ES TV'de yayınlanan 90+3 programında konuşan Eskişehir Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (EASKF) Başkanı Sadri Atam şu ifadeleri kullandı:

"1-1 sona eren bu karşılaşma, grubun gerçekten çok önemli maçlarından biriydi. Hatta sezon içerisinde oynayacağımız üç dört final niteliğindeki maçtan bir tanesiydi. Kendi sahamızda oynadığımız için mutlaka kazanmamız gereken bir karşılaşmaydı.

Etimesgutspor da gerçekten iyi bir takım. Kaliteli bir kadroları var, iyi oyun kuruyorlar. Başlarında yaklaşık 20 yıldır profesyonel liglerde antrenörlük yapan tecrübeli bir teknik direktör bulunuyor. Dolayısıyla güçlü bir rakibe karşı oynadık.

Eskişehirspor ne yaptı. Açıkçası çok fazla bir şey yapamadı. Bizim en büyük zaafımız zaten istikrarsızlığımız. Bir maça bakıyorsunuz, Balıkesirspor karşısında olduğu gibi çok iyi futbol oynuyoruz, pozisyonlar buluyoruz, goller atıyoruz. Ardından Etimesgutspor maçına çıkıyoruz ve son derece kötü bir performans sergiliyoruz.

Sahada gerçekten mücadele eden oyuncuları sayalım. Arda Okumuş iyi oynadı, Mehmet Bağlı iyi oynadı. Beykan Şimşek özellikle ikinci yarıda etkiliydi. Hasan Kaya biraz çabaladı, Ahmet Dereli de rakip stoperlerle mücadele etti. Hepsi bu kadar.

Kerem Baykuş sahada yok gibiydi. Ozan İsmail Koç da aynı şekilde son derece etkisizdi. İki bekimiz de çok kötü oynadı. Ne hücumda ne de savunmada beklenen katkıyı verebildiler.

Kaleci Bora Göymen de bana hiç güven vermedi. O kadar tecrübeli ve kaliteli bir kaleci olmasına rağmen, yediğimiz gol de dâhil olmak üzere hatalı kararlar verdi. Özellikle gol pozisyonunda yaşadığı tereddüt ve geriye doğru hareket etmesi golü yememize neden oldu. Eğer hiç hızını kesmeden ileri çıksaydı, büyük ihtimalle o pozisyonu engelleyebilirdi. En kötü ihtimalle ayağıyla müdahale ederek topu uzaklaştırabilirdi.

Özellikle rakibin ikinci atağındaki pozisyondan söz ediyorum. Elle müdahale etmesi, yere yatarak topa uzanması gereken pozisyonlarda ayağıyla müdahale etmeye çalışıyor. Bu sezon aynı şekilde yaptığı ikinci ya da üçüncü hata. Çanakkale Biga'da da benzer bir hata yapmıştı. Orada da ayağıyla müdahale etmeye çalışırken gol yemiştik. Bu maçta da aynı durum yaşandı. Bora'nın formsuz olduğu açıkça görülüyor.

Karşılaşmanın geneline baktığımızda Etimesgutspor'un üç dört tane çok net gol pozisyonu vardı. Bizim de pozisyonlarımız oldu ancak rakibin yakaladığı fırsatlar çok daha netti.

İlk yarıda aslında iyi oynamadık, hatta oldukça kötüydük. Buna rağmen üç pozisyon bulduk. Ancak rakibin yakaladığı üç fırsat bizim pozisyonlarımızdan çok daha tehlikeliydi.

İkinci yarıda oyun üstünlüğünü ele geçirdik. Özellikle yediğimiz golden sonra baskımızı artırdık. Fakat buna rağmen çok net gol pozisyonları üretemedik. Beykan Şimşek'in çaprazdan girdiği iki pozisyon vardı. Birinde topu üstten dışarı gönderdi. Diğerinde ise biraz daha topu sürse ya penaltı kazandırabilir ya da rakip müdahale etmezse golü bulabilirdi. Aslında iki pozisyonda da penaltı ihtimali vardı.

Neyse ki 90+5. dakikada gelen golle takım son anda beraberliği kurtardı. O son dakika golüne gerçekten çok sevinmemiz gerekiyor. Çünkü karşılaşmanın gidişatına baktığımızda mağlubiyetten son anda kurtulduk.

Son iki üç maçta Eskişehirspor'un en önemli hücum silahının savunma arkasına ve savunma oyuncularının arasına atılan toplar olduğunu gördük. Hasan Kaya ve Ahmet Dereli gibi bu koşuları yapabilen oyuncularımız var. Beykan Şimşek ve Kerem Baykuş gibi o pasları atabilecek futbolcularımız da bulunuyor.

Belli ki bu organizasyonlar antrenmanlarda çalışılıyor. Çünkü Beykan ayağına her top geldiğinde başını kaldırıp Hasan Kaya'yı veya Ahmet Dereli'yi arıyor. Ancak burada önemli bir hata yapıyoruz. Savunma arkasına atılacak toplar 30-40 metrelik yüksek paslarla gönderilmez. Top havada süzülerek giderken rakip savunma yerleşiyor, pozisyonunu alıyor ve tehlikeyi rahatlıkla önlüyor.

Bizim daha hızlı oynamamız gerekiyor. Bir iki pasın ardından savunma arasına, özellikle yerden ve doğrudan atılan toplarla hücum oyuncularımızı buluşturmalıyız.

1922 Akşehirspor karşısında attığımız gol bunun en güzel örneğiydi. Beykan'ın savunma arasına gönderdiği pas veya Kerem'in Hasan Kaya'yı savunmanın yanındaki boşlukta buluşturduğu toplar gibi organizasyonlar üretmeliyiz.

Ancak Etimesgutspor karşısında ne yaptık? En az beş altı kez 30-40 metrelik uzun toplar denedik. Top havadan süzülerek geliyor, o sırada rakip savunma çoktan yerleşmiş oluyor. Hasan Kaya'nın koşusu boşa gidiyor. Rakip oyuncular kimi zaman topu göğüsleriyle kontrol etti, kimi zaman da ilk müdahalede uzaklaştırdı. Zaten Etimesgutspor'un iki stoperi oldukça başarılıydı, bekleri de hızlıydı.

Bu kadar kaliteli oyunculardan oluşan bir takımın bu kadar kötü oynama lüksü yok. Ben oyuncuların yeteneklerinden çok, yanlış bir oyun anlayışıyla sahaya çıktığımızı düşünüyorum.

Bizim takımımızda bire birde rakibini sürekli geçebilen, adam eksiltebilen oyuncu sayısı çok az. Bu nedenle Eskişehirspor'un hızlı oynaması gerekiyor. Rakibi bireysel çalımlarla değil, çabuk paslaşmalarla eksiltmeliyiz. Bir iki pasın ardından savunma arasına gönderilen, özellikle yerden ve doğrudan hücum oyuncusuyla buluşturulan topları tercih etmeliyiz.

Hasan Kaya bu maçta en az yedi sekiz kez savunma arkasına koşu yaptı ancak bu koşuların hiçbirinden istediğimiz sonucu alamadık. İlk yarının başında, sanırım üçüncü dakikada Kerem Baykuş'un gönderdiği bir pasla pozisyon yakaladık. O da rakip savunmanın yaptığı bir hatanın ardından ortaya çıktı. Hasan topu önünde buldu ancak bu da planlı ve hızlı gelişen bir hücum değildi.

Rakibini bire birde eksiltebilen oyuncularımızın az olması, hücumdaki işimizi daha da zorlaştırıyor.

Bir başka önemli konu da oyunumuzu yalnızca Beykan Şimşek'e bağlı kurmamamız gerektiği. Beykan elbette çok önemli bir oyuncu ancak bütün hücum organizasyonlarını onun üzerinden geliştiremeyiz. Rakibin de teknik direktörü ve kaliteli futbolcuları var. Onlar da Beykan'a önlem alıyorlar.

Bu nedenle orta sahada ve hücum bağlantısında daha yaratıcı oyunculara ihtiyacımız var. O bölgede Kerem Baykuş mu oynar, Tayfun mu görev alır, yoksa başka bir oyuncu mu tercih edilir, bunu teknik heyet belirleyecek. Ancak kim oynarsa oynasın, o bölgede mutlaka oyunu yönlendirebilen, yaratıcı ve farklı çözümler üretebilen bir futbolcu bulunmalı.

Oyuncu değişikliklerinden sonra takımın oyununda bir miktar düzelme olduğunu da söylemek gerekiyor. Karşılaşmaya 4-2-3-1 dizilişiyle başladık. Özellikle Tayfun'un oyuna girmesinin ardından 4-1-4-1'e yakın bir düzene geçtik. Bence bu mantıklı bir değişiklikti. Eskişehirspor'un oyuncu yapısına ve oynaması gereken futbol anlayışına daha uygun bir sistem olduğunu düşünüyorum."