Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir şu ifadeleri kullandı;
"Herhangi bir maden şirketi bölgemize, köyümüze, mahallemize, ormanımıza ya da su kaynaklarımıza geldiğinde bizim hayrımıza, menfaatimize veya çıkarımıza hiçbir şey yapmayacak.
Maden şirketleri, AK Parti iktidarını da arkalarına alarak yaklaşık bir yıl önce bir yasa çıkardı. Bu yasa, maden şirketlerinin talepleri doğrultusunda hazırlandı. Maden şirketleri bir araya gelerek, 'Maden meselesi bizim milli mücadelemizdir.' dediler. Ancak bu benim milli mücadelem değil. Bir maden şirketi Alpu'da, Sarıcakaya'da, Mihalgazi'de ya da Eskişehir'in herhangi bir yerinde altın çıkaracak ve buna milli mücadele diyecek, ben bunu kabul etmiyorum.
Bu nedenle biz Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu olarak tüm maden faaliyetlerine karşıyız. Bunun siyahı, beyazı ya da grisi yok. Açıkça söylüyoruz; tamamına karşıyız. Teknik boyutları tartışılacak uygun platformlar oluştuğunda bunları da ayrıntılı şekilde ortaya koyarız.
Maden şirketleri bizden çekiniyor. Çünkü öyle bir mücadele yürütüyoruz ki, devlet kurumları ve bürokratlarla iş birliği içinde halktan gizledikleri su kuyularını buluyoruz. Onların bile haberi olmadan bu kuyuları tespit ediyoruz. Bu bilgiler sayesinde bilirkişi heyetlerini etkileyebiliyoruz ve bilirkişiler, 'Bu bölgede maden yapılamaz.' yönünde görüş bildiriyor.
Cengiz Holding'i hepimiz biliyoruz. Dünyada en fazla kamu ihalesi alan Türk şirketlerinden biri. Buna rağmen AK Parti iktidarı tarafından bir gecede 490 milyar liralık vergi borcunun silindiğini görüyoruz. Sonra da halka, 'Size iş vereceğiz, caminizi boyayacağız, yolunuzu yapacağız, okulunuza duvar öreceğiz, kahvenize destek olacağız.' deniliyor. Vergi borcu silinmiş, teşvik alacak, bir de buradan altın çıkaracak. Peki geriye köylüye ve yöre halkına ne kalacak? Kocaman bir enkaz.
Maden şirketleri ülkemizin üzerine çöküyor. Özellikle Eskişehir onların gözdesi hâline geldi. Türkiye'nin hiçbir ilinde maden şirketleri ev ev, dükkân dükkân, sera sera, tarla tarla, köy köy dolaşıp broşür dağıtmadı. Ama burada yüz binlerce broşür hazırladılar. Biz o broşürlerde yer alan bilgilerin tamamını çürüttük.
Cengiz Holding daha sonra ismini değiştirmek zorunda kaldı. Kendini aklamaya çalıştı. Montan adıyla faaliyet yürüttü ve bu isim altında köylülere 3 bin liralık zincir market alışveriş kartları dağıttı. Bunları da tespit ettik, kamuoyuna duyurduk ve basın aracılığıyla ifşa ettik.
Broşürlerle ilgili suç duyurusunda bulunduk. Ancak ne yazık ki adalet sistemi artık şirketlerin ve büyük holdinglerin baskısı altında. Bu konuda sonuç alamadık. Buna rağmen vicdan sahibi teknik uzmanlar var. Alpagut'ta görevlendirilen 13 kişilik bilirkişi heyetinin 12 üyesi, 'Bu maden burada yapılamaz.' dedi.
Demirli Mahallesi'nde Eczacıbaşı'na ait bentonit maden ocağında bir çökme meydana geldi. Biz bu çökme alanını belgeledik. Bilirkişiler enkaz üzerinde inceleme yaptı ve hazırlanan raporda 13 bilirkişinin tamamı burada maden kapasitesinin artırılamayacağı yönünde görüş bildirdi. Demirli Mahallesi ormanın içinde yer alan bir köy. Biz ilk gittiğimizde, 'Bu maden bu köyü yutar.' demiştik. Bilirkişiler de aynı sonuca ulaştı.
Biz yargıya güvenmiyoruz, iktidara da güvenmiyoruz. Ancak hâlâ vicdanlı akademisyenler, uzmanlar ve bilim insanları var. Biz Alpu'da tarım alanlarını, yaşam alanlarını ve her geçen gün azalan su kaynaklarını korumak için yola çıktık.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu olarak şuna inanıyoruz. Hukuki sürece bile gerek kalmadan bu mücadeleyi başarabiliriz. Geçen hafta Efence'de yaptığımız toplantıda herkes aynı görüşteydi. Aynı kararlılıkla hareket edeceğiz. İlk gün nasıl gittiysek, üç gün sonra da beş gün sonra da yine orada olacağız. Muhtarlarla yaptığımız toplantılarda da aynı iradeyi gördük.
22 Temmuz'da yapılması planlanan toplantının gerçekleşmemesi için o köyde olacağız. Sizlerin de yanımızda bulunmasını, hepimize destek vermesini istiyoruz. Güç birliği içinde hareket ederek o şirketi geldiği gibi göndermek gibi tarihsel bir sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.
Biz sürekli şu cümleyi kuruyoruz. Bu topraklar, bu ormanlar, bu ülke bize atalarımızdan miras kaldı. Biz bu mirasın sahibi değil, emanetçisiyiz. Onu koruyarak gelecek kuşaklara bırakmak gibi büyük bir sorumluluğumuz var. Her birinizin de bu sorumluluğu taşıyacağına yürekten inanıyorum."





