Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Temsilciler Kurulu Üyesi İbrahim Dinç şu ifadeleri kullandı;
“Derhal adaletli gelir dağılımı düzenlemesi yapılmalıdır.
TBMM’de yapılan düzenlemeyle en düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya yükseltildi. Ancak emeklinin alım gücünü artırmayan ve insanca yaşam koşullarını sağlamayan hiçbir düzenleme, gerçek anlamda bir aylık artışı değildir.
Bugün milyonlarca emekli; kira, gıda, sağlık, ulaşım ve enerji giderleri karşısında yaşam mücadelesi vermektedir. Yapılan 3 bin 552 liralık artış, bırakın bir ayı, bir haftalık temel mutfak ihtiyaçlarını bile karşılamamaktadır.
Maliye Bakanlığında örgütlü Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin (BES-AR) Temmuz ayı verilerine göre yoksulluk sınırı 120 bin 669 lira, bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 77 bin 801 lira, açlık sınırı ise 48 bin 819 lira olmuştur. 23 bin 552 liralık emekli aylığı bu verilerle kıyaslandığında, insanca yaşam sağlamaktan ne kadar uzak olduğu açıkça görülmektedir.
Başını AK Parti’nin çektiği Cumhur İttifakı’nın, sermayenin büyük holdinglerine sağladığı vergi avantajları ve teşvikler ortadayken, emeklilere gelince “para yok” ve “bütçe açık verir” denilmesini kabul etmiyoruz. Bu adaletsizliğe itiraz ediyoruz.
Son artışların ardından Cumhurbaşkanı maaşı 556 bin 155 lira, bakan maaşı 519 bin 667 lira, milletvekili maaşı 310 bin 342 lira, emekli milletvekili maaşı 201 bin 677 lira, asgari ücret 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 552 lira olmuştur. Bu tablo, gelir dağılımındaki adaletsizliğin en açık göstergelerinden biridir. En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenmeli ve ardından yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Derhal adaletli gelir dağılımı düzenlemesi yapılmalıdır.
Bugün daha acı olan ise ülkemizde her üç emekliden ikisinin geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmasıdır. Türkiye’de emeklilik artık bir dinlenme dönemi değil, açlık ve yoksulluk içinde yaşamını sürdürebilmek için verilen bir mücadele dönemine dönüşmüştür.
Emeklilerin mücadelesi yalnızca emekli aylıklarının artırılması mücadelesi değildir. Aynı zamanda sosyal devletin güçlendiği, hak, hukuk ve adaletin egemen olduğu, çocuklarımıza ve torunlarımıza insan onuruna yaraşır bir yaşam sunan, laik, bağımsız ve demokratik bir Türkiye bırakma mücadelesidir.
Bu nedenle ülkemizin aydınlık geleceği için yürütülen her fiili, meşru ve demokratik mücadelenin içinde kararlılıkla yer almaya devam edeceğiz.
Sefalete ve yoksulluğa karşı yan yana olacağız. Hak, hukuk ve adaletin sağlanması için yan yana olacağız. Eşitliğin, laikliğin, demokrasinin ve barışın yanında duracağız. Özgür ve tam bağımsız bir Türkiye için birlikte mücadele edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki hiçbir baskı düzeni, örgütlü emeklilerin ortak mücadelesinden daha güçlü değildir. Yoksulluk ve sefalet içinde yaşamak kader değildir. Çare; insanca yaşam hakkımız, taleplerimiz ve demokratik Türkiye mücadelemizde birlikte omuz omuza olmaktır.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”





