Ücretli Öğretmenler Dayanışma Derneği'nin eylemine destek veren Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;
"Uzunca zamandır memleketteki bütün adaletsizliklere, hukuksuzluklara, ihmallere ve ihlallere ses olmaya çalışıyoruz. Ücretli öğretmenler de uzun süredir hak ihlalleri, çalışma şartlarının ağırlığı, emeklilik koşulları ve sigorta düzenlemeleriyle ilgili feryat ediyor. Aslında sizin söylediklerinize ilave edecek çok fazla bir şeyimiz yok. Ancak şunu da bu vesileyle ifade edeyim. Türkiye'de 62 ilde görev yapan 71 bin 670 civarında ücretli öğretmenimiz var.
Türkiye'de yönetim anlayışında adeta bir gelenek hâline gelen bir maharetsizlik var. Eğer bir öğretmene ücret ödüyor ve ona öğretmenlik yaptırıyorsanız, o öğretmenin haklarını da eşitlemek zorundasınız. Öğretmenlikte ücretli, sözleşmeli ya da kadrolu öğretmen ayrımı olmaz; öğretmen öğretmendir. Öğretmenlerin statülerini eşitlemek doğrusudur. Okula saygı duyacaksınız, eğitime saygı duyacaksınız, çocuklarınıza saygı duyacaksınız. İşinizi doğru dürüst planlamazsanız, çocuklara eğitim vermesi için görevlendirdiğiniz öğretmenlere adil davranmazsanız, aslında en kötü örneği siz vermiş olursunuz. Sonra da öğretmenlerden adaleti anlatmalarını, devlete saygıyı öğretmelerini beklersiniz. Önce siz saygıyı hak edecek bir yönetim anlayışı ortaya koymalısınız.
Öğretmenlerinize ücret veriyor ve onlara öğretmenlik yaptırıyorsanız, bu insanların öğretmenlik yapabilecek yeterliliğe sahip olduğunu zaten kabul ediyorsunuz demektir. Öyleyse öğretmenlik şartlarını eşitleyin. Eğer öğretmenlik yaptırmayacaksanız da ücretli öğretmen uygulamasını sürdürmeyin. Devletin itibarını, eğitime duyulan saygıyı ve çocuklara verilen değeri bu çelişkilerle zedelemeyin.
Önümüzdeki süreç ne getirir bilemem. Ancak ücretli öğretmenlerin eşit şartlarda çalışmayı, özlük haklarının düzenlenmesini, emeklilik sisteminin düzeltilmesini beklediği ortada. Bugünkü şartlarda bir ücretli öğretmenin prim gününü doldurabilmesi için neredeyse 60-70 yıl çalışması gerekiyor. Böyle bir sistem kabul edilemez. Çalıştıkları günlerin, izin haklarının ve diğer tüm özlük haklarının kadrolu öğretmenlerle eşitlenmesini istiyorlar. Biz de bu sesin duyulması için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.
Sadece siz mağdur değilsiniz. Atanamayan öğretmenler de var; onlar da yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor. Görev yapan öğretmenlerin de sorunları var, eğitim sisteminin de ciddi problemleri var. Türkiye, sorunları çözme kapasitesini kaybetmiş bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya. Bu ülkenin plan yapabilen, vatandaşını dinleyen, derdi olana kulak veren bir yönetime ihtiyacı var. Öyle anlaşılıyor ki, yaptığınız eylemleri çalışma sürenize ekleseler belki de emekliliğinizi tamamlardınız. Yıllardır sesinizi duyurabilmek için verdiğiniz mücadele bunun en açık göstergesi.
Uzun zamandır hükümete "Bu sesi duyun, bu feryadı duyun, bu sorunları çözün." diyordum. Artık bunu söylemekten vazgeçtim. Çünkü duymuyorsunuz, görmüyorsunuz, anlamıyorsunuz ve çözemiyorsunuz. Bu nedenle memleketin sorunlarını çözme görevini sizin elinizden alıp biz üstleneceğiz diyoruz. İnşallah sandık milletin önüne geldiğinde sadece ücretli öğretmenlerin değil, memleketin bütün sorunlarını çözebilecek bir yönetim anlayışıyla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız.
Sizler çoluğunuza çocuğunuza bakmaya çalışıyorsunuz. Eğer bu şartlarda gerçekten geçinilebildiğini düşünüyorlarsa gelsinler, kendileri yaşasınlar ve "Bu şartlarda geçinmek mümkün." desinler. Eğer bu şartlarda çalışılabileceğini, emekli olunabileceğini söylüyorlarsa buyursunlar, bunu kendileri denesinler. Başka bir çözüm arıyorlarsa da bunu hukuk ve adalet çerçevesine oturtmak zorundalar. Çalıştırdıkları insanların hakkını vermeliler. Bugüne kadar haklarını eksik verdilerse bunu telafi etmeli, geçmişe dönük mağduriyetleri gidermeliler. Bunu yapamıyorlarsa da iktidarı bu işi daha iyi yapabilecek olanlara bırakmalılar.
Biz böyle bir sorumluluk anlayışıyla hareket ediyoruz. Allah kolaylık versin. Elimizden geldiği kadar sesiniz olmaya, sorunlarınızı duyurmaya devam edeceğiz. Ancak görüyoruz ki hükümet artık bu sesleri duyamayacak kadar büyük ekonomik sıkıntılar içerisinde. Emekliye kaynak bulamıyor, asgari ücretliye kaynak bulamıyor. Bütçeyi denkleştiremediği için vergilere ve cezalara yükleniyor. Ama çevresine, faize ve yandaşa kaynak bulabiliyor. Öğretmene para bulamıyor, emekliye para bulamıyor, esnafa bulamıyor, çiftçiye bulamıyor. Buna karşılık borçlanma ihalelerine baktığımızda milyarlarca liralık faiz yükünü karşılayabiliyor. Geçtiğimiz günlerde devlet, 190 milyar liralık borçlanma için çıktığı ihalede beş yılda 361 milyar lira faiz ödemeyi kabul etti. Buna kaynak bulunabiliyor.
Ama ücretli öğretmenler özlük haklarının düzeltilmesini, çalışma şartlarının iyileştirilmesini, ders ücretlerinin artırılmasını ya da emeklilik koşullarının düzenlenmesini istediğinde karşılarına hemen "Paramız yok." cevabı çıkıyor. Faize bulduğunuz kaynağı, çalıştırdığınız öğretmenler için de bulun.
İnşallah bu sorunlar çözülür. Biz elimizden geleni yapacağız. Sesiniz ve sözünüz olmaya, taleplerinizi duyurmaya devam edeceğiz. Allah kolaylık versin. Sizler artık bu dönemin modern köleleri hâline getirildiniz. Öğretmenler odasında yaşadığınız ayrımcılıktan idari uygulamalardaki sıkıntılara, izin düzenlemelerinden emeklilik şartlarına, prim günlerinin hesaplanmasına kadar bütün sorunlarınızı biliyor ve yakından takip ediyoruz. Ancak bu hükümet artık sorunları duyup çözen bir hükümet olmaktan çıktı. Bu nedenle bir süre daha sabırla mücadelenizi sürdürmek zorunda kalacaksınız gibi görünüyor. Biz de elimizden geldiği sürece bu mücadelede sesiniz olmaya devam edeceğiz."





