CHP Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız şu ifadeleri kullandı:
“Hiç ülke ekonomisine değinmeden ve çok zamanınızı almadan, şehrimizin şahlanan ekonomisine, parayı koyacak yer bulamayan esnafın durumuna biraz değinmek istiyorum.
Eskişehir Ticaret Odası her ay şehrimizin ekonomik durumuyla ilgili Ekonomik Göstergeler Raporu yayımlamaktadır. Bu değerli çalışma sayesinde biz de birçok veriye kolayca ulaşabiliyoruz. Raporu hazırlayanlara ve Eskişehir Ticaret Odası'na çalışmaları için ayrıca teşekkür ediyor, emeklerine sağlık diyorum.
Eskişehir Ticaret Odası'nın haziran ayı raporu henüz yayımlanmadı. Ancak geçtiğimiz ay içerisinde Türkiye Bankalar Birliği mayıs ayı verilerini açıkladı. Bu verilere göre şehrimiz, karşılıksız çeklerde rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. 2025 Mayıs ayında 29 milyon 53 bin lira olan karşılıksız çek tutarı, 2026 Mayıs ayında 309 milyon 66 bin liraya yükseldi. Artış oranı yüzde 964'tür. Başka bir ifadeyle, 2025 Mayıs ayı ile 2026 Mayıs ayı arasında yaklaşık 10 katlık bir artış yaşanmıştır.
İbrazında ödenen çeklere baktığımızda ise herhangi bir artış görmüyoruz. 2025 Mayıs ayında 3 milyar 295 milyon lira olan ödenen çek tutarı, 2026 Mayıs ayında 2 milyar 973 milyon liraya düşmüştür. Ben buna azalış mı diyeyim, düşüş mü diyeyim diye düşündüm. Ancak Adalet ve Kalkınma Partili meclis üyelerimizin de anlaması için Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın kullandığı ifadeyle, buna "negatif büyüme" demenin daha doğru olacağını düşündüm.
Son 4 yılın karşılıksız çek tutarlarına baktığımızda artışın korkutucu boyutlara ulaştığını ve ipin ucunun kaçtığını görüyoruz. Sadece 2025 ve 2026 yıllarını karşılaştırdığımızda bile, 2025 yılında toplam 1 milyar 231 milyon lira olan karşılıksız çek tutarının yaklaşık yüzde 80'ine 2026 yılının ilk 5 ayında ulaşıldığını görüyoruz.
Bu tablo; ticarette yaşanan daralmanın, nakit sıkışıklığının ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin her geçen gün daha da arttığını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda 2026 yılının daha zor ve içinden çıkılması güç bir yıl olacağını da göstermektedir.
Artık sadece küçük ölçekli değil, daha yüksek tutarlı ticari işlemler de karşılanamaz ve faaliyetler sürdürülemez hâle gelmiştir. Bu durum piyasada güvenin zayıfladığını ve nakit akışının ciddi şekilde bozulduğunu göstermektedir. Esnaf ve tüccar, ödeme ve tahsilat süreçlerini yönetemez hâle gelmiştir.
Ancak bu kadar açık bir krize ve batan ekonomiye rağmen, esnaf ve tüccarın temsilcisi olan oda ve meslek kuruluşlarının sessizliği ya da sadece durum tespiti yapmakla yetinmeleri ayrıca düşündürücüdür. Üyelerinin yaşadığı bu ağır tablo karşısında yaptıkları açıklamalarla yalnızca tespitlerde bulunuyorlar. Sorunu yaratan ve onları bu çıkmaza sürükleyen hükümete tek kelime edemiyor, çözüm yolları konusunda taleplerini yüksek sesle dile getiremiyorlar.
Durumu tespit ediyorlar, rapor yayımlıyorlar, verileri açıklıyorlar ancak sorunun kaynağına ilişkin tek bir cümle kurmuyorlar. Yaşanan bu zor duruma ses çıkarmak, taleplerini dile getirmek, hükümeti eleştirmek, yönetemediklerini açıkça söylemek ve çözümün artık bu iktidarla mümkün olamayacağını ifade etmek zorundadırlar. Bu gerçekle yüzleşmemek, sorunun büyümesine ve batan ekonominin sebeplerine ortak olmaktır.
Gazetelerde ya da görsel medyada zaman zaman yapılan açıklamaları görüyoruz. Vergi ve SGK borçlarından, faizlerden ve yüksek kiralardan şikâyet ediliyor. Ancak bunların sebebinin ne ya da kim olduğu konusunda tek bir cümle duyamıyor, okuyamıyoruz.
Bakınız, elimde 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin kira artış oranlarını gösteren bir tablo var. 2024 yılında 100 bin lira kira ödeyen bir esnaf, sözleşmesini Ocak 2025'te yenilediğinde 159 bin lira, Ocak 2026'da ise 215 bin lira kira ödemektedir. Bunlar yasal kira artış oranlarıdır.
Elbette kira artışlarının ve mevcut kira bedellerinin yüksek olduğuna itiraz etmek gerekir. Ancak bu itiraz mülk sahibine yapılıyor. "Kira gelirini azalt, yardımcı ol" deniliyor. Aslında bunu da anlıyorum. Çünkü devlet kimsenin sesini duymuyor, yardım isteyene de hakkını arayana da sağır ve dilsiz kalıyor.
En son çıkarılan vergi borcu yapılandırmasında bile toplam borç yine yüzde 29 faiz oranıyla yapılandırılıyor. Birçok yandaş firmanın vergi borçları silinirken, esnafa uygulanacak bir faiz indirimi ya da faizsiz yapılandırmaya kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum. Buna rağmen verginin vergisini alan hükümet, faizin de faizini almaya devam ediyor.
Dar boğaz nedeniyle kapanan iş yerlerinin artması, alacağını tahsil edemeyen firmaların mali zorluk yaşaması ve borcunu ödeyemeyen işletmelerin takibe düşmesi, işsizlik oranlarının daha da yükselmesine neden olacaktır. Bu süreç toplumun tamamını daha ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakacaktır.
Seçimlerin üzerinden 3 yıldan fazla süre geçti. Hatta yeni seçim dönemi geldi. Ancak milletçe geldiğimiz nokta uçurumun kenarıdır.
Çiftçi mahsulünü satıp zarar ediyorsa…
Esnaf borcunu çeviremiyorsa…
İş yerleri kapanıyorsa…
Karşılıksız çekler ve protestolu senetler artıyorsa…
Emekli ve asgari ücretli geçinemiyorsa…
Gençler sanal bahis ya da Milli Piyango'nun kumar bataklığında debeleniyorsa…
Sorun, ülkeyi yönetemeyenlerdedir.
Bugün yaşadığımız bu tablo, kötü yönetimin sonucudur. Türkiye'de herkesin nefes alabilmesi için iktidarın değişimi artık bir zorunluluk hâline gelmiştir. Yaşanan sıkıntının sebebi bellidir. Artık ya bir yol bulacak ya da bir yol açacak olan bu millet, kendisine bu sıkıntıları yaşatanları da, görmezden gelenleri de, isim pazarlığı yaparak değnekçilik yapanları da muhakkak unutmayacaktır.”