Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı;

"Hiçbir başarı tek bir kişinin gayretiyle ortaya çıkmıyor. Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe teşkilatlarımızın, kırsal ilçelerimizdeki teşkilatlarımızın ve tüm teşkilat mensuplarımızın yoğun emeği sayesinde bugün burada bir araya geldik.

Anahtar Parti Eskişehir İl Teşkilatı'nı birlikte büyüteceğiz. Eskişehir'den Genel Başkanımıza güçlü bir destek veriyor, burada bir meşale yakıyoruz. Bu başarı hepimizin ortak gayretiyle gerçekleşiyor.

Bugün aramıza katılan yeni üyelerimizden de bir ricam var. Bu hareket bir kartopu gibi büyüyecek. Burada mühendis arkadaşlarımız da var; biz buna kartopu etkisi deriz. Kartopu yuvarlandıkça nasıl büyüyorsa, teşkilatımız da aynı şekilde büyüyecek.

Bizler il ve ilçe teşkilatlarımız olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Yeni üyelerimiz de bu gayrete ortak olur ve destek verirse, çok kısa zamanda çığ gibi büyüyen bir teşkilat haline geliriz. Bu vesileyle hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum.

Şimdi çok kısa bir şekilde Anahtar Parti Eskişehir il ve ilçe teşkilatlarımızın kuruluşundan bugüne kadar nasıl bir gelişim gösterdiğini anlatmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi Anahtar Parti, 28 Ekim 2024 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na yapılan başvuruyla kuruldu. Aradan yaklaşık 20 ay geçti.

Bu süreçte diğer illerimizle tatlı bir rekabet içerisinde olduk. Üye kampanyaları, düzenlediğimiz etkinlikler ve teşkilatlanma çalışmalarıyla birbirimizi motive ettik. Bunlar tamamen hizmet yarışından ibaretti.

Tabii bu süreçte bazı illerimizde sağlık sebepleri, iş hayatı ya da çalışma temposu nedeniyle kurucu kadrolarda değişiklikler yaşandı. Ancak Eskişehir, kurucu kadrosunu büyük ölçüde koruyan nadir illerden biri oldu.

Yanılmıyorsam yaklaşık 10-12 kurucu yöneticimiz ilk günkü görevlerine hâlâ devam ediyor. Üstelik bunu sadece il teşkilatı için söylemiyorum. İlçelerimizle birlikte ilk günkü birlikteliğini koruyan, her geçen gün büyüyen sayılı teşkilatlardan biriyiz.

Bu nedenle Genel Merkez nezdinde Eskişehir teşkilatının gerçekten güçlü ve olumlu bir karşılığı bulunuyor.

Ben daha önce aktif siyaset yapmamış bir kardeşiniz olarak, en büyük mutluluğu işte burada yaşıyorum.

Artık Türkiye'nin 81 ilinde ve 973 ilçesinde kardeşlerimiz, dostlarımız ve ailemiz var. Biz burada nasıl büyük bir aile olmuşsak, Türkiye'nin her köşesinde de aynı sıcaklığı hissedebileceğimiz insanlar var.

Bunun güzelliğini zaman zaman yaşıyoruz.

Mesela sağlık sorunu yaşayan bir arkadaşımız vardı. Denizli'de iş kazası geçirmişti ve Eskişehir'de ulaşamadığı bir doktor için teşkilatımızdaki arkadaşlarımız devreye girdi. Kurduğumuz dostluklar sayesinde ameliyat sürecine katkı sağlayabildik.

Başka bir örnek daha vereyim. Bir üyemizin evladı Eskişehir'de üniversite kazandı. Yurt ve ev konusunda güvenilir bir destek arıyordu. Teşkilatımız sayesinde bu konuda da yardımcı olduk.

Aynı şekilde bizler de Türkiye'nin hangi iline gidersek gidelim, hangi ilçesinde bulunursak bulunalım, kapısını çalabileceğimiz kardeşlerimiz var. Bugün aramıza yeni katılan sizler de zaman içerisinde bu büyük ailenin ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak göreceksiniz.

Kısa bir anımı da paylaşmak istiyorum. İl Başkanı olarak göreve başlayalı henüz iki ay olmuştu. O dönem Genel Merkez Teşkilat Başkanımız Sayın Ayhan Erel beni aradı.

"Çağlar Başkan, Eskişehir'den geçiyorum, haberin olsun." dedi. Ben de heyecanla, "Başkanım nereye geleyim, sizi nerede karşılayayım?" diye sordum. Gülümsedi ve bana çok önemli bir şey söyledi. "Yok" dedi. "Ben sadece haber vermek için aradım. Bu bizim teşkilat geleneğimizdir. Bir yerde görürsün ya da başkasından duyarsın, hoş olmaz. İl Başkanının haberi olması gerekir."

İşte o gün öğrendiğim bu teşkilat kültürünü ben de bugün uygulamaya çalışıyorum.

Mesela Afyon'a giderken Seyitgazi'den geçiyorsam önce Seyitgazi İlçe Başkanımızı arıyorum.

"Başkanım, buradan geçiyorum, haberiniz olsun." diyorum.

Başka bir ilçeye gidiyorsam oradaki ilçe başkanımızı arıyor, selam veriyorum.

İnanın bunlar küçük gibi görünen ama teşkilat ruhunu ayakta tutan çok önemli davranışlardır.

Allah nasip ederse önümüzde memleket yükünü omuzlayacağımız uzun ve güzel bir süreç var. Bu yolculuktan hep birlikte büyük bir keyif alacağımıza inanıyorum.

Şimdi hem ülke siyasetine hem de yerel siyasete kısaca değinmek istiyorum.

Genel Başkanımızın basın açıklamalarını ve katıldığı televizyon programlarını takip edenleriniz mutlaka vardır. Ben de onun dile getirdiği bazı tespitleri paylaşmak istiyorum.

Bugün Türkiye'de ilkesiz ortaklıklar ve ilkesiz ittifaklar konuşuluyor. Normal şartlarda sokakta karşılaşsalar birbirine selam vermeyecek insanlar, aynı masa etrafında oturup ittifak kurabiliyor. Bunun temel sebebi ise yüzde 51'e dayalı Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'dir.

Bu sistem, siyasi partileri ilkeler etrafında değil, matematik hesabı üzerinden bir araya gelmeye zorluyor.

Hepinizin bildiği gibi geçmişte Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın birbirlerine söyledikleri sözler hafızalarda duruyor. Ancak gün geldi, aynı ittifak içerisinde yer aldılar.

Benzer şekilde iki yıl önce seçim meydanlarında, "Bunlar İmralı'ya özgürlük getirecekler, Kandil'dekilere imkân sağlayacaklar, Selahattin Demirtaş'ı çıkaracaklar." deniliyordu.

Aradan iki yıl geçti ve bugün çok farklı siyasi tablolar konuşuluyor.

Burada isimleri tartışmaktan çok, bu tabloyu ortaya çıkaran sistemi konuşmamız gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü yüzde 51 zorunluluğu, birbirine tamamen zıt görüşlerde olan siyasi hareketleri bile aynı masa etrafında buluşturabiliyor.

Genel Başkanımız da son katıldığı canlı yayında özellikle bunun üzerinde durdu. Sorunun kişiler değil, sistem olduğunu ifade etti.

Bir diğer önemli konu ise partili cumhurbaşkanlığı sistemidir.

Bugün herhangi bir eleştiri yönelttiğinizde karşınıza farklı sıfatlar çıkıyor.

Cumhurbaşkanı deniliyor…

Başkomutan deniliyor…

Başöğretmen deniliyor…

Bir başka konuda ise siyasi parti genel başkanı sıfatıyla konuşuluyor.

Oysa bu makamların birbirinden ayrılması gerekir.

Meclisin denetim yetkileri önemli ölçüde zayıfladı. Gensoru mekanizması kaldırıldı. Bütçe üzerindeki etkisi eski gücünü kaybetti.

Yetkilerin büyük kısmı tek merkezde toplandı.

İşte bizim üzerinde durduğumuz konu budur.

Biz kişiler üzerinden değil, sistemi konuşacağız.

Sistemin nasıl değiştirileceğini konuşacağız.

Bunu yaparken de kırmızı çizgilerimizi açıkça ortaya koyacağız.

Lozan Antlaşması'nı koruyacağız.

Cumhuriyetimizi koruyacağız.

Kurucu değerlerimizi koruyacağız.

Sınırlarımızı koruyacağız.

Gençlerimizi koruyacağız.

Ekonomimizi ve paramızın değerini güçlendirecek politikaları konuşacağız.

Kısacası, Türkiye'nin geleceğini güçlendirecek sistemi hep birlikte inşa etmenin mücadelesini vereceğiz.

Şimdi de yerel siyasete kısaca değinmek istiyorum.

Hepimiz Eskişehir'in farklı mahallelerinde yaşıyoruz.

Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık iki yıl, yani 800 günü aşkın bir süre geçti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin son derece nazik, güler yüzlü ve uzlaştırıcı bir kişiliğe sahip olduğunu düşünüyorum.

Ancak siyaset sadece iyi niyetle yürümüyor.

Siyaset, verilen sözleri yerine getirebilme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Bugün Eskişehir'e baktığımızda seçim döneminde verilen vaatlerin önemli bölümünün henüz hayata geçirilmediğini görüyoruz.

Elbette yapılan bazı çalışmalar var.

Emek veriliyor, çaba gösteriliyor.

Ancak yaklaşık bir yıl önce basın mensuplarının bana yönelttiği bir soruya şu ifadeyle cevap vermiştim:

"Arı gibi çalışıyor ama bal yok."

Bugün de genel tabloya baktığımda bu değerlendirmemin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum.

Kent Lokantası, Kent Kasabı ve benzeri bazı sosyal projeler hayata geçirildi.

Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri gibi bazı çalışmalarda da olumlu adımlar atıldı.

Ancak seçim döneminde verilen büyük vaatlerin önemli kısmı konusunda henüz somut sonuçlar göremiyoruz.

Tepebaşı Belediyesi'nde yaşanan gelişmeleri hepiniz yakından takip ediyorsunuz.

Odunpazarı Belediyesi de bazı alanlarda çalışma yürütüyor. Ancak orada da ciddi eksikliklerin bulunduğunu görüyoruz.

Bunları neden anlatıyorum?

Çünkü bu salonda bulunan insanlar, yarının milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri olacak.

Lütfen bu salonları küçümsemeyin.

Bu salonlarda gerçekten bu memleketi yönetmeye talip, liyakat sahibi insanlar bulunuyor.

Ülkenin durumunu konuştuk. Eskişehir'in durumunu konuştuk. Artık görüyoruz ki mevcut anlayış birçok alanda çözüm üretemiyor. Ama bu ülkenin yetişmiş, dürüst ve liyakat sahibi evlatları var. Bizler o kadroları oluşturuyoruz. Bizler liyakatli kadrolarız.

Bizler, "liyakatli şöhretsizler" anlayışıyla yola çıkmış insanlarız. Bu memleketin asli unsurlarıyız. Bu nedenle bu toplantıları, bu salonları ve bu birlikteliği asla küçümsemeyin. Çünkü yarının milletvekilleri de, belediye başkanları da, meclis üyeleri de işte bu salonlardan çıkacak.

Sözlerimi Genel Başkanımızın sıkça dile getirdiği bir düşünceyle tamamlamak istiyorum.

Genel Başkanımız diyor ki:

"Türkiye, iyi yetişmiş 8 ila 10 bin kişilik bir kadroyla yeniden ayağa kaldırılabilir."

Bu sözün çok önemli olduğuna inanıyorum.

Çünkü mesele sadece milletvekili çıkarmak ya da belediye başkanı seçmek değildir.

Bu ülkenin iyi yetişmiş müsteşarlara, genel müdürlere, daire başkanlarına, il müdürlerine, kaymakamlara, bürokratlara ve her alanda liyakat sahibi insanlara ihtiyacı var.

Devletin her kademesinde işini hakkıyla yapan, bilgisiyle, ahlakıyla ve vicdanıyla görev yapan insanlara ihtiyaç var.

Eğer biz bu anlayışla yetişmiş 8 ila 10 bin kişilik güçlü bir kadroyu harekete geçirebilirsek, bu ülkenin birçok sorununu çözebiliriz.

Çünkü mesele yalnızca seçim kazanmak değildir.

Asıl mesele, seçimden sonra devleti doğru kadrolarla yönetebilmektir.

Biz bunun için çalışıyoruz.

Biz sadece bugünü değil, yarını da inşa etmeye talibiz.

Bu yüzden teşkilatlarımızın her bir mensubu çok değerlidir.

Burada bulunan her arkadaşımızın ayrı bir sorumluluğu vardır.

Her biriniz bulunduğunuz mahallede, sokağınızda, iş yerinizde ve sosyal çevrenizde Anahtar Parti'nin temsilcisisiniz.

Sizin duruşunuz, üslubunuz ve insanlara yaklaşımınız partimizin en güçlü referansı olacaktır.

Onun için birbirimize sahip çıkacağız. Birbirimizi dinleyeceğiz. Birbirimize destek olacağız. Çünkü biz büyük bir aileyiz.

Genel Başkanımızın bir başka sözüyle ifade edecek olursam:

"Biz 85 milyona değil, Allah'ın izniyle 850 milyona da yeteriz."

Ben de buna yürekten inanıyorum. Birlik olursak… Liyakatten ayrılmazsak… Milletimizin derdiyle dertlenmeye devam edersek… Allah'ın izniyle önce Eskişehir'de, ardından Türkiye'nin dört bir yanında çok daha güçlü bir teşkilat yapısına ulaşacağız.

Bugün aramıza katılan tüm yeni üyelerimize tekrar hoş geldiniz diyorum. Bu büyük ailenin bir parçası olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. İnşallah bugün attığımız bu adım, yarın çok daha büyük başarıların başlangıcı olacaktır. Katılımlarınız, emekleriniz ve desteğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bizim Eskişehir'deki mottomuz ve sloganımız şudur: "Eskişehir'i alacağız, memleketi alacağız."