Saadet Partisi Eskişehir İl Sorumlusu Selim Sait Terzioğlu şu ifadeleri kullandı;

“Genel Başkanımızın öncülüğünde Saadet Partimiz her geçen gün büyüyor, güçleniyor ve kök salıyoruz. Türkiye'nin birleştirici gücü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz geleneksel İstanbul iftarı Adalet Sofraları adı altında yapıldı. Orada sadece bir iftar yapmadık; orada Milli Görüş'ün ruhunu gösterdik. Orada birlik ve beraberliğin ilk defa fotoğrafını gösterdik bu ülkede. 23 yıldır böyle bir fotoğraf oluşmadı. Diğer illerimizde de bu çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Ev iftarları, tematik iftarlar ve genel parti programları düzenliyoruz. Genel Başkanımız Ramazan'ın tamamında bir ilde her toplantıya katılmaya gayret ediyor. Genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz ve bizler sahadayız. Ben dün Karamürsel’deydim, Kocaeli’deydim; sizlere selamlarını iletiyorum. İftarlarına katıldık ve bu iftarları orada da sürdürdük.

Bizim bir derdimiz var. Niçin sahadayız? Dertliyiz. Bu dert, insanların felaha ermesi derttir. İslam dünyasının ayağa kalkması derttir. Bu milletin yeniden şahlanması derttir. Bizim hedefimiz yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünya kurmaktır. Bu hedef için durmadan çalışıyoruz. Sahadayız ve milletimizle beraberiz. "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak" diyerek insanlığı uyandırmaya çalışıyoruz. Kapı kapı geziyoruz, sokak sokak anlatıyoruz, dinliyoruz ve çözüm üretiyoruz. Biz kazanacağız çünkü biz hakkın hakimiyeti için çalışıyoruz. Biz siyonizmin hapishanesinde isyan çıkaranlarız. Irkçı emperyalist düzene itiraz edenleriz. Biz, bizi biz olmaktan çıkaran bu zalim anlayışa karşıyız. Mağdur üreten düzene, mahzun bırakan düzene ve mahcup eden düzene karşıyız.

Bu itirazı Profesör Doktor Necmettin Erbakan hocamızdan öğrendik. Erbakan hocamız bize önce ahlak ve maneviyat demeyi öğretti. Hakkı üstün tutmayı öğretti. Nefsi terbiye etmeyi öğretti. Ferasetli ve dirayetli olmayı öğretti. Şahsiyetli dış politikayı öğretti. Aynı zamanda ırkçı emperyalizmi anlattı. Siyonizmi ve Evanjelizm'i anlattı. Küresel şebekenin nasıl çalıştığını, masonluğu, Rotary ve Lions kulüplerini anlattı. Medya, finans ve siyaset üzerinden kurulan düzeni delilleriyle ortaya koydu. Biz bugün bu bilinçle yürüyor, bu şuurla mücadele ediyoruz. Milli Görüş'e ve Saadet Partimize sarılıyoruz. Biz kavga için değil kucaklaşmak için varız. Hakkı üstün tutarak birleşiyoruz. Ahlak diyoruz, adalet diyoruz, kural, plan ve program diyoruz.

Bugün dünya kirli dosyaların açıldığı bir dönemden geçiyor. Bugün karanlık ilişkiler birer birer ortaya saçılıyor. Epstein meselesi bunlardan sadece biridir. Bugün Saadet Partimizin haklılığının en açık şekilde görüldüğü gündür. Bugün millete en çok Milli Görüş'ün lazım olduğu gündür. Aziz dava kardeşlerim ve kıymetli misafirler, biz bugün sadece bir siyaseti konuşmuyoruz. Biz bir tarihi çizgiyi ve bir zihniyeti konuşuyoruz. Çünkü mesele kişiler veya partiler değildir; mesele bir akıl, bir plan ve bir süreklilik meselesidir. Mesele siyonizm meselesidir. Son üç asırdır dünyada sömürü düzeni kurulmuştur ve zulüm yaygınlaştırılmıştır. Bu zulüm düzeni için finans kullanılmış, siyaset yönlendirilmiş ve medya araçsallaştırılmıştır.

Bizler Milli Görüşçüyüz. Selanik'in ne anlama geldiğini biliriz. İttihat ve Terakki’yi biliriz, Basel Konferansı’nı da biliriz. 1897 Basel Konferansı’nda üç karar aldılar: Abdülhamid indirilecek, Osmanlı yıkılacak ve İslam tasfiye edilecek. Dün cuma günü Ramazan içinde yapılmış olan bu saldırı, bunun en açık göstergesidir. Cuma gününde Müslümanların ve İran'ın vurulması, Ramazan içinde vurulması bunun ispatıdır. Bu maddeler tesadüf değildir; bunlar siyonizmin hakimiyet planının adımlarıdır. Bu plan maalesef devam etmektedir. Bugün sermaye, medya ve siyaset üzerinden İslam'ın etkisizleştirilmesi için çaba sarf edilmektedir. Bu noktada bize düşen sorumluluk son nefesimize kadar mücadele etmektir. Çünkü biz kuvveti değil, hakkı üstün tutuyoruz. Biz rant düzenini değil, adil düzeni savunuyoruz. Bizim mücadelemiz şahıslarla değil zihniyetledir. Tarihi bilmezsek bugünü anlayamayız; zihniyeti çözemezsek oyunu bozamayız. Ama şunu bilin ki hak gelince batıl zail olur. Milletimiz kendi aslına döndüğünde hiçbir plan, hiçbir korku siyaseti ve hiçbir rant düzeni ayakta kalamaz.

Biz bütün bunları Erbakan hocamızdan öğrendik. Küresel ifsat düzenini tanımayı, bu düzenin çarklarını çözmeyi, ezilen milyarların feryadını duymayı ve adil bir düzenin nasıl kurulacağını ondan öğrendik. Vefatının 15. yıl dönümünde hocamızın kıymetini daha iyi anlıyoruz. Bugün dünyada karanlık ilişkiler bir bir ortaya çıkıyor ve kirli ağlar deşifre oluyor. Epstein gibi olaylar kesinlikle tekil veya istisna değildir; bir taraftan sapkınlığı gösterirken diğer taraftan küresel şantaj ağlarını gösterir. Bu sapkınlık ve şantaj ağının içinde kimler yok ki; başkanlar, senatörler, bakanlar ve iş dünyasının zirveleri var. Soruyoruz; bu küresel kirli ağlara karşı insanlık ne yapacak? Ülkemizde karanlık ilişkilerin döndüğü kaç yapı var? Kimler korunuyor ve kimler görmezden geliniyor? Yıllardır kaybolan çocuklarımızın gerçek sayısı neden şeffaf biçimde açıklanmıyor? Bu milletin evlatları üzerinden kimler hesap vermekten kaçıyor? Bazı özel uçuşlar, bazı ziyaretler ve bazı temaslar neden açık ve net bir şekilde ortaya konulmuyor? Deprem dönemlerinde ülkemize gelen özel jetlerin kayıtları neden kamuoyuyla tam şeffaflıkla paylaşılmıyor? Bu millet soramaz mı? Bu milletin bilmeye hakkı yok mu? Evet, biz soruyoruz çünkü biz ev sahibiyiz. Bu soruların cevabı verilmeli, şeffaflık sağlanmalı ve hesap verilmelidir.”