ESKİŞEHİR HABER

Ümit Özdağ Eskişehir'de konuştu; "Şeyh Said'in hatırasına hakaret etmek her Türk vatandaşının görevidir"

Ümit Özdağ, Eskişehir’de düzenlenen iftar programında ekonomik sıkıntılar, adalet tartışmaları ve siyaset gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Eskişehir'de konuşan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ şu ifadeleri kullandı;

“Mübarek Ramazan ayı; Ramazan şükür ayı, sabır ayı, kanaat ayı. Milletimiz şükrediyor, sabrediyor, kanaat ediyor ancak Ramazanlar aynı zamanda adalet ayı, Ramazanlar aynı zamanda kul hakkının yenmemesi gereken aylar. Sadece Ramazanlar mı? Hayır, geriye kalan 11 ay da adalet ayı olmalı, geriye kalan 11 ay da kul hakkının yenmediği aylar olmalı.

Ancak ne yazık ki Ramazanları Ramazan, bayramları bayram gibi kutlayamadığımız bir dönemden geçiyoruz. Hamdolsun, il başkanlığımız bugün bizi güzel bir iftar masasının etrafında topladı ve orucumuzu açtık. Ancak milyonlarca yurttaşımız Ramazan dışında da adeta oruç tutmaya zorlanıyor ve onlar bizim bu akşam iftarda erişebildiğimiz, yediğimiz bir yemeği yiyebilecek durumda da değiller. Ne Ramazan'da ne diğer aylarda. Çünkü Türkiye zengin olmasına rağmen ne yazık ki Türk milleti fakirleşiyor.

Pazar alışverişini yapıyorsunuz; evde çorbayı siz kaynatıyorsunuz. Pazara gittiğiniz zaman mutlu insanlar görüyor musunuz? Yüzleri gülen, yapmış olduğu alışverişten dolayı mutlu olan, torbasını tıklım tıklım doldurmuş, evine mutlu bir şekilde dönen kaç kişiyi gördünüz son yıllarda?

Ne yazık ki değerli Eskişehirliler, Eskişehir'de de pazar gezdiğim zaman, Türkiye'nin neresinde gezersem gezeyim pazarlarda mutsuz insanları görüyoruz. Torbasını dolduramayan insanları görüyoruz. 250 lirayla pazara gidip alışveriş yapmak zorunda kalan insanları görüyoruz. AVM'lere ısınmak için giren, elindeki boş torbayla AVM'den çıkmak zorunda kalan insanları görüyoruz. Siftahsız günü geçiren esnafları görüyoruz.

9 yıldan beri bu ülkenin insanları adeta hızlı bir fakirleşme sürecini yaşıyorlar. Kendi kendinize sorun; bundan birkaç sene önce ne kadar sıklıkla eşiniz ve çocuklarınızla dışarıya yemeğe gidiyordunuz, şimdi son 1 senede kaç defa gidebildiniz? Evet, toplumumuzun büyük bir bölümü fakirleşirken küçük bir azınlık, %10 da her geçen gün daha zenginleşiyor. Sadece Türkiye'de mal, han, çarşı satın almıyorlar; yurt dışında da konaklar, villalar, caddeler satın alıyorlar. Milyarlarca dolar her sene Türkiye'den küçük bir azınlığın Londra'da, Brüksel'de, Berlin' de, Atina'da satın aldığı evlere giden para.

Toplumun küçük bir bölümü haksız bir şekilde zenginleşirken büyük bir çoğunluk ise açlıkla mücadele etmek durumunda kalıyor. Haksızlık, adaletsizlik sadece ekonomi alanında mı yaşanıyor? Hayır, aynı zamanda haksızlık ve adaletsizlik mahkemelerde de yaşanıyor. Eğer bu ülkede muhalifseniz size yasalar en sert şekilde uygulanıyor. Eğer iktidar yanlısıysanız aynı yasalarla karşı karşıya gelmiyorsunuz, aynı cezalar size uygulanmıyor.

Televizyonlarda, haberlerde görüyorsunuz. Sokak röportajında konuştu diye, iktidarı eleştirdi diye insanlar sokaktan tutuklanıp hapse götürülüyor. Oysa son seçimlerden önce bir iktidar yanlısı, "Bu seçimleri kaybedersek Belgrad Ormanları'na gömdüğümüz silahları çıkartacağız." dedi ve hiçbir savcı bu kişiyi tutuklamadı.

Bu zat, yani silahları çıkartacağını söyleyen zat, hiçbir savcı tarafından davet edilmedi. Şikâyet üzerine savcı çağırdı, seçimlerden sonra, 2 gün sonra gitti; ifadesini verdi, elini kolunu sallayarak gitti.

Kızılay Eski Genel Müdürü'nün kızı, trafik kazasında bir gencin ölmesine neden oldu. Tutuksuz yargılandı. Yurt dışına çıkma yasağı konulmuştu, o da daha sonra kaldırıldı. Eğer bir muhalifin kızı veya oğlu aynı kazayı yapmış olsaydı derhâl hapse girerdi. Bu adalet değil, bu adalet değil! Görüyorsunuz, Silivri'de yargılamalar devam ediyor. Rüşvet aldığı iddia edilenler tutuklu olarak yargılanırken, rüşvet verdiği iddia edilerek hakkında 700 sene hapis cezası istenilen kişi ise serbest bir şekilde dışarıda dolaşıyor. Bu hak değil, adalet değil! Bu adaletsizliği yaşayanlardan birisi de benim. Düşman ceza hukuku uygulamalarına maruz kalanlardan birisi de benim.

Ve biliyorsunuz, Antalya'da "Mehmetçik katillerine af yok!" diye bir miting düzenledim. Ertesi gün Ankara'da Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla gözaltına alındım. Hiç ilgim olmayan, yatıştırmaya çalıştığım Kayseri olaylarından dolayı da ne yaptım? Tutuklandım, 5 ay tutuklu yattım. Ve arkadaşlar, konuşma Antalya'da. Antalya Savcısı dava açmıyor, soruşturma başlatmıyor. İstanbul Savcısı beni gözaltına aldırıyor. Mahkemeye savcı bir iddianame hazırlıyor, bunun üzerine mahkeme iddianameyi okuyor ve savcılığa geri veriyor. Diyor ki: "Bu konuşma Antalya'da olmuş. Eğer burada bir suç varsa bunu Antalya mahkemesi yargılar." Cumhurbaşkanlığı'nın avukatları itiraz ediyorlar, "Hayır" diyorlar, "Cumhurbaşkanı bu konuşmayı İstanbul'da dinlediği için biz davayı İstanbul'da açtık." Biz de şükrediyoruz, ya Cumhurbaşkanı bu konuşmayı Washington'da dinleseydi ne olacaktı? Amerikan başsavcısı mı açacaktı?

Bakın, gözaltına yüz polis tarafından alındığım suçtan beraat ettim. Hakaret olmadığı mahkeme tarafından da tespit edildi. Geçen sene sahuru da iftarı da Silivri’de cezaevinde yapıyordum. Çok şükür bugün aranızdayım ama bugün birçok insan haksız yere tutuklanarak hapislerde kalmaya devam ediyor. Bütün bunlar olurken Mavi Çarşı’da 14 tane vatandaşımızı, çoğu çocuk, yakan terörist serbest kaldı. Türkiye’yi dolaşıyor. Gittiği yerlerde malum partinin taraftarları tarafından alkışlanarak karşılanıyor ve Türkiye’nin nasıl demokratikleşeceği ile ilgili konferanslar veriyor. Bu mu adalet? Hayır.

Biz mahkemelerde de adalet istiyoruz, ekonomide de adalet istiyoruz ve bunun mücadelesini de yılmadan vermeye devam edeceğiz.
Ve değerli Eskişehirliler, şimdi bayram önümüzdeki günlerde, bayramdan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi tekrar açılacak ve Öcalan Komisyonu’nun meclise vermiş olduğu raporda gündeme getirdiği yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmalar başlayacak. Çok değerli arkadaşlar, ne olacak biliyor musunuz? Anayasadan Türk vatandaşlığı çıkartılmak isteniyor.

Bakın, benim göğsümde gömleğimin göğsünde Göktürk harfleriyle Türk yazıyor. 600 senesinde yazılmış. Bu milletin adı Türk milleti. Siz anayasadan Türk tanımını, Türk vatandaşı tanımını çıkartırsanız yarın Türk vatanıyla da oynamış olursunuz. Onun için Türk milleti buna müsaade etmeyecek. Öfkenizi sandığa saklayın değerli Eskişehirliler. Sandıkta bunun hesabını sorun. Kim Mehmetçik katillerine af çıkartırsa hesabını sandıkta sorun. Kim Abdullah Öcalan’a af çıkartırsa hesabını sandıkta sorun. Kim size siz Türk değilsiniz derse hesabını sandıkta sorun.

Binlerce şehidi, on binlerce gaziyi Abdullah Öcalan denilen narko-terörist bize kurucu önder diye sunulsun diye mi verdi? Bu kabul edilebilir mi? Şimdi Öcalan'a statü arıyorlarmış. Abdullah Öcalan'ın statüsü belli aramaya gerek yok. Bir bebek katili, narko-terörist ve öyle de kalacak.

Biz de Zafer Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde henüz yokuz. Seçimlerden sonra inşallah hem mecliste hem hükümette olacağız. Bunu da görüyoruz. Ama o zamana kadar genel kurulda konuşmayacağız. Mecliste ama bütün Türkiye'yi meclis yapacağız. İl il, ilçe ilçe dolaşıp panellerle, konferanslarla Türk milletine kurulmak istenen tuzağı anlatacağız ve buradan da asla geri adım atmayacağız.

Bakın arkadaşlar, ben bu hafta yola çıkarken Konya'dan başladım. Konya, Burdur, Burdur, Denizli, Denizli, İzmir, İzmir, Eskişehir buradan Ankara'ya döneceğim. Yarın Kayseri'ye gideceğim, oradan Malatya'ya gideceğim ve bitireceğim. Ama Konya'ya geldikten sonra geri Ankara'ya dönüp sabah Burdur'a geçtim. Sebep; Ankara'ya döndüm çünkü Ankara'da bir ağır ceza mahkemesinde yargılanıyorum.

Kim şikayet etmiş beni? HÜDA-PAR Genel Başkanı. Niye şikayet etmiş? Halkı kin ve düşmanlığa kışkırtmışım. Ya şu Hizbullah terörist değildir diyen, onun bu terör örgütünün mensubu teröristlere hapishanede destek olan, çıktıktan sonra destek olan, genel başkanlarının Türk bayrağının adı değişmelidir diyen, Türkiye toprakları üzerinde Güneydoğu'da bir Kürdistan vardır diyen kişi. Ben de buna hak ettiği cevabı vermişim. Bunun üzerine toplanmışlar bir dilekçe vermişler; Ümit Özdağ halkı kin ve nefrete kışkırtıyor diye. Savcılık da bunu kabul etmiş, Cumhuriyet Savcılığı hakkımda dava açmış. Ve şimdi ben orada yargılanıyorum. 1 Nisan'da davası var devam edecek. Ama bu arada daha önce Erzurum'a Hınıs'a gideceğim bir başka mahkemeye. Orada da Şeyh Said'in hatırasına hakaret ettiğim için yargılanacağım. Arkadaşlar Şeyh Said'in hatırasına hakaret etmek her Türk vatandaşının görevidir.

Emperyalizmin işbirlikçisi, genç cumhuriyete karşı isyan eden, Yunan ordusu, Fransız ordusu, İngiliz ordusu Anadolu'yu işgal ederken köşesinde oturan ve seyreden ama Türk Silahlı Kuvvetleri emperyalistleri bu coğrafyadan kovduktan ve İngiliz emperyalizminden Musul'u, Kerkük'ü geri almak için hazırlanmaya başladığında isyan eden kişiden bahsediyoruz.

Şeyh Sait vatan hainidir, vatan haini olarak da kalacaktır. Ama yaşadığımız dönem işte böyle bir dönem. Bunlara rağmen yılmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz ve sonuçta zafer büyük Türk milletinin olacak.“