Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Mesut Sadık Yurtman şu ifadeleri kullandı;
"5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak, her yıl olduğu gibi bugün de yaşam alanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve havamızı savunmanın haklı gururu ve sorumluluğuyla karşınızdayız.
Küresel iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha derinden hissederken, yaşam alanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve havamızı korumanın hayati önemini bir kez daha haykırmak için buradayız.
Ülkemiz, iklim krizine karşı en kırılgan coğrafyalardan biri olan Akdeniz Havzası’nda yer almaktadır. Yanlış sanayileşme, kontrolsüz ve vahşi madencilik projeleri, Orman Kanunu’ndaki esnemeler ile orman ve su kaynaklarının hoyratça tüketilmesi, Türkiye’nin ekolojik geleceğini tehdit etmektedir. Kuruyan göllerimiz ve akarsularımız, ranta açılan kıyılarımız ve havası solunamaz hale gelen kentlerimiz, doğaya karşı yürütülen bu amansız tahribatın en net göstergeleridir.
Anadolu’nun kalbi, doğanın ve yeşilin kenti Eskişehir de bu çevre krizlerinden payını almaktadır. Alpu Ovası’nda kurulmak istenen kömürlü termik santrale karşı verilen haklı ve başarılı mücadele hafızalarımızdaki yerini korurken, bugün kentimiz yeni ekolojik tehditlerle karşı karşıyadır.
Eskişehir’in akciğerleri ve su kaynakları olan dağlarımız, sularımız ve ormanlarımız siyanürlü altın madenciliği ve taş ocakları projeleriyle delik deşik edilmek istenmektedir.
Kentimizin can damarı olan Porsuk Çayı, endüstriyel ve evsel atıkların baskısı altında ve yanlış tarım politikaları nedeniyle alarm vermekte ve su varlığımız her geçen gün azalmaktadır.
Türkiye’nin en verimli ovalarından Alpu ve Sakaryabaşı, amaç dışı arazi kullanımı ve kuraklık riskiyle yüz yüzedir.
Eskişehir halkı, yerel yönetimleri, kent konseyleri ve çevre platformları, geçmişte olduğu gibi bugün de bu yağma düzenine karşı doğasını ve yaşam hakkını savunmaya devam etmekte sonuna kadar kararlıdır.
ESÇEVDER Olarak Acil Taleplerimizi Aktarıyoruz
Sürdürülebilir bir gelecek ve yaşanabilir bir dünya için yetkililere var gücümüzle sesleniyoruz:
Fosil Yakıtlara Yatırım Yapan Politikalar Terk Edilmelidir: Karbon emisyonlarını azaltacak Yeşil Enerji yatırımlarına öncelik verilecek plan ve programlar benimsenerek önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Vahşi madenciliğe dur denilmelidir. Atalan - Alpagut ve Mihalıççık başta olmak üzere, Eskişehir’in akciğerleri olan ormanlarımız ve su kaynaklarımız vahşi altın-gümüş madenciliğiyle delik deşik edilmek istenmektedir.
Su kanunu çıkarılmalıdır. Kuraklık kapımızdayken, su kaynaklarımızı ticari bir meta değil, kamusal bir hak olarak koruyacak yasal düzenlemeler hayata derhal geçirilmelidir. Porsuk nehir yatağı temizlenmelidir.
Birinci sınıf tarım arazilerimiz ve su havzalarımız, sanayi tesisleri ve maden sahaları uğruna feda edilmesinin önüne geçilmeli ve gıda güvenliğimiz risk altına alınmamalıdır.
İklim acil eylemi başlatılmalıdır. Kentlerin iklim krizine dirençli hale getirilmesi için yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak çalışacağı yeşil dönüşüm bütçeleri oluşturularak hayata geçirilmelidir.
Yerel yönetimler desteklenmelidir. Kentlerin iklim krizine dirençli hale getirilmesi için yerel yönetimlerin yeşil alan ve geri dönüşüm projelerine yeterli bütçe ayrılmalı ve yerel yönetimler desteklenmelidir.
Doğa bize muhtaç değil, biz doğaya muhtacız. Eskişehir’den yükselen bu ses, tüm Türkiye’nin ortak geleceğinin sesidir. Gelecek nesillere betondan bir enkaz değil, nefes alınabilir bir dünya bırakmak hepimizin ödevi ve görevidir.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak, dağlarımızı madencilere, nehirlerimizi kirleticilere, ovalarımızı ranta teslim etmeyeceğiz. Eskişehir’in havasına, suyuna ve toprağına sonuna kadar sahip çıkacağız."