Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Kadın Sekreteri Birsen Ergünler şu ifadeleri kullandı;
“8 Mart 2026 Dünya Kadınlar Günü; Ortadoğu’da savaş, ülkede ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlik, hukuksuz gözaltılar, baskı, karanlık, kadın cinayetleri, kadın kazanımlarına ve insan haklarına yoğun bir saldırı altında giriyoruz.
Afganistan’da, Suriye’de, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında kadınlar; yaşamlarını çalan gerici, baskıcı, neoliberal politikalara karşı, isyanımızla sokakları dolduruyoruz.
8 Mart’ın gerisinde; kadınların yüzlerce yıldır sürdürdükleri eşitlik, özgürlük ve yaşam mücadelesinin ayak izleri var. Ülkemizde ve dünyada her türlü şiddet, savaş ve kıyımın ilk tek kurbanı kadınlar ile çocuklar.
Ülkemizde 2025 yılında; 294 kadın cinayeti ve 297 şüpheli ölümlü can kaybı oldu. Sadece geçtiğimiz ay 26 kadın, yakınları olan erkekler tarafından katledildi.
İstanbul Sözleşmesi 6284’ü uygulamak yerine, ilan ettikleri “Aile Yılı” kadın cinayetlerinin uzayan listesi olmaktan öteye gitmedi.
Kadın cinayetleri sistematik ve politiktir.
Bu iktidarın; kadınları yoksulluğa mahkum eden, güvencesiz işlerde çalışmaya iten, “yardım” almak zorunda bırakan, “muhtaç” duruma düşürme politikalarını kabul etmiyoruz. Hayatlarımızı zorlaştıran politikalara, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı, emekli kadınların isyanını büyütüyoruz.
Yılların emeğini savunuyor, eşitlik ve insanca bir yaşam için birlikte mücadele ediyoruz.
17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun, ailede eşitliği sağlayan çok önemli bir güvencedir. Bugün bu Medeni Kanunu korumak ve savunmak; laik, demokratik ve eşit bir ülkede yaşamak iradesinin beyanıdır.
Kazanılmış haklarımızı geriye götürmeye yönelik her türlü gerici hamlelerin karşısında birlikte barikat kuracağız. Biz kadınlar için laiklik mücadelesi amasız ve fakatsız vazgeçilmezlerimizin en üst sırasındadır. Bugün Afganistan’da Taliban rejiminde kadınların kemikleri kırılıncaya kadar şiddete maruz kalmaları yasallaştı. Kadınların camdan bakmaları, kamusal alanlarda varlığı ve eğitime erişimleri dahi yasaklandı.
Laiklik mücadelesi onun için kadınların “varoluş” mücadelesidir. Şeriat karanlıktır, laiklik ise özgür yaşamın ta kendisidir. Laiklik, şeriatın panzehiridir.
Afganistan’da, Suriye’de, İran’da ve dünyanın her yerinde kıyıma uğrayan, baskı gören tüm kadınların mücadelesini sahipleniyoruz. Sürdürdükleri özgürlük mücadelesinin yanındayız.
Bu 8 Mart’ta bizleri eve kapatmak, köleleştirmek isteyen bu karanlık rejime karşı; laiklik, özgürlük ve birleşik bir kadın mücadelesi için sokakları doldurmaya devam edeceğiz. Yüksek sesle Kadınlar vardır deme kararlılığından asla vazgeçmeyeceğiz.
Kadın dayanışması özgürleştirir. Kadın dayanışması değiştirir. Kadın dayanışması insanca yaşamı savunur. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın 8 Mart.”