Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç şu ifadeleri kullandı;

"Tepebaşı'nın kültürel belleğinde çok özel bir yere sahip olan Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nun 18'incisini sizlerle paylaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Bazı kentlerin hafızası taşta saklıdır. Bazı kentlerin hafızası ise toprakta... Eskişehir'in, özellikle de Tepebaşı'nın hafızası; toprakta, ateşle biçimlenen tuğlada ve kiremitte saklıdır. Bu hafıza; üretimin, emeğin, dayanışmanın ve Cumhuriyet'in kent kurma iradesinin hafızasıdır.

Cumhuriyet henüz üçüncü yılındayken, Ekim 1926'da Anadolu Avrupa Tuğla Fabrikası Anonim Şirketi kuruldu ve kentimizde ilk kiremit üretimi gerçekleştirildi. Bu şirketin kurulmasında dönemin İçişleri Bakanı Cemil Bey'in teşvikleri etkili oldu. Ardından 1927'de Eskişehir Marsilya Kiremiti ve Makina Tuğlası Limited Şirketi kuruldu; Hamdi Salih, Yahya Ahmet yani Mimar Ahmet, Safvet, Sadullah İbrahim ve Mösyö Petro Şirkof Beylerin girişimi, Eskişehir sanayisinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Sabri Kılıçoğlu da daha sonra bu şirketin hissedarları arasında yer aldı.

1928 yılında Kurt Sait ve Muhtar Başkurt'un ortaklığıyla Kurt Kiremit Fabrikası üretime geçti. 1933'te Çift Kurt Kiremit Fabrikası işletmeye açıldı. 1938'de ise Sabri Kılıçoğlu tarafından Arslan Kiremit Fabrikası kuruldu. Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin ilk tuğla ve kiremit fabrikaları arasında bulunan bu girişimler sayesinde, o güne kadar yurt dışından satın alınan Marsilya tipi kiremit ülkemizde üretilmeye başlandı.

Bu, yalnızca bir sanayi yatırımı değildi. Genç Cumhuriyet'in kendi imkânlarıyla kalkınma iradesinin somut bir ifadesiydi. Bu fabrikalarda üretilen tuğlalar ve kiremitler yalnızca binaların duvarlarını ve çatılarını kurmadı; Cumhuriyet'in kentlerini, fabrikalarını, okullarını ve geleceğini de inşa etti.

İşte bu nedenle pişmiş toprak bizim için sıradan bir yapı malzemesi değildir. Pişmiş toprak; Tepebaşı'nın kimliğidir, emeğidir, üretim kültürüdür ve toplumsal belleğidir.

Tepebaşı Belediyesi olarak 2001 yılında Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nu bu güçlü tarihsel mirasın üzerine kurduk. Amacımız; pişmiş toprağın sanayi geçmişini bilimle, sanatla ve kentin gündelik hayatıyla buluşturmaktı. Bu değeri, geçmişte kalmış bir üretim hikâyesi olmaktan çıkarıp yaşayan bir kent değerine dönüştürmek istedik.

Bugün geldiğimiz noktada büyük bir gururla söylüyoruz ki Pişmiş Toprak Sempozyumu artık yalnızca Tepebaşı Belediyesi'nin gerçekleştirdiği bir etkinlik değildir. Bu sempozyum; Eskişehir'in mirasıdır. Tepebaşı'nın belleğidir. Kentimizin açık hava sanat hafızasıdır.

Bugüne kadar sempozyum kapsamında 159'u Türk, 69'u yabancı olmak üzere toplam 228 sanatçı Eskişehir'de bir araya geldi. Sanatçılarımızın katkılarıyla kentimize 244 pişmiş toprak heykel kazandırıldı. Bu eserler bugün Tepebaşı'nın sokaklarında, parklarında ve meydanlarında yaşamaya devam ediyor.

Kentimize gelen herkes, bu eserlerde toprağın emeğe; emeğin sanata; sanatın da kalıcı bir kent hafızasına dönüştüğünü görüyor.

Sempozyumun birikimi yalnızca heykellerle sınırlı kalmadı. Bilim insanlarını, akademisyenleri, sanatçıları ve sektör temsilcilerini buluşturan çalışmalar kapsamında 400'ü aşkın bildiri yayımlandı. Böylece Pişmiş Toprak Sempozyumu, sanatsal üretimin, akademik düşüncenin ve sektörel deneyimin birbirini beslediği güçlü bir uluslararası platform haline geldi.

Uluslararası toplantılar, Eskişehir'in dünyaya açılan kapılarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu artık yalnızca bir sempozyum değildir. Eskişehir'in kültürel hafızasına kazınmış, Tepebaşı'nın kimliğini görünür kılan ve kente kalıcı eserler bırakan ortak bir Cumhuriyet projesidir.

Bu ortak belleğin en güçlü ifadelerinden birini kolektif eserlerde görüyoruz.

2021 yılında gerçekleştirdiğimiz 14. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nda, pandemi sürecinde yaşamını kaybeden sağlık çalışanlarımıza ithaf edilen Varlığımız Sağlığımız Anıtı'nı kentimize kazandırdık. 57 sanatçının elinden çıkan 450 çalışmadan oluşan bu anıt, sağlık emekçilerimize duyduğumuz minnetin kalıcı bir ifadesi oldu.

Cumhuriyetimizin 100. yılına armağan ettiğimiz 16. sempozyumda ise Sonsuz Cumhuriyet Anıtı ortaya çıktı. Bu eserle Cumhuriyet'in yalnızca geçmişten devraldığımız bir miras değil, hep birlikte geleceğe taşıyacağımız sonsuz bir değer olduğunu anlattık.

sempozyumda da sanatçılarımız, Friglerden günümüze ulaşan Yazılıkaya'yı çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumladı. Böylece bu coğrafyanın binlerce yıllık belleği yeni bir sanat eserinde hayat buldu.

Bu yıl 18'incisini gerçekleştireceğimiz Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nda 6 Türk ve 2 yabancı olmak üzere 8 değerli sanatçımızı Eskişehir'de ağırlayacağız.

Ayşegül Veryeri, Ercan Dural, Tuba Önder, Nilgün Salur, Özgür Yıldız ve Ümit Gürsoy; ülkemizden sempozyumumuza katılacak sanatçılarımız olacak. Japonya'dan Mariko Okubo ve Fransa'da yaşayan Çinli sanatçı Yin Chang da eserleriyle bu büyük sanat buluşmasına uluslararası bir değer katacak.

Kendilerine şimdiden hoş geldiniz diyor; kentimize, sanatımıza ve ortak belleğimize yapacakları katkılar için teşekkür ediyorum.

Bu yıl sempozyumumuzun en önemli ayaklarından biri de uluslararası toplantılar olacak. Farklı ülkelerden sanatçıların, akademisyenlerin, öğrencilerin ve sanatseverlerin bir araya geleceği bu buluşmalar; pişmiş toprağın sanat, üretim, kültür ve kent yaşamındaki yerini çok yönlü biçimde ele alma fırsatı sunacak.

Mariko Okubo ve Yin Chang da kendi ülkelerindeki sanat birikimlerini, üretim deneyimlerini ve pişmiş toprağa ilişkin yaklaşımlarını öğrencilerimizle paylaşacak. Böylece gençlerimiz yalnızca eserlerin ortaya çıkış sürecini izlemekle kalmayacak; farklı kültürlerin sanat anlayışlarıyla doğrudan temas kurma imkânı da bulacak.

Bu yıl sempozyumumuzda, geçmiş dönemlerde sanat danışmanlığını üstlenmiş değerli akademisyen Prof. Bilgehan Uzuner'i de konuk etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hocamızın birikimi ve değerlendirmeleri, sempozyumumuzun sanat, sektör ve bilim arasındaki güçlü bağını daha da görünür kılacak; yıllar içinde oluşan sanat anlayışının sürekliliğine de katkı sunacaktır.

Bizim için sempozyumun en kıymetli taraflarından biri bir sanatın yalnızca sergilenen bir sonuç olarak değil; bilgiyi, deneyimi ve ilhamı paylaşan canlı bir süreç olarak görmektir.

2-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı'nda gerçekleştireceğimiz sempozyumda, sanat üretimleri, uluslararası toplantılar, sergiler, konserler, yarışmalar, atölyeler ve farklı yaş gruplarını bir araya getiren etkinliklerle dolu dolu bir program sunacağız.

Hemşehrilerimiz 10.00-17.00 saatleri arasında sanatçılarımızın çalışmalarını yakından izleyebilecek; şehrimize armağan edilecek eserlerin doğuşuna tanıklık edebilecek.

Bu yıl yine sanatçılarımızın ortak emeğiyle Tepebaşı'nın belleğine kalıcı biçimde kazınacak bir kolektif eser ortaya çıkacak. Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatan bu eserin adının Atatürk'ün Çocuk Bahçesi, Atatürk Bahçesi, Atatürk Çocukları, Atatürk Çiçek Bahçesi, Atatürk'ün Çiçekleri olarak belirlenmesi planlanıyor.

Bu eser sadece sanatçılarımızın ellerinden çıkmayacak. Çocuklarımız da hazırlayacakları çiçeklerle eserin ayrılmaz parçası olacak; üretim sürecine aktif olarak katılacak. Onların renkleri, umutları ve hayalleri Atatürk Anıtı'yla bütünleşecek.

Çünkü Atatürk yalnızca geçmişimizin büyük lideri değil; çocuklarımızın aydınlık yarınlarının da en güçlü güvencesidir. Topraktan doğan bu eser, Cumhuriyet'e duyduğumuz bağlılığı; çocuklarımıza olan inancımızı ve geleceğe dair umudumuzu simgeleyecek. Çocuklarımızın elleriyle çoğalan her çiçek, bu toprakların Cumhuriyet'le kurduğu bağı ve geleceğe bıraktığımız sözü görünür kılacak.

Çocukların sempozyumla kurduğu bağ yalnızca kolektif eserle sınırlı olmayacak. 2-6 Eylül tarihleri arasında Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı'nda eğlenerek öğrenen çocuk atölyeleri, çocuk çamur atölyeleri ve rekreasyon etkinlikleri düzenlenecek.

Çocuklarımız toprağa dokunacak, üretimin heyecanını yaşayacak, sanatçılarla bir araya gelecek ve kendi hayal güçlerini ortak sanat üretimine katacak. Biz, sanatın çocukların dünyasına değdiği her anın, daha yaratıcı, daha özgür ve daha umutlu bir kent yaşamı kuracağına inanıyoruz.

Sempozyum programımız 2 Eylül Çarşamba günü saat 16.00'da, Atilla Özer Karikatürlü Ev'de açılacak "Gelenek Gelecek" Bilgehan Uzuner Sergisi ile başlayacak. Sergi, 2-14 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

Aynı gün saat 18.30'da sempozyumumuzun açılış törenini gerçekleştireceğiz.

Açılış törenimizin ardından, saat 20.00'de Ekin Uzunlar konseriyle Eskişehirlilerle buluşacağız. Karadeniz müziğinin sevilen sesi Ekin Uzunlar, sempozyumun ilk akşamında sahne alacak; müziğiyle bu büyük sanat buluşmasının coşkusuna ortak olacak.

Müzik programımız sempozyum boyunca sürecek. 3 Eylül Perşembe günü Echo Tribute Band, 4 Eylül Cuma günü Cosmokiss, 5 Eylül Cumartesi günü Valeria Sonar Jazz Quartet Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı'nda sahne alacak.

6 Eylül Pazar günü saat 18.30'daki kapanış törenimizin ardından ise Kolektif İstanbul konseriyle bu büyük buluşmayı hep birlikte tamamlayacağız. Her biri saat 20.00'de başlayacak konserler, sempozyumun sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren ruhunu müzikle çoğaltacak.

5 Eylül Cumartesi günü Vega AVM'de Down sendromlu çocuklara yönelik yemek yarışması düzenleyeceğiz. Saat 10.00-12.00 arasındaki bu buluşmanın ardından, 13.00-17.00 saatleri arasında yöresel yemek yarışmalarını gerçekleştireceğiz.

Bu etkinliklerle hem dayanışmanın hem de yöresel mutfak kültürümüzün sıcaklığını sempozyum programına taşıyacağız.

Sempozyum alanındaki el sanatları tanıtım ve satış stantları da üreticilerimizi, zanaatkârlarımızı ve hemşehrilerimizi buluşturacak. Bu stantlar, emeğin yalnızca sergilenen değil, hayatın içinde karşılık bulan bir değer olduğunu hatırlatacak; yerel üretimin görünürlüğüne katkı sağlayacak.

Bu büyük buluşma, yalnızca belediyemizin değil, kentimizin sahip çıktığı ortak bir emeğin ürünüdür. Başta ana sponsorumuz Kılıçoğlu olmak üzere; Espark, ERİAD, Ecan Alışveriş Merkezi ve Cassaba Modern'e teşekkür ediyorum.

ÇES Elektrik, New Level, Tepe Asansör, Vega, Eriş 1903, Atayurt Okulları Kids, Bess Gayrimenkul, Eskişehir Ticaret Borsası, Ümit Hastaneleri, The Merlot Hotel, Sam Royal Hotel, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi, Museum, Elit, Seramiksir.com, Beğiter Grup, Espir Sanat, Sempra Restaurant & Cafe, Sümer Restaurant, Noémie, Gorill Burger House, Guernica Coffee & Gallery, Kalite Çikolata, Akasya Seramik ve İcracı Sanatçılar ve Müzisyenler Meslek Birliği (T.S.M.B.)'ne; sempozyumumuza verdikleri değerli destek için şükranlarımı sunuyorum.

Kültür Bakanlığı'na, Eskişehir Valiliği'ne, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'ne ve Odunpazarı Belediyesi'ne de destekleri için teşekkür ediyorum.

Sanatçılarımıza, bilim insanlarımıza, kurumlarımıza, çalışanlarımıza, gönüllülerimize ve bu sempozyumu kendi buluşması olarak gören tüm Eskişehirlilere yürekten teşekkür ediyorum.

18. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu'nun Eskişehir'e, Tepebaşı'na, ülkemize ve sanat dünyasına hayırlı olmasını diliyorum."