Türkiye’de son dönemde kullanımı hızla artan zayıflama iğneleriyle ilgili yapılan yeni araştırmalar, bu ilaçların etkilerinin sanılandan daha geniş olabileceğini ortaya koydu. Yüksek maliyetleriyle dikkat çeken ve milyonlarca kişi tarafından kullanılan GLP-1 grubu ilaçların içerdiği bazı etken maddelerin yalnızca kilo kontrolü ve iştah baskılama üzerinde değil, beyin işleyişi üzerinde de etkiler oluşturabileceği belirlendi.

Başta Ozempic olmak üzere GLP-1 ilaçları ilk olarak tip 2 diyabet tedavisinde kullanılmaya başlandı. Daha sonra kilo vermek isteyen kişiler arasında da yaygınlaşan bu ilaçların, beynin çalışma biçimini etkileyebileceğine yönelik bulgular bilim dünyasının gündemine girdi. Bazı araştırmacılar, söz konusu ilaçların beyin ağlarında değişikliklere neden olabileceğini ve bunun uzun vadeli sonuçlarının henüz tam olarak bilinmediğini ifade ediyor.

Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü’nde yürütülen yeni bir çalışma, GLP-1 ilaçlarının etkilerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmada, hormonal sorunlar yaşayan genç kadınlar ve ergenlik çağındaki bireyler üzerinde incelemeler yapıldı. Tedavi öncesinde ve sonrasında çekilen manyetik rezonans görüntüleme sonuçlarının karşılaştırılmasıyla, birkaç aylık süreç içinde beynin bazı önemli sinir ağlarında belirgin değişiklikler meydana geldiği tespit edildi.

Araştırmanın yürütücülerinden Allison Shapiro, özellikle dış çevreden gelen bilgilerin değerlendirilmesi, dikkatin yönlendirilmesi ve hangi uyaranların öncelikli olduğunun belirlenmesinde görev alan “salience network” olarak bilinen önem ağı bölümündeki bağlantıların belirgin şekilde arttığını açıkladı. Allison Shapiro, bu değişimlerin beyin işlevleri üzerindeki etkilerini kesin olarak değerlendirebilmek için daha kapsamlı ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu da belirtti.

Bilim insanları, ilaçların beyin üzerindeki etkilerinin nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışırken iki farklı ihtimal üzerinde duruyor. Uzmanlara göre GLP-1 ilaçları, vücudun yemek sonrasında doğal olarak salgıladığı tokluk hormonlarını taklit ederek görev yapıyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar ise bu hormonlara ait reseptörlerin yalnızca sindirim sisteminde değil, beynin farklı bölgelerinde de bulunduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, semaglutid ve tirzepatid gibi etken maddelerin beyni iki farklı yolla etkileyebileceğini değerlendiriyor. İlk ihtimale göre ilaçların içerdiği kimyasallar kan-beyin bariyerini aşarak doğrudan beyindeki reseptörlere bağlanıyor ve sinirsel yapıda değişikliklere yol açıyor. İkinci ihtimale göre ise ilaçlar, vücuttaki iltihaplanmayı azaltıp metabolizmayı iyileştirerek beynin dolaylı şekilde yeniden yapılanmasına katkı sağlıyor.

Pek çok nörolog, her iki mekanizmanın da aynı anda etkili olabileceği görüşünü paylaşıyor. Uzmanlar, beynin ödül ve bağımlılıkla ilişkili bölgelerinde meydana gelen değişimlerin gelecekte farklı alanlarda yürütülecek araştırmalar için yeni veriler sağlayabileceğini değerlendiriyor.

Öte yandan uzmanlar, söz konusu ilaçların bazı kullanıcılar üzerinde farklı etkiler oluşturabileceğine de dikkat çekiyor. Beynin ödül ve motivasyon sistemini etkileyen bu ilaçların yalnızca aşırı yeme isteğini azaltmadığı, bazı kişilerde günlük yaşamdan alınan keyfin azalmasına da yol açabileceği belirtiliyor.

Son dönemde sosyal medya paylaşımları ve klinik geri bildirimlerde bazı kullanıcıların daha önce ilgi duydukları hobilerden uzaklaştıklarını, genel bir isteksizlik yaşadıklarını ve motivasyon kaybı hissettiklerini bildirdikleri aktarıldı. Bazı geri bildirimlerde cinsel istekte belirgin düşüş yaşandığı yönündeki ifadeler de yer aldı.

Milyarlarca dolarlık bir pazar haline gelen GLP-1 ilaçlarının uzun vadeli nörolojik etkileri konusunda çalışmalar sürüyor. Kısa sürede dikkat çekici kilo kaybı sağlayabilen bu tedavilerin beyin yapısı ve insan psikolojisi üzerindeki uzun dönem sonuçları ise bilim dünyasında araştırılmaya devam ediyor.