TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder şu ifadeleri kullandı;
"18 Haziran 2026 tarihinde ÇED başvuru dosyası, Eskişehir'imizin Alpu ilçesinde özellikle Esence ve Uyuzhamam mahallelerini kapsayacak şekilde önümüze geldi.
Şimdi bu bölgeyi bir inceleyelim. Burada mevcut ruhsat alanı ve ÇED alanı bulunuyor. Esence Mahallesi burada, Uyuzhamam burada, Aktepe ise şu noktada yer alıyor. Alpu Ovası, Eskişehir'imizin 52 bin hektarlık alanıyla en büyük ovası. 2017 yılında Bakanlık kararıyla "Büyük Ova Koruma Alanı" statüsüne alındı. Büyük ova statüsü; tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon riski bulunan ve amaç dışı kullanıma açılmaması gereken alanlar anlamına geliyor. Türkiye'de bu statüde yaklaşık 440 ova bulunuyor ve bu sayının 500'e çıkarılması hedefleniyor. En fazla büyük ova Konya'da bulunurken, Eskişehir de bu konuda öne çıkan illerden biri.
Tekrar proje alanına dönmek istiyorum. Proje alanı, Eskişehir kent merkezine 42 kilometre, Alpu ilçe merkezine ise yaklaşık 7 kilometre güneydoğuda yer alıyor. Esence Mahallesi'ne 245 metre, Uyuzhamam Mahallesi'ne 670 metre, Aktepe Mahallesi'ne ise 2 bin 336 metre uzaklıkta bulunuyor. ÇED-1 alanı ise Esence Mahallesi'ne yalnızca 30 metre mesafede. Haritada da görüldüğü gibi, Eskişehir'in en büyük ovasını oluşturan büyük ova statüsündeki tarım parselleri bu bölgede yer alıyor.
Dün Esence Mahallesi'ndeydik. Çektiğim fotoğrafta köy kahvesi ve aşağıda caminin bulunduğu alan görülüyor. 22 Temmuz tarihinde saat 10.00'da halkın bilgilendirme toplantısı burada yapılacak. Tüm mahalle sakinlerini, ilgilileri ve yetkilileri bu toplantıya bekliyoruz. Fotoğrafı muhtarlığın önünden çektim. Görünen alanlarda patlatmalar yapılacak, kırma işlemleri gerçekleştirilecek ve çıkarılan cevher işlenmek üzere Kaymaz'a götürülecek.
Peki bunun tarıma etkisi ne olacak? Bölge özellikle buğday, arpa, mısır, şeker pancarı ve kuru soğan üretimi açısından oldukça zengin. Hatta burada kuru soğan deposu olarak kullanılan bir tesis de bulunuyor. Eğer açık ocak yöntemiyle altın ve gümüş madeni faaliyete geçerse, oluşacak toz, duman ve partiküller bu ürünlerin yaprak yüzeylerini ve stomalarını kaplayacak. Bunun sonucunda bitkiler fotosentez yapamayacak. Özellikle mısırın püskül ve döllenme döneminde ciddi zararlar oluşacak. Hem verim kaybı hem de kalite kaybı yaşanacak. Sürekli gıda güvenliğini konuştuğumuz bir dönemde, Alpu Ovası'nda bu proje gerçekleşirse hem gıdaya hem de suya kendi elimizle zarar vermiş olacağız.
Bunun dışında ÇED-1 ve ÇED-2 alanları arasında bulunan çayır ve mera alanları da zarar görecek. Bölgede hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Meraların zarar görmesiyle birlikte hayvanların otlatılması da ciddi şekilde etkilenecek. Bu durum hem hayvansal üretimin verimini hem de kalitesini düşürecek. Geri dönüşü zor bir süreci kendi elimizle başlatmış olacağız.
Özellikle mısır üretimi konusunda bunu daha net söyleyebilirim. Dün bölgede mısır ekimi yapılan tarlaları da gördük. Patlatmalar ve oluşacak toz nedeniyle koçanlar da zarar görecek. Böylece Eskişehir adına büyük ova statüsündeki bu değerli tarım alanını madencilik faaliyetlerine feda etmiş olacağız.
Projeye baktığımızda açık ocak alanı parsellerin hemen yanında yer alıyor. Bunun yanı sıra kırma-eleme tesisi ve pasa depolama alanı da bölgenin önemli bir bölümünü kapsıyor.
Su kaynaklarına baktığımızda ise yeraltı sularının da ciddi şekilde etkileneceğini görüyoruz. Dün görüştüğümüz bir çiftçi, "Eskiden mahallemizde 25-30 metrede suya ulaşıyorduk, bugün ise ancak 300 metrede su bulabiliyoruz." dedi. Yeraltı sularının her geçen gün daha derine indiği bir dönemdeyiz. Eğer Esence Altın-Gümüş Madeni ve kırma-eleme tesisi açık ocak işletmeciliğiyle faaliyete geçerse, bugün 300 metrelerden çıkarılan suyun da tamamen kaybolması riskiyle karşı karşıya kalacağız. Bu da bölgenin su kaynaklarını kaybetmesi anlamına geliyor.
Dün Doğa ve Yaşam Platformu olarak bölgedeydik. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da bize eşlik etti. Konunun uzmanları olarak değerlendirmeler yaptık. Ben tarımsal açıdan değerlendirdim. Tabipler Odası Başkanımız insan sağlığı açısından görüşlerini paylaştı. Çevre mühendisimiz ve TEMA Vakfı temsilcileri ise açık ocak sistemi, patlatmalar ve toprağın sıyrılması konularını değerlendirdi. Her birimiz farklı bir açıdan baktık ancak aynı sonuca ulaştık. Bölge halkı oldukça duyarlı. Ben iki hafta önce de Alpu'daydım ve halkın konuya ilişkin bilinç düzeyini yakından gözlemledim.
22 Temmuz Çarşamba günü saat 10.00'da köy camisinin önündeki açık alanda halkın bilgilendirme toplantısı yapılacak. Yetkililer de toplantıya katılacak. Ben ilgililerin, yetkililerin ve Eskişehir halkının bu toplantıda bulunmasını istiyorum.
Çünkü burada yaşanacak süreç bir domino etkisi oluşturacak. Sadece tarım değil, su kaynakları, çayır ve meralar, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da etkilenecek. İnsanlar da bu sürecin doğrudan içinde olacak. Projenin yaklaşık 8 yıl sürmesi planlanıyor. Bunun 6 ayı hazırlık, 12 ayı ise rehabilitasyon süreci olarak öngörülüyor. Bu süre boyunca yılın her günü, 24 saat boyunca insanlar, doğa, toprak, bitkiler ve hayvanlar patlatmaların, sarsıntının, tozun ve dumanın etkisine maruz kalacak.
Bu nedenle olaya yalnızca Esence, Uyuzhamam ve Aktepe açısından bakmamak gerekiyor. Etkilenecek olan sadece bu mahalleler değil, Eskişehir'in tamamı olacak. Sakarya Nehri ve onun en önemli kollarından Porsuk da bu süreçten etkilenecek. Su kaynakları ve gıda güvenliği açısından hem ülkemizin hem de dünyanın içinde bulunduğu koşullar ortada.
Bu nedenle Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına, büyük ova statüsündeki bu verimli tarım topraklarında ve su kısıtı yaşayan ilçelerimizden biri olan Alpu'da bu projenin hayata geçirilmesine onay vermiyoruz."