GÜNDEM

Yavuz Ağıralioğlu: "İspanya Devlet Başkanı Pedro Sanchez de Trump gibi karşılanmalıydı"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in Filistin konusundaki tutumuna teşekkür ederek diplomatik nezaket çağrısında bulundu.

Abone Ol

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;

"İspanya ile ilgili bir şey söylememiz lazım, onu ihmal etmemeliyiz. O mühimdir. O kalbimizle söyleyeceğimiz şey. Bu parti için bugün bir genel başkanın değil, bu son cümlelerin bir parti genel başkanının sözü değil. Bu merhametin miğferi olmuş bir millete mensup, Türk milletine mensup bir evladın, Türk milletine mensup bir ferdin, Türk milletine mensup bir insanın söyleyeceği söz. Parti genel başkanı sözü değil bu.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanını birtakım mecburiyetlerimizden dolayı apronda karşıladı Sayın Cumhurbaşkanı. Mesuliyetlerimizden dolayı İspanya Devlet Başkanını da aynı hassasiyetlerle karşılamalıydı. Karşılamalıydı. Bize ilkesel üstünlüğümüz var çünkü burada. Biz merhametli bir milletiz. Bizim merhametli bir millet oluşumuza denk bir haykırış, soykırım başladığı günden itibaren aralıksız bir şekilde özgür Filistin çığlıklarıyla İspanya semalarından dünyaya duyurulmuştur.

Pedro Sanchez, İspanya'nın, İspanyolların İsrail'de yaşanan, İsrail'de, Kudüs'te, Gazze'de yaşanan soykırımı telin ettiği aralıksız mücadelede karşılanmaya, diplomaside kalbimizle ağırlanmaya, uğurlarken de dualarla karşımızda efendim Türk milletinin dualarıyla uğurlanmaya değer kıymette bir devlet başkanıydı. Ona göstermiş olduğu hassasiyete uygun nezaket gösterilmeli, diplomaside ona bu merhametine uygun, bu yaptığına uygun bir nezaket gösterilmeliydi. Kesin olarak gösterilmeliydi. Bizim partimizin önüne bu en azından telafi olsun, telafisi mümkün olmaz ama yapılabilseydi çok yakışırdı. Hükümete de yakışırdı, bize de yakışırdı, devletimize de yakışırdı, milletimize de yakışırdı. Devlet protokolü uyguladık. Tabii ki öyle yapacağız. Millet protokolü ile uğurlayabilirdik.

Yani İspanya Devlet Başkanını efendim Türk milletinin kalbiyle uğurlayabilirdik. Kalbimizi onun eline verebilirdik, milletine selam söyleyebilir dık. Yani Türk milletinin selamını ona kalbimizi eline koyarak gönderebilirdik. Dualarla onu gönderebilirdik. Teşekkürlerimizle gönderebilirdik. Bunu hak etti. Bunu hak eden bir devlet başkanıdır. Sivil filoları dahil limanlarından Gazze'deki mazlum çığlıklara yardım eli uzatmış, aylar boyunca özgür Filistin diye bağırmış, İsrail'in yaptıklarını hiç meşru görmemiş, yapılanı bir soykırım olarak görmüş, Uluslararası Adalet Divanı dahil her türlü müracaatta bayraktarlık yapmış bir devlet başkanına göstermek zorunda olduğunuz bir merhamet, bir nezaket, bir diplomaside imtiyaz vardı. Bunu milletiniz için yapmak zorundaydınız.

Yani NATO'dur, zirvedir, devlet başkanıdır, ağırlarsınız. Efendim Trump'ın koluna girersiniz, elini elinin üstüne koyarsınız, sizi çok sever. Bunların hepsi diplomaside heves ettiklerinizdir. Bir de mesuliyetiniz vardı. Kalbimizi neyin üstüne koydunuz, vicdanınızın üstüne ne koydunuz diye bakacaktınız. Vicdanınızı göstereceğiniz bir yer vardı. O da İspanya Devlet Başkanına gösterirken aslında dünyaya tekraren ifade etme imkanı bulduğunuzdu. Yapılması gerekiyordu. Ağırlarken yapamadınız, uğurlarken yapsaydınız dedik, olmadı. Biz İspanya Devlet İspanya'nın bayrağını, İspanya Devlet bayrağını, efendim Filistin bayrağını ve Türk bayrağını partimizin sembolik olarak, nezaketimizi kabul etsinler, sembolik olarak partimizin genel merkezinin önüne astık. Bütün bu süreç içerisinde göstermiş olduğu hassasiyetler için İspanya'ya, İspanyollara teşekkür ediyoruz. Var olsunlar, kalpleriyle var olsunlar."