İYİ Parti Tepebaşı İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Halil İbrahim Arslan şu ifadeleri kullandı;

"Yeşiltepe mahallemizde 30 kişiyi aşkın vatandaş yeni imar projesine “hayır” dedi. Dilekçelerimizi verdik ve konuyu mahkemeye taşıdık. Açılan davalardan biri kapsamında bilirkişi heyeti ve hakim mahallemize gelerek incelemelerde bulundu. Şimdi bunun sonucunu bekliyoruz. İnşallah bizim için iyi bir sonuç çıkacak. İyi olacağına inanıyoruz.

Ayrıca mahallemizde adeta cezalandırıldığımızı düşünüyoruz. Yeşiltepe Mahallesi Okan Sokak’ta, Meydan Camii’nin karşısında bir parkımız var. Yazın başından beri herhangi bir sulama yapılmadığı için ağaçlarımız kurudu, çimenler soldu. Çocuk oyun parkları da perişan vaziyette.

Sağlık Ocağı’nın karşısında Halk Ekmek büfesi vardı, o da kaldırıldı. Mahallemizde su kartı dolum noktası ve bankamatik de yok. Muhtarlığın önüne bir su kartı dolum noktası yapıldı ancak mahalleli ile muhtar arasında mahkemeye taşınan sorunlar bulunduğu için oraya da pek giden olmuyor. Yani anlayacağınız, mahallemizin cezalandırıldığını düşünüyoruz. Mahallemiz yavaş yavaş tasfiye ediliyor.

Ben dün Tepebaşı Belediyesi’ne parkın durumuyla ilgili bir dilekçe verdim. Ardından inşaat ruhsatlarının verildiği bölüme çıktım. Oradaki memurlar çok iyi davrandılar, sağ olsunlar. Belediye çalışanlarından memnunuz. Kendilerine mahallemizde yaşanan durumu sordum.

Bu proje yılbaşında geçti ve yaklaşık dokuzuncu aya girdik. Belediye Başkanı Sayın Ahmet Ataç, “Gelsinler, herkese ruhsat veriyoruz” dedi. Ancak mahallede yıkılan bazı yapılar var. Mahallenin temsilcileri olduğumuz için evleri yıkılan bazı vatandaşlar bana ve arkadaşlarıma geliyor. “Daha bir kazma vurulmadı. Evlerimiz yıkıldı, kira desteği de vermiyorlar. Ne olacak halimiz?” diye soruyorlar ve şikâyetlerini dile getiriyorlar.

Söylentilere göre evleri yıkılan vatandaşlar, muhtarımız Sayın Meryem Kuş ile bir toplantı yapmış. Ben toplantıda bulunmadığım için aktarılanları söylüyorum. Muhtarımızın müteahhitleri de çağırdığı ve müteahhitlerin, “Belediye bize ruhsat vermiyor” dediği ifade edildi.

Ben de dün belediyeye gittiğimde bunu özellikle sordum. Orada çalışan memur hanım, “Biz sabah saat 08.00’den akşama kadar buradayız. Biz niye ruhsat vermeyelim? Eksiklikleri var, tamamlasınlar, veririz” dedi.

Buradan benim anladığım, müteahhitler vatandaşların binalarını yıkıyor ancak sonrasında sürecin nasıl ilerleyeceğini bekliyor. Çünkü herhangi bir işlem yaptıklarında ve ilerleyen dönemde mahkemeden bir durdurma kararı çıktığında zarar edebileceklerini düşünüyor olabilirler. Bu nedenle mahallemizde şu anda ciddi bir belirsizlik ve kaos ortamı var.

Ben buradan mahalle halkımıza sesleniyorum. Devam eden bir mahkeme süreci var. Biz evini müteahhide veren vatandaşlarımıza düşman değiliz, onlara karşı da değiliz. İsteyen evini verir. Bizim karşı olduğumuz konu bu projedir. Buna rağmen evini veren vatandaşlarımızın da haklarını savunuyoruz.

Vatandaşlarımızın acele etmemesini ve devam eden mahkeme sürecini beklemesini istiyoruz. Şu anda ortalık karışık. Mahkeme süreci tamamlandıktan sonra isteyen verir, istemeyen vermez.

Ada bazında dönüşümde komşuların anlaşması da kolay değil. Örneğin benim bulunduğum yerde yedi kişi var. İki kişinin de hisseli olması nedeniyle sayı sekize çıkıyor. Beni sekiz kişiyle hisselendirmişler. Benim 2,5 katlı ve yapı kayıt belgeli bir evim var. Yanımda da iki katlı bir bina bulunuyor. Bizim burayı vermemiz mümkün değil çünkü zarar edeceğimizi düşünüyoruz.

Benim 125 metrekare yerim var ancak bu düzenlemeyle yaklaşık 60 metrekare yer düşüyor. Alt katta ben oturuyorum, üst katta oğlum oturuyor, en üstteki teras katta da kızımın eşyaları bulunuyor. Yan taraftaki komşumuzun da iki katlı evi var. Şimdi biz bunları verip 60 metrekarelik bir yere nasıl sığacağız?

Mahallemize 1970’li yıllarda Bulgaristan’dan gelen göçmen vatandaşlarımız yerleşti. Burada çok güzel binalar yaptılar. Birçoğunun iki veya üç katlı binası var. Tek katlı gibi görünen yapılarda bile aileler birlikte yaşıyor. Örneğin alt katta baba oturuyor, üst katta oğlu oturuyor ya da üst kat kiraya veriliyor.

Bizim mahallemizin yapılaşması düzenli. Binalar eski olabilir ancak çok kalın tuğlalar kullanılarak yapılmış yapılar var. Duvarların yaklaşık 30 santimetre kalınlığında olduğu binalar bulunuyor. Biz kendi yapılarımızın sağlam olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca bizim mahallemizden bir fay hattı geçmediğini ve bölgenin deprem açısından öne çıkan bir alan olmadığını düşünüyoruz. Bize göre burada yapılan çalışma klasik anlamda bir kentsel dönüşüm değil. Belediyenin kendi hazırladığı özel bir proje. Biz mahallemizin adeta boş bir arazi gibi değerlendirildiğini düşünüyoruz.

Şu ana kadar komşular arasında ciddi bir tartışma ya da kavga yaşanmadı ancak ileride yaşanmasından endişe ediyoruz. Muhtarımızla aramızda da mahkemeye taşınan konular oldu. Hakaretle ilgili açılan davayı kazandık. Bizim açtığımız diğer dava ise hâlen devam ediyor. Şimdi mahkemeden çıkacak sonucu bekliyoruz."