Anahtar Parti Eskişehir STK Başkanı Servet Kahramaner şu ifadeleri kullandı;
"28 Şubat 1997’de gerçekleştirilen post-modern darbe, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihine vurulmuş organize ve sistematik bir vesayet darbesidir. Bu süreç, yalnızca seçilmiş hükümetleri değil; doğrudan milleti, inanç özgürlüğünü, temel hakları ve anayasal düzeni hedef almıştır.
28 Şubat’ta tanklar sokaklarda değil, zihinlerde yürütülmüş; silahlar değil, bürokrasi, yargı, medya ve fişleme listeleri kullanılmıştır. Bu karanlık dönemde binlerce vatandaşımız, yalnızca inancı, düşüncesi, ailesinin yaşam tarzı ya da fişlenmiş sosyal çevresi gerekçe gösterilerek kamusal hayattan dışlanmıştır.
Bu hukuksuzluğun en ağır mağduriyetlerinden biri de Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yaşanmıştır. Vatan savunmasını hayatının merkezine koymuş, yıllarca devletine sadakatle hizmet etmiş yüzlerce subay, astsubay ve askeri personel; somut bir suç isnadı olmaksızın, savunma hakkı dahi tanınmadan, fişleme raporları ve ideolojik değerlendirmelerle ordudan ihraç edilmiştir.
Bu askerler yalnızca görevlerinden değil itibarlarından, geleceklerinden, emeklilik haklarından, ailelerinin sosyal güvencelerinden koparılmıştır.
28 Şubat sürecinde TSK’dan ilişiği kesilen personel; “irticai eğilim”, “eşinin kıyafeti”, “çocuğunun okulu”, “katıldığı bir sohbet” gibi hukukla hiçbir ilgisi olmayan gerekçelerle tasfiye edilmiştir. Bu uygulamalar, disiplin değil; açık bir ideolojik temizliktir. Devlet ciddiyetiyle, hukuk devleti ilkeleriyle ve ordunun kurumsal onuruyla bağdaşmayan bir utanç tablosudur.
28 Şubat, sadece siyasi bir müdahale değil; insan hayatlarını karartan, aileleri dağıtan, meslek onurunu ayaklar altına alan bir toplumsal travmadır. Ve bu travmayla gerçek anlamda yüzleşilmeden “demokratikleşme” iddiaları samimi olamaz.
Bugün hâlâ 28 Şubat mağduru askerlerimizin önemli bir kısmı adalet beklemektedir. İtibarları iade edilmemiş, hak kayıpları telafi edilmemiş, yaşadıkları hukuksuzluklarla gerçek anlamda hesaplaşılmamıştır. Bu durum, sadece mağdurların değil, devletin de vicdanında açık bir yaradır.
Bizler darbenin üniforma giymiş olmasının onu meşru kılmadığını, vesayetin hangi kılığa girerse girsin millet iradesine düşman olduğunu savunuyoruz. Demokrasi; seçilmiş iradenin, hukuk devletinin ve temel hakların kesintisiz güvencesiyle mümkündür.
Buradan açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz. 28 Şubat sürecinde TSK’dan haksız yere ihraç edilen tüm personelin mağduriyetleri giderilmelidir.
İtibar iadesi geciktirilmeden sağlanmalıdır. Vesayetçi zihniyetle tam ve samimi bir hesaplaşma yapılmalıdır. 28 Şubat’ı unutmadık. Unutmayacağız. Unutturmayacağız.
Anahtar Parti olarak; darbelerin değil demokrasinin, vesayetin değil milletin, zulmün değil adaletin tarafında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz."





