ESKİŞEHİR HABER

Büro Emekçileri Sendikası: "Mezarda emekliliğe, kayıt dışı ücrete ve sefalete hayır"

Büro Emekçileri Sendikası, sosyal güvenlik sistemi, emekli aylıkları ve kamu çalışanlarının hak kayıplarına ilişkin açıklama yaptı.

Abone Ol

Büro Emekçileri Sendikası Basın Yayın Sekreteri Baki Ulaş Karaca şu ifadeleri kullandı:

“Mezarda emekliliğe, kayıt dışı ücrete ve sefalete hayır. Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde, sosyal devletin tasfiyesine ve kamu emekçisinin geleceğinin çalınmasına karşı sesimizi yükseltiyoruz. Yaşadığımız kriz tesadüf değildir. ‘Devletin küçülmesi’ safsatasıyla kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin ve uluslararası sermayeye verilen taahhütlerin bir sonucudur. Kamu Yönetimi Temel Reformu ile başlayan bu süreçte hizmetler paralı hale gelmiş, yurttaşlar düşük emekli aylıklarına mahkûm edilmiş, kamu emekçileri ise hem güvencesizleştirme hem de geleceksizleştirme politikalarına maruz bırakılmıştır.

2006 yılında ‘reform’ ve ‘devrim’ sloganlarıyla kurulan SGK, gelinen noktada bir şirket gibi yönetilerek toplumun sırtından kâr etmeye odaklanmıştır. Kurum bütçesi, özel sağlık sektörüne ve ilaç tekellerine kaynak aktarmanın aracı haline getirilirken vatandaşın ilaca ve tedaviye erişimi zorlaşmış, hizmet kalitesi düşmüştür.

Ülkede artan kayıt dışı istihdam ve SGK bütçesinin sermayeye aktarılması sonucunda sosyal güvenlik kapsamı giderek daralmaktadır. Veriler de bunu açıkça göstermektedir.

2026 yılı itibarıyla yaklaşık 26,3 milyon aktif sigortalıya karşılık 17 milyon emekli ve hak sahibi bulunmaktadır. Sistemde 33,8 milyon kişi ‘bakmakla yükümlü’ statüsündedir. 2024 başında 1,63 olan aktif-pasif oranı, 2026 itibarıyla 1,62’ye gerileyerek kritik eşiğin altına düşmüştür. Sigortalıların toplam nüfusa oranı yüzde 89,7 görünse de çalışanların nüfusa oranı yalnızca 0,48’dir. Yani toplumun yarısı gerçek bir güvenceden yoksundur.

İktidarın politikaları, emekli aylıklarını asgari yaşam standartlarının altına itmiştir. Emekli aylıkları 2003 yılında asgari ücretin yüzde 36 üzerinde iken bugün asgari ücretin yüzde 22 altına düşmüştür.

Sosyal güvenlik yerine ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ düzeni dayatılmaktadır. Zorunlu BES ve Cumhurbaşkanlığı Stratejik Planı’nda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi gibi uygulamalarla anayasal bir hak olan kamusal emeklilik adım adım tasfiye edilmek istenmektedir.

Seyyanen dâhil ek ödemeler emekliliğe sayılmazken maaşlardan yapılmak istenen yüzde 3’lük kesintiler ve devlet teşvikleri aracılığıyla emekçinin sırtından özel fonlara kaynak aktarılması, bu anlayışın açık bir göstergesidir. Oysa devlet, kendi eliyle yarattığı bu ‘yasal kayıt dışılığa’ son verip tüm ek ödemeleri emekli keseneğine dâhil etse memurlar önceden olduğu gibi ücretine oranla hak ettiği emekli aylığını alabilecektir. Ancak kamu emekçileri bugün yasal kayıt dışılık nedeniyle emekli olamamaktadır.

2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile 01.10.2008 tarihinden sonra atanan yaklaşık 2,5 milyon kamu emekçisi, birçok hak kaybının yanı sıra emeklilikte de açlığa mahkûm edilmiştir.

2008 öncesi 25 yıl çalışan bir emekçi için aylık bağlama oranı yüzde 75 iken yeni yasada bu oran yüzde 50’ye çekilmiştir. Eskiden primler güncellenirken ülke büyüme hızının yüzde 100’ü hesaba katılırken bu oran yüzde 30’a düşürülmüş, emekli aylıkları enflasyona mahkûm edilmiştir.

5434 sayılı yasada mesleki unvanlar emekli aylığını doğrudan etkilerken, 5510 sayılı yasada unvanın önemi ortadan kaldırılmış, aylık yalnızca ortalama prime esas kazanca indirgenmiştir. Emekli aylığı alt sınırı ortalama aylık kazancın yüzde 35’ine düşürülerek fiilen kaldırılmıştır.

2008 sonrası sisteme girenler için emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltilmiştir. Bu durum daha uzun süre çalışma zorunluluğuna rağmen daha düşük aylık alınması sonucunu doğurmaktadır.

EYT sürecinin tüm iş yükü omuzlarına yüklenen SGK emekçilerine verilen sözler tutulmamış, 666 sayılı KHK ile gasp edilen haklar Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen iade edilmemiştir. 2011 yılından bu yana SGK ve İŞKUR bünyesinde görev yapan emekçilerin ikramiyeleri, ek ödemeleri ve havuz paraları hukuksuz şekilde ellerinden alınmıştır.

Bununla da yetinilmemiş, personelin en temel kazanımları olan servis ve yemek hakları dahi hedef alınmış, uzmanlık hakkı verilmemiş ve 3600 ek gösterge sözü tutulmamıştır. Yoğun iş yükü altında ezilen, hakları budanan ve talepleri görmezden gelinen SGK ve İŞKUR emekçileri artık ‘yeter’ demektedir.

Kamuda kayıt dışı ücrete son verilmesi için başlattığımız ‘Tam Sigorta’ kampanyası kapsamında memur maaşının yarısından fazlasını oluşturan kalemlerin prime esas kazanca dâhil edilmemesiyle sürdürülen ‘yasal kayıt dışılığa’ dikkat çekiyoruz.

Bu durum SGK’yı yılda yaklaşık 450 milyar TL gelirden mahrum bırakmaktadır. Seyyanen ödemelerin emekliliğe yansıtılmaması nedeniyle bir emekçinin birikmiş aylık ve ikramiye kaybı 900 bin TL bandına ulaşmıştır.

Kamu emekçilerinin maaşının yarısından fazlasının kayıt dışı bırakılmasına karşı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yapılması gereken düzenlemelere ilişkin yasa teklifimizi TBMM’de muhalefet partilerine sunduk.

Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve hükümete sesleniyoruz. Bu kayıt dışılığın nedeni sizin kök ücret modelinizdir. Bu durum kamu emekçilerini en düşük emekli aylığına mahkûm etmekte ve birçok hak kaybına neden olmaktadır. Hazırladığımız yasa taslağına destek verin.

Hükümet bu yasal düzenlemelere engel olmaya devam ederse aşağıdaki talepler doğrultusunda tüm kamu emekçilerini iş yerlerinde örgütlenmeye ve ortak mücadeleye çağırıyoruz.

Taleplerimiz:

Tam Sigorta kapsamında seyyanen zam dâhil tüm ek ödemeler prime esas kazanca dâhil edilerek emekliliğe yansıtılmalıdır.

666 sayılı KHK mağduriyeti sona erdirilmeli, SGK ve İŞKUR emekçilerinin gasp edilen ikramiye ve ek ödemeleri derhal iade edilmelidir.

Aylık bağlama oranı yeniden yüzde 75’e çıkarılmalı, büyüme hızının yüzde 100’ü güncelleme katsayısına dâhil edilmelidir.

En düşük emekli aylığı çalışan en düşük memur maaşından az olmamalıdır.

Verilen sözler tutulmalı, 3600 ek gösterge ayrım yapılmaksızın tüm kamu emekçilerine uygulanmalıdır.

Çalışırken yoksullaşmaya, emeklilikte sefalete hayır.

Kamuda kayıt dışı ücrete son, tam sigorta istiyoruz.”