Eskişehir Anadolu SF Teknik Direktörü Veyis Kanber şu ifadeleri kullandı;

"30 puanın üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Hatta 36-37, belki 38 puana kadar ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Ancak puan ortalamamızın da üzerinde kalmak istiyoruz.

Açıkçası çok fazla matematik hesabı yapmak istemiyorum. Çünkü bana göre futbol matematikle açıklanabilecek bir oyun değil. Futbol sahada oynanır. Ben hiçbir zaman futbolu saha dışındaki hesaplamalara göre değerlendirmiyorum. Bu tür hesapların kafa karıştırdığını ve hedeflerden uzaklaştırabildiğini düşünüyorum.

Benim işim sahada. Pazar günü Alanya ile oynayacağız ve şu anda yalnızca o karşılaşmayı düşünüyorum. Önce o maçı, ardından bir sonraki maçı kazanmak istiyoruz. Bu şekilde ilerlemeyi tercih ediyoruz.

Sezon sonunda kaç puana ulaşacağımızı veya diğer takımların nasıl sonuçlar alacağını şu anda bilmiyorum. Açıkçası rakiplerimizin ne yaptığını da fazla merak etmiyorum. Çünkü henüz ligin 9. haftasını oynayacağız. Zaman içerisinde her şey daha net ortaya çıkacak.

Takımımızdaki gelişim beni çok mutlu ediyor. Sezon başından bu yana birçok oyuncumuzda ciddi ilerlemeler kaydettik. Bu durum bizi heyecanlandırıyor ve kadro tercihleri konusunda benim de işimi kolaylaştırıyor.

Bu gelişim devam ettiği sürece üst üste 5-6 önemli karşılaşmayı kazanabilecek bir takım haline gelebiliriz. Böyle bir durumda puan ortalamamız da doğal olarak yükselecektir. Ben bunun gerçekleşebileceğini düşünüyorum.

Bu nedenle şimdiden puan hesaplarına girmek istemiyorum. Öncelikle maçlarımızı kazanarak üst sıralarda kalmalıyız. Daha sonra önümüzü daha net görebiliriz.

Çünkü ligde gerçekten güçlü rakiplerimiz var. Arkasında şehir, ilçe, belediye ve taraftar desteği bulunan ciddi camialarla mücadele ediyoruz. Eskişehirspor da bunların başında geliyor.

Takımımızın gelişimine göre ilerleyen haftalarda hedeflerimizi daha net değerlendireceğiz. Ancak şu anda matematiksel bir hesap içerisinde değilim ve olmak da istemiyorum. Sezonun sonlarına doğru bu hesapları yapabiliriz.

Ligin üst sıralarıyla alt sıraları arasında ilerleyen haftalarda bir kopma yaşanabileceğini düşünüyorum. Şu anda yaklaşık 10 takım birbirine oldukça yakın ve hepsinin belirli hedefleri bulunuyor.

Takımların hedefleri devam ettiği sürece kulüplerin maddi destekleri de sürecektir. Bu durum futbolcuların motivasyonunu ve takımların rekabet gücünü artıracaktır.

Ancak bazı takımlar hedeflerinden uzaklaştıkça ilginin ve desteğin azalabileceğini düşünüyorum. Böyle bir durumda bu takımların puan tablosunda geride kalması mümkün.

Devre arası transferleriyle bazı takımların çıkış yakalaması da mümkün. Ancak kulüplerin iç yapısını ve ekonomik durumlarını bilmediğim için bu konuda kesin bir değerlendirme yapamam.

Özellikle düşme hattına yaklaşan kulüpler, ilk yarının sonlarında veya ikinci yarının ortalarında tehlikeyi daha ciddi hissetmeye başlayabilir. Böyle dönemlerde yönetimler takımlarını güçlendirmek için transfer yapma kararı alabilir.

Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kulüplerin yönetim anlayışına ve imkanlarına bağlı. Şu anda kesin bir şey söylemek zor.

Türkiye Kupası'nda ise gidebildiğimiz yere kadar ilerlemek istiyoruz. Ancak kupa maçlarının bizi oldukça yorduğunu da söylemeliyim.

Buna rağmen kupanın takımımıza önemli katkıları oldu. Özellikle bazı futbolcularımız bu karşılaşmalarda kendilerini çok iyi gösterme fırsatı buldu. Kupa maçları olmasaydı belki de bu oyuncularımızın performanslarını bu kadar net göremeyecektik.

Bir maç daha kazanıp yolumuza devam etmek isteriz. Ardından bir maç daha kazanabilirsek elbette mutlu oluruz. Ancak sakatlıklar ve uzun deplasman yolculukları bizim açımızdan zorlayıcı olabiliyor.

Bu nedenle kupada ne kadar ilerleyebileceğimizi zaman gösterecek. Yine de kupa heyecanını yaşıyoruz. Cuma günü kura çekileceğinde Anadolu Spor'un da orada olması ve hangi takımla eşleşeceğimizi beklemek bizi heyecanlandırıyor.

Hakem konusuna gelirsek, sanırım Türkiye'de hakemlerden şikayetçi olmayan takım yok. Bu, Türk futbolunun içerisinde bulunan hemen herkesin rahatsızlık duyduğu konulardan biri.

Geçen hafta Bucaspor ile oynadığımız karşılaşmada çok başarılı bir hakem yönetimi gördüm. Maç bittikten sonra hakemlerin varlığını bile hissetmediğimizi söyleyebilirim.

Ne dördüncü hakemden ne yardımcı hakemlerden ne de orta hakemden herhangi bir şikayetim oldu. Gerçekten çok iyi bir maç yönetti. Diğer teknik direktörlerin de kendisini tebrik ettiğini öğrendim.

Ben ise maçın ardından kendisini tebrik etmeyi unuttum. Daha sonra bunu fark ettiğimde gerçekten üzüldüm.

Ancak diğer yedi karşılaşmamızda hakem kararlarının oyuna etki ettiğini düşünüyorum. Açıkçası hakemlerin yeterli seviyede olduklarını düşünmüyorum. Kendilerini daha fazla geliştirmeleri gerekiyor.

Futbolun oyun kurallarında da bazı değişiklikler yaşandı. Taç atışları, duran topların hızlı kullanılması ve sakatlanan oyuncuların saha dışına çıkarılması gibi konularda zaman zaman yönetim sorunları yaşandığını görüyoruz.

Hakemlerin bu konularda daha fazla tecrübe kazanması gerektiğini düşünüyorum. Elbette biz de hakemlerle birlikte aynı futbol ortamının içerisindeyiz. Bu nedenle kendileri hakkında ağır ifadeler kullanmak istemiyorum.

Ancak özellikle Karşıyaka maçında hakem kararlarının bizi ciddi şekilde etkilediğini düşünüyorum.

Karşılaşmanın ilk 20 dakikasında iki stoperimize de sarı kart gösterildi. Üstelik bu kartlar oyuncularımızın ilk müdahalelerinde çıktı.

Yıllardır futbolun içerisindeyiz. Bir stoperin maçın ilk 10-15 dakikasında sarı kart görmesi, savunma anlayışınızı doğrudan etkiler. İki stoperiniz birden erken dakikalarda sarı kart gördüğünde işiniz çok daha zorlaşır.

Çünkü oyuncularınız kalan dakikalarda müdahalelerini daha dikkatli yapmak zorunda kalır. Bu durum takımın savunma performansını etkiler.

Karşıyaka maçında da böyle bir durum yaşadık. Ayrıca yediğimiz ilk gol öncesindeki pozisyonda faul olmadığını düşünüyorum. Hakem kararıyla oluşan duran top sonrasında golü yedik.

Diğer karşılaşmalardaki hakemlerin iyi niyetli veya kötü niyetli oldukları konusunda bir şey söylemek istemiyorum. Ancak genel olarak kendilerini geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum.

Takımımızdaki Eskişehirli futbolcular konusuna gelirsek, açıkçası bütün oyuncularımızın nereli olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum.

Elbette altyapımızdan yetişen futbolcularımızın büyük bölümünün Eskişehirli olduğunu düşünüyorum. Ancak ben bütün oyuncularıma eşit mesafede yaklaşmaya çalışıyorum.

Örneğin İsmail'in Eskişehirli olduğunu biliyorum. Zaman zaman İsmail ön plana çıkıyor, bazen Bedirhan daha fazla forma şansı buluyor. Acar da bildiğim oyuncularımız arasında. Bunun dışında Eskişehirli başka futbolcularımız da olabilir.

Benim için önemli olan oyuncunun nereli olduğu değil, sahadaki performansı. Kim daha iyi durumdaysa, kim takımımıza daha fazla katkı sağlayabilecekse ona forma şansı vermeye çalışıyorum.

Bu konuda duygusal davranmak istemiyorum. Çünkü böyle bir yaklaşım diğer futbolcularımıza haksızlık olur.

Eskişehirli oyuncularımızı da elbette değerlendiriyoruz. Onların da bu durumdan memnun olduklarını düşünüyorum. Hatta kendileri de gelip daha fazla süre aldıklarını ve performanslarının yükseldiğini söylüyorlar.

Bütün futbolcularımızın gelişimine nasıl katkı sağlamaya çalışıyorsak Eskişehirli oyuncularımıza da aynı şekilde destek oluyoruz. Aralarında herhangi bir ayrım yapmıyorum.

Hakan Şapçı ile tanışıklığımıza gelirsek, geçen yıl mart ayında buraya geldiğimde çim sahada antrenman yapmak için Eskişehirspor'un tesislerine gitmiştik.

Orada kendisiyle karşılaştık, selamlaştık ve kısa bir sohbet ettik. O dönemde bize yardımcı olmuştu.

Bunun dışında Hakan Şapçı ile yakın bir tanışıklığımız veya sürekli görüşmemiz bulunmuyor. Elbette kendisi meslektaşımız. Daha önce de defalarca rakip olduk ve çalışmalarını takip ediyoruz. Ancak aramızda yakın bir arkadaşlık ilişkisi yok.

Hakan Şapçı'nın başarılı olup olmadığına gelince, kendisinin birçok kulüpte önemli başarılar elde ettiğini biliyoruz. Şampiyonluklar yaşamış bir teknik direktör.

Eskişehirspor'daki mevcut performansını ise şu anda değerlendirmek istemiyorum. Bu konuda bir yorum yapmam doğru olmaz. Ancak geçmişte çalıştığı kulüplerde elde ettiği başarılar ortada."