YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer şu ifadeleri kullandı;

"Yeni çerçeve yasayla bunlar arasında bir bağ var mı, o konuda bilmiyorum. Ama sakin bir hava noktasında, hani sakin bir hava noktasında katılamayacağım sanırım.

Şunu söylemek istiyorum. Siyasetin yargı üzerindeki etkisine bakmakta fayda var. En son Aziz Sancar davasında çıkan şeylere bakın. Yani şimdi burada çok büyük bir, ne diyeyim ona, hukuk katliamı var.

Neden bahsediyorum? Hani 700 küsur yılla yargıladığınız, "Suç örgütü kurdu, lideri" dediniz. Belediye başkanlarımızı, seçilmiş belediye başkanlarını illerinden getirdiniz. Adana'dan geldi Zeydan Başkan. İstanbul'a getirdiniz, "Suç örgütü burada" diye. Aylarca yatırdınız, yatırmaktasınız belediye başkanlarını.

Suç örgütü dediğinizde, iddianameyi, davayı örgütlü suçtan açtığınızda birçok kısıtlama geliyor. Yani ailesiyle görüşmekten tutun da cezaevindeki koşullarına kadar birçok kısıtlamayla aylarca mağdur ettiniz.

Sonra, "Pardon, örgüt yokmuş" dediniz. Rüşvet verdiğini söyleyen kişiyi serbest bıraktınız. Bu kişi geçmişte ve hâlâ AK Partili belediyelerle iş yapıyor. Hiçbirine, hiçbirine "Buraya da ne yaptın?" diye sormuyorsunuz. Yani sadece sanki CHP'li belediyelerle akçeli iş yapmış gibi bir şey yaratılıyor.

Serbest kalıyor. Öbür tarafta başkanlara ceza yağdırıyorsunuz. Siyaset yasağı getirmek istiyorsunuz. Hâlâ zindanda tutuyorsunuz. Bunların kabul edilebilir bir yanı yok.

Gerçekten böylesine hukukla oynanmaz. "Örgüt var" deyip atıyorsunuz. Bir de sonradan itirafçı yapıyorsunuz. Yani baştan delil yok, bir şey yok. İnsanları içeri atıp ondan sonra, "Hadi bakalım, sen iftira atacaksan gel itirafçı ol. Onu suçla, bunu suçla" diyerek insanların itibarını, insanların onurunu, insanların özgürlüğünü zedeliyorsunuz, elinden alıyorsunuz.

Ben inanıyorum, inanmak istiyorum ki üst mahkemelerde, istinaf ve Yargıtay aşamalarında bu büyük hukuksuzluk, ben hukuk cinayeti diyorum, umarım düzeltilir. Düzeltilmesi gerekir. Yani her biri için, gerek Zeydan Başkan için, gerek Ahmet Başkan için, her biri için.

Beraat eden bir kişi değil mi, Adıyaman Belediye Başkanı? Ama her biri için aynı şeyler. Yatırdılar, yatırdılar aylarca. "Örgüt, örgüt, örgüt" dendi. E sonra, "Örgüt yokmuş, sadece işte şu varmış, bu varmış" denildi. Onların da olup olmadığı belli değil. Çünkü itirafçıların biliyorsunuz iftiraları.

Velhasıl Türkiye'de böyle bir süreç var. Yani iktidarın maalesef seçimde kazanamadığı yerel yönetimleri, yani milli iradeyi bir nevi hukuku kullanarak, mahkeme salonlarını kullanarak ele geçirme çabası var.

Bunun en son örneğini bakın Üsküdar'da görüyoruz. Üsküdar'da görüyoruz. Bu vesileyle hemşehrimiz Sinem Dedetaş'ı da cezaevinde ziyaret ettim. Onun da sizlere, Eskişehirli hemşehrilerine selamları var. Geçtiğimiz gün üye katılım töreninde paylaşmıştım ama sizinle de paylaşmak isterim.

Çorlu'da, Çorlu Karatepe'de kuyu tipi denilen bir yerde, hücrede kalıyor. Güneş görmüyor. Bakın bir avlusu var, küçücük bir avlusu var ama güneş görmüyor. 8 metre sanırım yüksekliğinde duvarları, belki daha fazla söylediği. Bu avlunun hiçbir tarafına güneş gelmiyor. Kuyu tipi diyorlar onlara biliyorsunuz.

Burada aynı zamanda vücudunda kırıkları var. Yani ben gördüm yürüyüşünü, oturuşundaki şeyi. Cezaevinde durmaya sağlığı müsait değil. Şekeri, kolesterolü yüksek. Bu koşullarda onu orada tutuyorlar.

Onu orada tutarken bu arada yapılmış seçimde biliyorsunuz vekil seçildi orada. Üsküdar Belediyesinde seçilen vekile de sudan sebeplerle itiraz edip o seçimi de yeniletip, oradan tekrar milli irade hırsızlığıyla kendi, yani milletin seçmediği başkanı kendi saflarına getirmeye çalışıyorlar. Neresinden baksanız hakikaten hukuksuzluk.

Ama milletimiz bunu görüyor. Milletimiz bunu görüyor. O yüzden de YENİ Parti'mize akın var.

Biz de bu sorumlulukla tüm bu hukuksuzlukları, tüm bu millet iradesine yönelik gasp girişimlerini sona erdirecek demokrasiyi ülkemize getirmek için kararlılıkla yürüyoruz."