Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak şu ifadeleri kullandı;

"Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yeni rektörün kim olacağı son günlerde kamuoyunda tartışılıyor. Farklı kesimler kendi açısından nasıl bir rektör görmek istediğini anlatıyor. Biz de Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu tartışmaya sağlık işçisinin bulunduğu yerden bakmak istiyoruz.

Öncelikle şunu açıkça söylemek istiyorum: Biz herhangi bir rektör adayını desteklemiyoruz, bir isim önermiyoruz. Bizim meselemiz kişiler değil, yeni dönemde nasıl bir yönetim anlayışının ortaya konulacağıdır.

Bir de yıllardır özellikle altını çizdiğimiz bir konu var. Sağlık işçisini birkaç meslek grubuna indirgemeye, küçümsemeye ve olduğundan daha dar bir çerçevede göstermeye çalışan bir anlayış var. Bunu kabul etmiyoruz.

Bu hastanede 4/D işçi statüsünde çalışan çok geniş bir kesim var. İçerisinde hemşire, laborant, tekniker, teknisyen, hastabakıcı, sekreter, temizlik çalışanı ve daha birçok alanda görev yapan arkadaşlarımız bulunuyor. Bu arkadaşlarımızın arasında üniversite mezunu olanlar da var, yüksek lisans mezunu olanlar da var. Yani eğitim düzeyi, mesleği ve yaptığı iş birbirinden farklı çok büyük bir çalışan kitlesinden söz ediyoruz.

Sağlık işçisi dediğimiz zaman birkaç meslek grubunu sayıp geçemezsiniz. Sağlık işçisi hastanenin her alanında var. Bu insanların tamamı yurttaşın sağlığı için verilen hizmetin içerisinde emek veriyor.

Ben yıllardır bu hastanenin içerisinde çalışan ve sendikacılık yapan biri olarak sağlık işçisinin yaşadığı sorunları biliyorum. Bugün ekonomik şartlar, çalışma koşulları, iş yükü, sosyal haklar ve çalışma barışı sağlık işçisi açısından birbirinden ayrı düşünülemez. Sağlık hizmetinin kalitesini konuşuyorsak, bu hizmeti üreten insanların şartlarını da konuşmak zorundayız.

İşte bu nedenle yeni rektörün sağlık hizmetlerinin gerçeklerini bilen bir yönetici olmasını önemsiyoruz. Tıp kökenli ve sağlık hizmetlerinin içinden gelen bir rektörün önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Ancak sadece tıp kökenli olmak da yeterli değil.

Hangi meslekten gelirse gelsin, yeni rektörün çalışanı dinleyen, sahaya inen, sorunları doğrudan çalışanlardan dinleyen ve emeğe değer veren bir yönetici olması gerekiyor. Çünkü çalışanı görmeden, onun sorunlarını bilmeden ve sahadaki gerçekleri dinlemeden sağlıklı bir yönetim anlayışı oluşturulamaz.

Biz ayrıcalık istemiyoruz. Kimsenin önüne geçmek istemiyoruz. Emeğimizin karşılığını, adil bir yönetimi, çalışma barışını ve insanca çalışma koşullarını istiyoruz.

Yeni rektör kim olursa olsun bizim beklentimiz değişmeyecek. Sağlık hizmetini bilen, çalışanını dinleyen, emeğe değer veren ve üniversite hastanesinin gerçeklerini sahada görebilen bir yönetim istiyoruz.

Benim yeni rektöre mesajım çok net. Sağlık işçisini görün. Çalışanın sesini duyun. Emeğini görün. Sorunlarını dinleyin.

Çünkü bu hastanenin gerçek gücü sadece binaları, cihazları veya makamları değil; burada her gün emek veren insanlardır.

Biz Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanlığı olarak sağlık işçisinin hakkını savunmaya, sorunlarını anlatmaya ve çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kim atanırsa atansın, bizim tarafımız belli: Biz sağlık işçisinin tarafındayız."