olsam çok fazla bir şey değişmeyecek. Türkiye’nin genel bir problemi var. Bu problemin köküyle, bütünüyle çözülmesi için ne gerekiyorsa onu yapmamız lazım.
Bakınız, bir sabah şafak operasyonuyla belediye başkanları gözaltına alınabiliyor. Böyle bir şey olamaz. Biz Saadet Partililer olarak buna karşı olduğumuzu ifade ediyoruz. Elbette yargılama olur. Suç işleyen insanlar varsa cezaları verilir, bu başka bir şey. Ama siyaset dizayn etmek, muhalefeti dizayn etmek amacıyla böyle yöntemlere başvurmak gerçekten doğru değil. Bu ülkenin lehine değil, aleyhinedir.
Saadet Partisi bunu her platformda gündeme getiriyor. Dolayısıyla biz böyle bir şeyin olmaması için Türkiye’de bütün siyasi partilerin, tekrar edeyim, sağdan soldan ilkesel bir duruş ortaya koyması ve yeniden büyük Türkiye’nin inşası için birlikte mücadele etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu Türkiye’nin lehine olur.
Bizim partimiz şu an birinci parti olsa bile bu sonuç değişmeyecek. Bizim partimizin birinci parti olması çok önemli değil. Türkiye’nin gerçekten bölgede güçlü bir ülke olması; adalet, hukuk, adil paylaşım, insan hakları, özgürlükler ve üreten ekonomi gibi alanlarda bir sınıf atlaması gerekiyor. Buna ihtiyacımız var. Saadet Partisi’nin bunu başaracağına inanıyorum."





