Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği adına konuşan Selçuk Sürmeli şu ifadeleri kullandı:

“Karbon ayak izi; bir insanın, bir ülkenin, bir şirketin veya gerçekleştirdiğimiz herhangi bir faaliyetin doğaya saldığı sera gazlarının, özellikle de karbondioksitin toplam miktarıdır. En basit tanımıyla karbon ayak izi, günlük yaşantımızla doğada bıraktığımız hasardır.

Tıpkı kumsalda yürürken arkamızda ayak izi bırakmamız gibi, dünyada yaşarken ve tüketirken de arkamızda görünmez bir kimyasal iz bırakıyoruz. Konunun daha kolay anlaşılabilmesi için karbon ayak izini iki ana gruba ayırabiliriz.

Bunlardan ilki doğrudan, yani birincil karbon ayak izidir. Kendi evimizde veya günlük hayatımızda doğrudan fosil yakıt tüketerek doğaya saldığımız gazlar bu gruba giriyor. Evimizi ısıtmak için kombiyi veya kazanı açtığımızda, işe ya da okula gitmek için arabaya, otobüse veya uçağa bindiğimizde, evde ışıkları veya elektrikli aletleri çalıştırdığımızda doğrudan karbon salımına neden oluyoruz. Bunun yanı sıra dijital dünyadaki faaliyetlerimiz, örneğin e-posta gönderip almamız da enerji tüketimine ve dolayısıyla karbon ayak izimizin artmasına yol açıyor.

İkinci grupta ise dolaylı, yani ikincil karbon ayak izi bulunuyor. Burada doğrudan bizim yakmadığımız ancak satın aldığımız ürünlerin üretimi, taşınması ve atık hâline gelmesi süreçlerinde ortaya çıkan sera gazlarından söz ediyoruz.

Örneğin bir tişört satın aldığımızı düşünelim. O tişörtün pamuğunun tarlada yetiştirilmesinden fabrikada üretilmesine, dikilmesinden kamyonlarla mağazalara taşınmasına kadar geçen süreçte harcanan enerji, dolaylı karbon ayak izimizin bir parçası hâline geliyor.

Aynı durum tükettiğimiz gıdalar için de geçerli. Bir muz yediğimizde, eğer o muz başka bir ülkeden gemiyle veya uçakla gelmişse, üretiminden bize ulaşmasına kadar geçen süreçte tüketilen yakıt ve enerji de karbon ayak izine katkıda bulunuyor.

Peki karbon ayak izimizi küçültmek için ne yapabiliriz?

Gezegenimizi korumak ve iklim krizinin etkilerini azaltmak için karbon ayak izimizi küçültmemiz gerekiyor. Bunun için günlük hayatımızda yapabileceğimiz oldukça basit değişiklikler bulunuyor.

Öncelikle enerji tasarrufuna önem verebiliriz. Gereksiz yere yanan ışıkları söndürmek, kullanmadığımız elektrikli cihazları kapatmak ve fişlerini prizden çekmek bunların başında geliyor.

Ulaşım alışkanlıklarımızı da gözden geçirebiliriz. Yakın mesafelere yürümek, bisiklete binmek veya mümkün olduğunca toplu taşımayı tercih etmek karbon ayak izimizi azaltmamıza yardımcı olacaktır.

Tüketim alışkanlıklarımız da son derece önemli. İhtiyacımızdan fazlasını almamak, mümkün olduğunca yerli üretim gıdaları tercih etmek ve geri dönüşümü günlük hayatımızın bir parçası hâline getirmek gerekiyor.

Bunların yanında üzerinde özellikle durmamız gereken konulardan biri de dijital karbon ayak izidir. Dijital dünyanın görünmez olduğunu düşünüyoruz ancak internette yaptığımız hemen hemen her işlem enerji tüketiyor. Gereksiz e-postaları, fotoğrafları ve videoları silerek veri merkezlerinin ve internet sunucularının kullandığı enerji miktarının azaltılmasına katkıda bulunabiliriz.

Gönderdiğimiz tek bir e-postanın yaklaşık 4 gram, büyük bir ek dosya içeren e-postanın ise yaklaşık 50 gram karbondioksit salımına neden olabildiği belirtiliyor.

Sosyal medya kullanımı da dijital karbon ayak izimizin önemli parçalarından biri. Sosyal medyada bir saat boyunca yüksek kaliteli videolar izlediğimizde, bu videoların bize ulaştırılması için veri merkezlerinden iletişim altyapısına kadar çok sayıda sistem çalışıyor ve elektrik tüketiliyor.

Aynı durum fotoğraf ve videolar için de geçerli. Telefonumuzda veya bulut sistemlerinde sakladığımız, belki yıllardır açıp bakmadığımız eski fotoğraf ve videolar veri merkezlerinde depolanmaya devam ediyor. Bu verilerin saklanabilmesi için çalışan büyük bilgisayar sistemleri de sürekli enerji tüketiyor.

Bu nedenle dijital temizlik kavramını hayatımızın bir parçası hâline getirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Nasıl evimizde kullanmadığımız eşyaları ayırıyor ve çevremizi temiz tutuyorsak, dijital dünyada da gereksiz verilerimizi belirli aralıklarla temizlemeliyiz.

Bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla Eskişehir’de önemli bir çalışma gerçekleştireceğiz. 6 Eylül Eskişehir Uluslararası Porsuk Festivali kapsamında, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00 ile 19.00 arasında Kentpark’ta Dijital Karbon Ayak İzi Atölyesi düzenleyeceğiz.

Atölyemizde standımızı ziyaret eden vatandaşlarımızın dijital karbon ayak izlerini ölçerek bu konuda farkındalık oluşturmaya ve doğamızı korumaya katkıda bulunmaya çalışacağız.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak tüm Eskişehirlileri Porsuk Festivali’ni takip etmeye ve Dijital Karbon Ayak İzi Atölyemizde standımızı ziyaret etmeye davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”