Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı;

"Geçtiğimiz günlerde hem yerel basında hem de sosyal medyada, belediye işçileri içerisinde yaşanan sendika değiştirme tartışmaları gündemde yer buldu. Bunun ardından işçilerin üyesi olduğu mevcut sendika Türk İş’e bağlı Belediye-İş ve Disk’e bağlı Genel İş sendikalarından konu ile ilgili açıklamalar yapıldı.

Son yıllarda işçilerin, Belediye-İş yönetimine karşı büyüyen bir tepkileri olduğunu ve en son geçtiğimiz yıl işçilerin onayı olmadan imzalanan Toplu İş Sözleşmesi ile tepkilerin hayli arttığını görmüştük. İşçiler şehir meydanında kendi iradeleriyle habersiz imzalanan TİS’i protesto etmiş ve mevcut sendika yönetimine dair eleştirilerini dile getirmişti. Yine yaşanan şube seçimleri sırasında işçilerin çeşitli tepkileri olmuş seçimlerin adil olmayan bir ortamda gerçekleştiği eleştirisi yükselmişti. Tüm bunların üzerine işçilerin sendika değiştirme iradesi gösteriyor ki; Belediye-İş sendikasına da egemen sendikal bürokrasi anlayışına da işçilerin artık tahammülü kalmamıştır. İşçiler kendi seçtikleri kişilerce temsil edildikleri, söz haklarının gerçek anlamda olduğu, işverenin karşısında her daim işçinin yanında olan bir sendikal anlayış istediklerini gösteriyorlar.

İşçilerin sendika değiştirme kararının ardından Belediye-İş sendikasının işçileri ve örgütlendikleri sendikayı suçlayan açıklamaları ise kabul edilemez. Sendika seçme özgürlüğü işçilerin en temel sendikal hakkıdır. İşçiler sendikalarını değiştirme özgürlüğünü kullandıklarında sorgulanması gereken bu kararın kendisi değil, işçileri bu kararı vermeye iten sendikal bürokrasi ve o anlayışı temsil eden sendika yöneticilerinin tutumudur. Sendikacıların kendi tutumlarını özeleştirel bir gözle ele almadan işçiyi suçladığı her açıklama bir kere daha nasıl birer sendika bürokratına dönüştüklerinin kanıtından öteye geçemeyecektir. Yine işçiler içerisinde herhangi bir çalışma yürütmeyen, işçilerin sendikal bilinçlerini ilerletecek herhangi bir adım atmayan diğer sendikaların hazır işçiler sendika değiştirmeye niyetlenmişken “hadi buyurun biraz da bize üye olun” demekten başka bir anlam ifade etmeyen açıklamalarının da işçiler açısından bir karşılığı olmayacaktır. İşçiler açısından bu sendikalar madalyonun farklı yüzleri olarak algılanmaktadır.

Emek Partisi olarak diyoruz ki işçi iradesini tanımayan sendikal bürokrasi karşısında tutum alan belediye işçilerinin yanındayız. İşçilerin ihtiyacı olan sendikal anlayış kendi iradelerinin sendikalarına yansıdığı, gerçek bir sınıf sendikacılığıdır. İşçilerin iradesinin sendikalara yansıdığı bir sendikal faaliyet ancak işçilerin birlik olduğu, sendikaların bürokrat temsilcileri karşısında sınıf sendikacılığını benimseyen temsilcilerini birlikte seçtiği ve sendika yönetimlerini denetlediği bir toplamda mümkün olabilecektir. Bunun da en önemli koşulu işçilerin işyerlerinde öncelikle kendi birliklerini kurmasıdır. Üye oldukları sendikanın adı değil benimsediği sendikal anlayış önemlidir. Ve tabi ki işçilerin bu sendikaları nasıl denetlediği, kendi birliklerini ne oranda kurdukları belirleyici olacaktır.

Belediye işçileri nezdinde Türkiye işçi sınıfının yıllardır hasret olduğu sendikal mücadele; birlikte hareket eden işçilerin ortak iradesiyle mümkün olabilir. Birleşelim! Örgütlenelim! Bürokratik sendikacılığa karşı sınıfın özne olduğu sendikaları hep birlikte örgütleyelim."