CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;
"Bir kamu davasının açılabilmesi için kanuni anlamda gerekli olan, en basit ifadeyle kuvvetli suç şüphesinin varlığıdır. Oysa burada böyle bir durum dahi söz konusu değildir.
Bakın, Tepebaşı’nda şunu bir kez net şekilde anlamamız gerekir: Başvuruda bulunan vatandaş, “Benim kaçak yapımı neden yıktınız?” demiyor. Aksine, “Benimkini yıktınız, diğerini neden yıkmadınız?” diyor.
Diğer yapıların yıkılmamasının nedeni ise bazı durumlarda yürütmeyi durdurma kararı verilmesidir. Yürütmeyi durdurma kararı verildiğinde belediye yıkım yapamaz. Bazı hallerde ise acil ve ivedi durumlar ortaya çıkmakta; belediye maddi külfetine doğrudan katlanamayıp doğrudan temin yoluyla ivedilikle yıkımı gerçekleştirmektedir. Ancak genel itibarıyla bu tür iş ve işlemlerde Tepebaşı Belediyesinin tutumu, ihale yoluyla bir yıkım ihalesi açmaktır. Bu ihalelere zaman zaman katılım olmadığında ise yıkım süreci ya ertelenmekte, ya uzamakta ya da sonraki bir tarihe kalmaktadır. Konu bu kadar basittir.
Odunpazarı’ndaki durumda da ihaleye herhangi bir itiraz söz konusu değildir. İhaleye girip alamayan firmanın da bir itirazı bulunmamaktadır. 65.000 TL muhammen bedelle açılan ihale, yaklaşık 130.000 TL gibi iki katı bir tutarla sonuçlanmıştır. Ayrıca ihaleyi alan firma, o günün koşullarında 5 milyon TL peşinat ödemiştir. Sayıştay defalarca inceleme yapmıştır; biliyorsunuz belediyelerimizin başından Sayıştay müfettişleri eksik olmaz. Yapılan incelemelerde hem Tepebaşı Belediyesi hem de Odunpazarı Belediyesi özelinde herhangi bir kamu zararı tespit edilmemiştir.
Buna rağmen, bir hafta içerisinde önce Tepebaşı’nda cuma günü, ardından dün itibarıyla Odunpazarı’nda belediye başkanlarımız ve bürokratlarımız hakkında art arda iki dava açılmıştır. Bunun tesadüf olmadığı açıktır. Bunun siyasi bir saikle yapıldığını biliyoruz. Bir hukukçu olarak, bu davaların açılmasını dahi nahoş karşılıyoruz. Yargılama sonucunda herkesin beraat edeceğine inanıyoruz.
Buradaki sorun başkanlarımızın yargılanması değildir. Bizler, kendimiz dâhil hiçbir belediye bürokratımızın ve hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin yargılanmaktan ya da yargı önüne çıkmaktan korkmadığını açıkça ifade ederiz.
Ancak yargısız infaz niteliğindeki yaklaşımlar, hukuka olan güveni neredeyse tükenme noktasına getirmiştir. Daha iddianame kamuoyu tarafından yeni öğrenilirken, sosyal medyada ve basında sanki belediye başkanlarına mahkûmiyet kararı verilmiş gibi bir algı oluşturulmakta, adeta bir korku imparatorluğu yaratılmaya çalışılmaktadır. Esnafla belediyelerimizi, halkımızla belediyelerimizi karşı karşıya getirme iradesiyle hareket edilmektedir.
Bu davaların siyasi olduğu kanaatindeyiz. Türkiye’de yargıya olan güven her geçen gün daha da azalmaktadır.
Buna rağmen, tekrar altını çiziyorum: Yargılanan herkesin bu davalardan beraat edeceğine bir hukukçu olarak sonuna kadar inanıyoruz. Ve çağrımızı yineliyoruz: Eğer bu yargılamaların çığırtkanlığını yapan AK Partili yetkililer kamuoyuna açıklama yapma konusunda samimi ve dirayetliyse, gelin canlı yayında hukuki boyutuyla, en ince ayrıntısına kadar bu konuyu kamuoyu önünde tartışalım. Bu ciddi ve samimi bir tekliftir."





