ESKİŞEHİR HABER

Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’de 62 ilde 71 bin ücretli öğretmen görev yapıyor, 55 ilde ise 80 binden fazla öğretmen açığı bulunuyor. Kamuran Arıkan mevcut sistemi değerlendirdi.

Abone Ol

Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:

"Türk Eğitim-Sen olarak her yıl valiliklere yazı yazar, “kaç ücretli öğretmen çalıştırıyorsunuz, kaç öğretmene ihtiyacınız var?” diye sorarız.

Bu yıl 81 il valiliğinin 62’si yazımıza cevap verdi. Resmi olarak iletilen bilgilere göre bu 62 valilikte toplam 71.757 ücretli öğretmen görev yapıyor.

Bunlar ücretli öğretmenlerdir; yani ders başına ücret karşılığı derse girerler. Bu kapsamda çalışan öğretmenler çoğu zaman asgari ücretin altında gelir elde ediyor. Örneğin ders saatinin 150 lira olduğu varsayıldığında, haftada 30 saat derse giren bir öğretmen 4.500 lira, aylık ise yaklaşık 18.000 lira kazanıyor. Üstelik büyük bir kısmı ilçelerde görev yaptığı için bu gelir yol masraflarını dahi karşılamıyor.

62 ilde toplam 71.757 ücretli öğretmen görev yapıyor. Bu tablo önemli bir soruna işaret ediyor. Asgari ücretin altında çalışan öğretmenlerin varlığı dikkat çekiyor.

Valiliklere gönderilen yazılarda “öğretmen ihtiyacınız ne kadar?” sorusu da yöneltildi. Bu soruya 55 il yanıt verdi. Gelen resmi verilere göre 55 ilde toplam 80.449 öğretmen açığı var.

80.449 öğretmen açığının olduğu bir tabloda yalnızca 10.000 öğretmen ataması yapılması, sistemin ücretli öğretmenlik üzerinden yürüdüğünü gösteriyor. Ücretli öğretmenlikte ödenen düşük ücretler dikkate alındığında bu durum ciddi bir yapısal soruna işaret ediyor.

Atama bekleyen öğretmenlerin farklı alanlarda çalışmak zorunda kalması da bu sorunun bir başka boyutunu oluşturuyor. Bu nedenle öğretmen ihtiyacının gerçekçi biçimde planlanması, Eğitim Fakültelerinin kontenjanlarının ihtiyaç doğrultusunda belirlenmesi ve kamu ile özel sektörün toplam öğretmen talebinin net şekilde ortaya konulması gerekiyor.

Özel sektörde de asgari ücretle çalışan öğretmenler bulunuyor. Dershanelerde ve özel okullarda asgari ücretle çalışan öğretmenler var. Hatta bazı öğretmenlerin asgari ücretin altında gelir elde ettiği de biliniyor.

Bu durum öğretmenlik mesleğinin saygınlığını zedeleyen bir tablo ortaya koyuyor. Biz buna tamamen karşıyız.

Yeni Eğitim Fakültesi mezunu öğretmenler açısından tablo umut verici görünmüyor. Gerçekten ciddi bir belirsizlik söz konusu. Çünkü 55 ilde yaklaşık 80.000 öğretmen açığı bulunuyor; diğer 30 il de eklendiğinde bu sayı ortalama 100.000’e ulaşıyor. Böyle bir açık olmasına rağmen yeterli atama yapılmıyor. Bu nedenle mezun olan öğretmenler işsiz kalıyor, özel sektöre yöneliyor ve çoğu zaman asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyor.

Öte yandan nüfusun azalmasına yönelik değerlendirmeler yapılıyor. Ancak gençlerin iş bulma ve evlenme yaşına bakıldığında bu sürenin 30 yaşın üzerine çıktığı görülüyor. İş hayatına geç başlamak, aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarını da doğrudan etkiliyor. İnsanlar öncelikle düzenli bir işe sahip olup ailelerini geçindirebilecek bir gelir elde etmeyi hedefliyor.

Asgari ücretle geçinmenin zorlaştığı, iş bulmanın giderek güçleştiği bir ortamda bireylerin gelecek planlarını ertelemesi kaçınılmaz hale geliyor. 30 yaşında iş hayatına başlayan bir kişinin hem ekonomik hem de sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde aile kurması ve nüfusa katkı sağlaması oldukça zor görünüyor.

Öğretmen akademileri konusunda Eskişehir’in bu fırsatı kaçırıp kaçırmadığı önemli bir mesele olarak görülüyor. Eskişehir’in sadece “öğretmen akademisi” değil, doğrudan Milli Eğitim Akademisi için değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Şu anda şehirde bu akademi için uygun ve hazır alanların bulunduğu, gerekli irade gösterildiğinde hızlıca karar alınabileceği belirtiliyor.

Bu konunun öncelikle siyasiler tarafından bir sorun olarak ele alınması gerekiyor. Bir mesele sorun olarak görülmediği sürece çözüm üretmek de mümkün olmuyor. Bu nedenle “Eskişehir’de neden yok?” sorusunun gündeme taşınması gerektiği vurgulanıyor.

Milli Eğitim Akademisi’nin Bursa’da açılmasının planlandığı ifade ediliyor. Ancak Eskişehir’in ulaşım açısından çok daha avantajlı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Hızlı tren bağlantıları sayesinde Ankara, İstanbul ve Konya başta olmak üzere birçok şehre kolay erişim sağlanabiliyor. Ayrıca Bolu, Uşak, Afyon, Kütahya ve Bilecik gibi çevre illere de yakınlığıyla, farklı branşlardaki öğretmen adaylarını tek merkezde toplayabilecek bir konumda yer alıyor.

Akademi için büyük bina ve konaklama imkânı şartının da Eskişehir’de karşılanabildiği ifade ediliyor. Şehirdeki pansiyonların önemli bir kısmının boş olduğu, hatta bazı pansiyonların farklı amaçlarla değerlendirilmesinin gündeme geldiği biliniyor. Bu kapsamda TOKİ Savaş Kubaş Pansiyonu gibi tesislerin rahatlıkla Milli Eğitim Akademisi için kullanılabileceği değerlendiriliyor.

Öğretmen akademilerinde temel bir eğitim süreci olacak. Akademinin başında bir öğretim görevlisi bulunacak ve burada hem bilimsel hem de uygulamaya yönelik eğitimler verilecek. Özellikle uygulamaya dönük eğitimlerin verilmesi, öğretmen yetiştirme açısından önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

Ancak temel itiraz noktası verilen ücret düzeyinde ortaya çıkıyor. Öğretmen Akademisi’nde eğitim alan adaylara yaklaşık 30.000–32.000 lira civarında bir ödeme yapılması öngörülüyor. Bu tutar, öğretmen maaşı seviyesinde değil; asgari ücretin bir miktar üzerinde kalıyor. Oysa bu kişilerin zaten öğretmen adayı olduğu dikkate alındığında, daha nitelikli bir ücretlendirme yapılması gerektiği düşünülüyor.

Eskişehir özelinde bakıldığında şehir önemli avantajlar barındırıyor. İki ayrı Eğitim Fakültesi bulunuyor ve bu akademik yapıyı destekleyebilecek yeterli sayıda öğretim üyesi mevcut. Bu durum, Eğitim Akademisi’nin hem teorik hem de pratik eğitim süreçlerini sağlıklı şekilde yürütebilmesi açısından güçlü bir zemin oluşturuyor.

Ayrıca bu yapı sadece yeni öğretmen yetiştirmekle sınırlı kalmayacak. Mevcut öğretmenlerin mesleki gelişimi için de kullanılabilecek. Hizmet içi eğitimlerin burada verilmesi mümkün olacak ve çevre illerden öğretmenlerin kolaylıkla ulaşabileceği bir merkez haline gelebilecek.

Bunun yanında Eskişehir’e kurulacak bir akademinin şehir ekonomisine de katkı sağlayacağı öngörülüyor. Örneğin sürekli olarak yaklaşık 1.000 kişinin şehirde bulunması, konaklama ve diğer harcamalar yoluyla ekonomik hareketlilik oluşturacak ve bu sirkülasyon süreklilik arz edecek.

Öte yandan öğretmenlik mesleğinde aidiyet ve kimlik konusu da önem taşıyor. Bir öğretmen mezun olduğu fakülteyi ifade ederken bunu mesleki kimliğinin bir parçası olarak görüyor. Bu nedenle öğretmen yetiştirme sürecinin nasıl yapılandırıldığı, hangi kurumlar üzerinden ilerlediği ve bu kurumların niteliği, mesleğin algısı açısından da belirleyici bir unsur haline geliyor.

Öğretmenler arasında konuşulmaya başlandığında, “Eskişehir Öğretmen Akademisi mezunuyum” diyecekler ve Eskişehir’in ismi burada duyulacak. Bunun benim markam olabileceğini düşünüyorum. “Eskişehir Eğitim Akademisi mezunuyum” diyecekler.

Finalde şunu diyoruz. Eskişehir bu fırsatı kaçırmamalı. Bence bir an önce harekete geçilmeli. Bakanlıkta bizim çok değerli iki bürokratımız var. Komisyon Başkanı Eskişehir milletvekili. Ayrıca Milli Eğitim Komisyon Başkanımız da Eskişehirli bir milletvekili. Ayşen Hanım’ın bunu dikkate alacağını düşünüyorum. Milli Eğitim açısından yapabileceği şeyler var. Bu konuda Anadolu ve Osmangazi üniversitelerinin yapabileceği bir şey yok. Konu tamamen siyasilerde ve Bakanlıkta sonuçlanıyor.

Bakanlığın özellikle ulaşımı kolay olan illeri dikkate aldığını düşünüyorum. Bu öğretmen akademileri bu illere verilecek gibi görünüyor. Ankara ve Bursa olursa burası zor olabilir. Bildiğim kadarıyla Ankara’da ve İstanbul’da açıldı, İzmir’de de var. Bursa olursa burası zorlaşabilir ama zor olmamalı. Bursa’nın alacağı yerler belli. Bursa; Kocaeli, Sakarya ve Yalova bölgesine hitap eder. Kütahya’dan, Uşak’tan hatta Isparta’dan bile Eskişehir’e gelinir. Eskişehir’in ulaşımına bak, Bursa’nın ulaşımına bak. Eskişehir tüm illerin ortak noktası. Tren yollarında bir kavşak noktası. Hızlı trenin de ortak noktası burası. Atatürk de burayı böyle görmüş. Bu yüzden siyasilerin bu konuya eğilmesi gerekiyor.