ESKİŞEHİR HABER

Talat Yalaz’dan belediyelere yönelik iddialara sert tepki

Talat Yalaz, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerine ilişkin iddianamelerin siyasi zemine çekildiğini savundu, sürecin hukuki değil siyasi olduğunu söyledi.

Abone Ol

CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;

"Son günlerde servis edilen iddianameler üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki değil, bilinçli biçimde siyasi bir zemine çekilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Malumunuz olduğu üzere ülkemizde uzun süredir yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir tartışma konusudur. Muhalefet belediyelerine yönelik her idari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesi yargının siyasallaştığı yönündeki kaygıları daha da artırıyor. Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerimize karşı yapılan bu itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ortada hüküm de yoktur. Ortada yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkûmiyet algısı oluşturulmaya çalışılıyor.

Buna rağmen bazı çevreler bu minvalde bahse konu iddiaları fırsata çevirmeye çalışarak, daha yargılama süreci yeni başlarken hüküm dağıtıyor. Belediyelerimizi itibarsızlaştırmaya, kamuoyunda algı oluşturmaya ve siyasi rant üretmeye çalışıyor. Bu tutum hukuk devletinin değil, siyasallaşmış bir düzenin dili ve yöntemidir. Tepebaşı Belediyesine ilişkin dosya, ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillenmiştir. Davaya konu yere ilişkin yoğun şikâyetler hem belediyemiz bünyesine yapılmış hem de CİMER başvuruları çok sıklıkla iletilmiş, kolluk kuvvetleri de tespitte bulunmuştur. Belediye, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli uyarıları yapmış, denetim görevini yerine getirmiştir. Bir belediyenin asli sorumluluğu olan imar düzenini sağlama görevi bugün suç gibi sunuluyor. Oysa kamu düzenini ve şehir planlamasını korumak belediyelerin görevidir; keyfiyet değil, kamusal sorumluluktur.

Dava son derece ilginç bir davadır değerli basın mensupları, değerli Eskişehir kamuoyu. Müşteki, "benim taşınmazımı neden yıktınız?" demiyor. "Yıkmamanız gerekirdi" de demiyor. "Yıkmasaydınız" da demiyor. Diyor ki: "Benim binam kaçak yapıydı, eyvallah yıktınız. Peki, diğerlerini neden yıkmadınız?" Dava bunun davasıdır. Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: "Başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulmasını istedin, mahkeme reddetti. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı, bir kısmında da şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı, yıkılamadı ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı." Konu bu kadar basittir. Biz kimsenin siyasi koruması altında değiliz. Bizim tek dayanağımız kanundur ve haklılığımızdır. Kim hukuka aykırıysa işlem görür, kim mevzuata uyuyorsa başımızın tacıdır. Yani bakınız, özetle şunu diyorum: Ahmet Başkan ve bazı bürokratları, yıkmaları gereken kaçak bir yapıyı yıktıkları için yargılanıyorlar. Buradan hareketle biz biliyoruz ki mesele hukuki değil, buradan siyasi bir sonuç üretme çabasıdır.

Değerli basın mensupları, değerli Eskişehir kamuoyu. Odunpazarı Belediyesine yönelik iddia da teknik bir olayın ihaleye fesat gibi ağır bir suçlamaya dönüştürülmesidir. Bu da hukuken izahı mümkün olmayan bir davadır. Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede, ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkarılmıştır. İhalenin olduğu gün ve saate ihaleye katılacak olan istekliler ihale salonunda hazır olur ve teklif mektubunu da içeren belgeleri zarf içinde komisyona sunarlar. Komisyon da zarfın içindeki belgeleri kontrol eder, belge kontrol tutanağına kaydeder. Belge kontrol tutanağının 13 nolu bölümünde EPDK Akaryakıt Lisansı başlığı bulunmaktadır. İhaleye katılan 2 firmanın da lisansı ve ekinde ihale şartnamesinin 72. maddesinde belirtilen ilk 5 akaryakıt firması ile çalışacağına dair taahhütnameleri de bulunmaktadır. Taahhütnamelerinde yazmış oldukları akaryakıt kuruluşlarının Petrol Ofisi, Shell, Opet, BP, Güzel Enerji gibi 2022 yılı haziran ayına ait EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporu'na göre satış miktarı itibarıyla ilk 5 firma olduğu görülmüştür.

Bayiler bağlı oldukları veya bağlanmayı taahhüt ettikleri dağıtıcının lisansı altında faaliyet gösterir ve faaliyetleri dağıtıcı lisansının kapsamındadır. İhaleye katılacak olanların dağıtım lisanslı olabileceği gibi bayi lisanslı olması halinde ise mutlaka dağıtım lisanslı bir firmayla entegrasyon halinde olması gerekir. Değerli basın mensupları, katılımcı firmaların sundukları lisans ve taahhütname bu kapsamda değerlendirilerek şartnameye uygun olduğu görülmüş ve ihale üstün kamu yararı da gözetilerek hukuka tamamen uygun bir biçimde sonuçlandırılmıştır. İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır. Netice olarak söz konusu ihalenin muayyen bedeli aylık 65.000 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen; aylık kira bedeli, en yüksek teklif itibarıyla, dikkat buyurunuz, 130 bin TL'ye yükseltilmiştir. Yani 65 bin TL olan muayyen bedelin 2 katı bir miktarla 130 bin TL'ye yükseltilerek ihale edilmiştir. Söz konusu ihalede 5 milyon TL de o günün parasıyla peşinat alınmış ve Sayıştay raporlarında da kamu zararı olmadığı açıkça ortaya konulmuştur.

Gemini said

Ses kaydında yer alan konuşmanın tam metni aşağıdadır:

Belediyemiz akaryakıt kuruluşlarından birisiyle anlaşma sağlamıştır. Bu haliyle herhangi bir kamu zararı olmadığı, aksine kamunun menfaatinin olduğu açıktır. İhaleye birden fazla katılımcı olması da rekabetin olduğunun göstergesidir. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak kamuoyuyla paylaşılmış ve yayınlanmıştır.

İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba ve kastı bulunmuyor. Tüm bunlardan özetle, ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata sonuna kadar uygundur.

Şimdi bu 2 belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek isteniyor. Kayyum gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı ve korku verilmek isteniyor. Yurttaşlarımızın takdirini defalarca kez sandıkta kazanmış başkanlarımızı seçimle yenemeyenlerin, masa başı senaryolarla yıpratma çabası kimseyi şaşırtmıyor.

Açık konuşalım; belediyelerimiz görevini yapınca suçlanıyor, gelir arttırınca suçlanıyor, denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışı ile halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor. Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir. Bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut ve en açık örneğidir.

Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Biz bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini savunuyoruz. Biz yurttaşlarca seçilmişlerin yargı sopasıyla hizaya getirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz. Demokrasi yalnızca sandık günü değil, sandıktan sonra da halk iradesine saygıyı gerektirir.

Tepebaşı'nda da Odunpazarı'nda da halkın iradesi vardır. Sandıkta alınmış güçlü, çok güçlü bir meşruiyet vardır. Tüm Türkiye'ye örnek olmuş, sosyal adaleti ve kamusal yararı önceleyen bir belediyecilik anlayışı vardır. Bu iradeyi yok saymaya yönelik her girişim yalnızca 2 belediyeye değil, doğrudan demokrasiye ve doğrudan Eskişehir halkına yöneliktir.

Son olarak açıkça ifade ediyorum; 2 dava da hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP'lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. Eskişehir AKP İl Başkanı benimle canlı yayına çıkmaya çekiniyor. En iyi politikacılarınızı getirin, canlı yayında siyasi boyutu ile de değerlendirelim, ele alalım. Kamuoyu önünde tartışmaktan korkmayın, kaçak dövüşmeyin.

En büyük terazi, en büyük tartı halkın vicdanındaki tartıdır. Biz o tartıdan da hukuki yargılamalardan da sandıktan da korkmayız. Ahmet Başkan'ın da Kazım Başkan'ın da davalarda yargılanan bütün bürokratların da yanındayız. Alnımız açık, başımız diktir. Korkmadan, yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Algılara pabuç bırakmayacağız."